Gökçelik’in hedefi Wal-Mart
Pazartesi, 05 Nisan 2010 21:33
Elif SEZGİN
35 yıllık süreçte ‘rafın olduğu her yerde’ kendini kabul ettiren Gökçelik, güçlülüğünü kanıtlamak için 2014 yılına kadar zor bir hedef olan ABD pazarına girmeyi kafasına koydu. Gökçelik olarak belli oluşumları tamamladıklarını ve artık ABD pazarı üzerinden yeni ufuklara açılmak istediklerini dile getiren Yönetim Kurulu Başkanı Yalçın Aras, “Amerikan pazarına girmek istememizdeki bir diğer etmen de dünyanın en büyük perakende zinciri Wal-Mart’a ya da onun alternatiflerine mal satmak. Hedefimiz gerçekten büyük” diye konuştu.
- Gökçelik’in sektördeki konumunu öğrenebilir miyiz?
- Gökçelik Süper Market Ekipmanları & Depolama Sistemleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi olarak kurulduğumuz 1976 yılından bu yana rafın olduğu her yerdeyiz. Bugün Türkiye’de mağaza ve depo ekipmanları pazarının yüzde 80’inini Gökçelik ve Gökçelik’ten doğmuş şirketler teşkil etmektedir. 40’tan fazla ülkeye ihracatımız var. 2008 verilerine göre Bursa’nın en çok ihracat yapan 92. firmasıyız. İki fabrikada toplam 12 bin metrekare kapalı alan üzerinde 100’ün üzerinde çalışan ile günde 30 ton, ayda ise bin-bin 500 ton sac işleme kapasitesine sahibiz. Önümüzdeki süreçte bu daha da artacaktır. 2009 yılında başlattığımız yeni şovrum inşaatımız da devam ediyor. İstikrarlı olarak ürettiğimizin yüzde 50’sini ihraç ediyoruz. İşler doğru giderse 2011’de 25 milyon avro ciro hedefliyoruz.
- Ürün geliştirirken nelere dikkat ediyorsunuz?
- En son, çok sayıda hiper ve süpermarket yöneticisi ile 500’e yakın kasiyerin görüş ve önerilerini dikkate alarak ‘optimal’ modelini geliştirdik. Tasarımlarımızı yaparken öncelikle çok ciddi bir piyasa araştırması yapıyoruz. Sadece ülkeyi değil bütün dünyayı tarıyoruz. Çünkü tüm dünyaya mal satıyoruz. Bütün bu çalışmaların neticesinde bir taslak tasarım ortaya koyuyoruz. Bu taslak tasarımı ‘optimal’de olduğu gibi kullanıcılarına soruyoruz. Kullanıcıların da fikrini aldıktan sonra ürünü hayata geçiriyoruz. Sattığımız ürün görsel olduğu için estetik açıdan düzgün olmasına özen gösteriyoruz. İhracat yaptığımız için taşınabilir ve portatif olması, stok durumlarına cevap verebilecek bir ürün olması bizim için önemli. 3 yılda bir köklü değişimler yapıyoruz. Bir ürünü ortaya koyduğumuzda geçen 3 yıllık süreçte üzerinde küçük küçük değişiklikler yapıyoruz. Ve ürün tam bir evrim geçirmiş oluyor. Bu değişiklikler ile makineler ve kalıplar üzerinde köklü değişiklikler yapılmış oluyor. Biz teknolojiye yatırım yaparken, çıplak teknolojiyi alıp üzerine kendi donanımlarımızı, bilgi birikimimizi ve tasarımımızı ekleyerek bir makine konsepti geliştiriyoruz. Bu da Türkiye’de teknolojinin baştan satın alınıp, daha sonradan bu teknolojiyi hangi noktaya getirdiğinin bir ölçüsüdür. Gökçelik de bu olgunun içindedir.

‘ORTA REYONUMUZ EVRİMİNİ HAZİRANDA TAMAMLIYOR’

- En son evrimini tamamlayan ürününüz?
- Örneğin orta reyon dediğimiz temel ürünümüz evrimini hazirandan sonra tamamlayacak. Henüz adını koymadığımız orta reyonumuzu en gelişmiş şekliyle en az 10 yıl temelde tutacağız. Dünyada en çok kıvrımlı forma sahip olan bir ürün geliştirdik. Çok pratik ve çok hızlı bir şekilde montaji yapılabiliyor. Eskisinden en az 4 kat mukavemeti olan bir ürün. Daha kullanışlı ve endüstriyel bir ürün. Bu ürün daha az yer kaplayacak, paketlenmesi ve taşınabilirliği daha kolay olduğu için ihracatta da müşterilere bir avantaj sağlayacak.
- Gökçelik olarak ulaşmak istediğiniz nokta nedir?
- 35 yıldır emin adımlarla insanların kafasında güzel bir Gökçelik oluşturmuş bir müessese sahibi olarak, bu güzelliğin gelecek nesillere taşınması. Gökçelik’in süreklilik ifade etmesi, tamamen yüzde 100 homojen kurumsal bir sisteme kavuşması benim en büyük idealim.
- Hedeflediğiniz bir pazar var mı?
- 2008’de otomatik raf hattı yatırımımız ile dakikada 8 adet raf üretebiliyoruz. Şimdi bu yatırımımızın ikinci parçası geliyor. Daha önce de yatırımlarımız vardı. Komple 3,5 milyon avroluk bir yatırımdı bu. Son hat ile birlikte müşteri portföyümüz de gelişecek. Daha ciddi ülkelere daha yüksek oranlarda satış yapabileceğiz. Bundan sonraki hedefimiz 2014 yılına kadar Amerika pazarına girebilmek. Amerika’ya hiç satamadık şimdiye kadar. Bugüne kadar hiç giremediğimiz bir ülke. Amerikan pazarına bir fuar organizasyonu ile girmeyi hedefliyoruz.
- Niçin Amerika?
- Amerika pazarına girmekle güçlülüğümüzü de kanıtlamış olacağız. Çünkü Amerika pazarı, gerçekten zor bir pazar. Ciddi anlamda gelişmiş bir ülke olarak gördüğümüz Amerikan pazarına girerek buradan daha yeni ufuklar elde etmek istiyoruz. Amerikan pazarına girmiş olmakla sadece Amerika’ya mal satmıyoruz; bütün dünyaya, Amerika’nın uzantısı olan birçok ülkeye de mal satmış olacağız. Amerikan pazarına girmek istememizdeki diğer en büyük etmen de dünyanın en büyük market zinciri, dev perakende zinciri Wal-Mart’a ya da onun alternatiflerine mal satmak. Hedefimiz gerçekten büyük. Biz belli oluşumları tamamladık. Sert oluşumları tamamladıktan 4-5 sene sonra gelecek yıllardaki hedefimiz, daha kurumsallaşarak, teknoloji satmak, know-how satmak, bilgi satmak. Bu işi daha bilimsel olarak geliştirip, geçmiş yıllarda elde ettiğimiz tecrübelerden bilgi yöntemiyle para kazanmak, hedefimiz bu. Dünyaya yayılmak. Dünyanın her yanında var olmak. Ve Gökçelik çizgisini 2014 yılına kadar dünyanın her tarafında görmek, tanıtmak.
 
‘HİÇ KRİZ OLMAMIŞ GİBİ DAVRANDIK’
- Krizde nasıl bir pozisyon aldınız?
- Hiç kriz olmamış gibi, kriz bizden değilmiş gibi davrandık ve tabii ki de geçmiş yıllardaki tecrübelerimize dayanarak tedbirlerimizi aldık. Her zaman söylerim. Türk sanayicisi geçmiş yıllardan beri krizlere alışıktır, tecrübelidir, yokluğa, kemer sıkma politikalarına alışıktır. Mutlaka kriz etkiliyor ama dünyanın şok olduğu bir ortamda biz daha şerbetliyiz, dayanıklıyız. 2001 krizi benim şimdiye kadar gördüğüm en sert kriz ortamıydı. Birden bire vurdu. Şimdi ki kriz ise endirekt. Küçüğe çok daha büyük, büyüğe ise daha az etki gösterdi. Bu krizde en büyük yarayı maalesef çalışanlar aldı. En kalıcı etkisi işsizlik oldu. Çünkü işletmeler bu krizde daha çok teknik ve teknolojik yatırımlarla üretimi artırarak, işsizliğe daha da etki oluşturmaya başladı.
- Krizden çıkış için tarih öngörünüz nedir?
 - 201-2014’e kadar her yıl yüzde 10-15 gibi sürekli olarak daha iyiye gidecek diye düşünüyorum. Tam anlamıyla krizden çıktık diyebilmek için ise işsizlik oranının 2008 verilerinden daha iyi olması lazım. Bunun için de teşvikler gerekir. Teşvik Yasası yeniden gözden geçirilmeli, diğer taraftan bu yasaya ek olarak istihdama yönelik yeni ve sürekli bir teşvik yasası çıkartılmalı. Sanayiciye uzun vadeli kredi olanakları tanınmalı. Ayrıca KDV iadelerinde ağırlaşan mevzuat da hafifletilmeli.

İnsanlık tarihinin en
büyük şirketi: Wal-Mart

Wal-Mart insanlık tarihinin gelmiş geçmiş en büyük şirketi. Aynı zamanda dünyanın en fazla kişiye istihdam sağlayan özel şirketi. İskontolu fiyat üzerine geliştirdikleri iş modeli bugün dünyanın en başarılı olanı. Türkiye’nin gayri safi milli hasılasını tek başına yapan bir firma. Şirket bu başarısını, dünyanın en büyük cirosunu küçük rakamlarla yakalıyor. Ve operasyonel inovasyonla kâr ediyor. 25 yıllık bir tarihi olmasına karşın bugün Amerika’da her 10 kilometrede bir Wal-Mart var. Her 10 kişiden biri Wal-Mart müşterisi, her 100 kişiden 2’si Wal-Mart çalışanı. Borsada 10 yıldır üst üste hisse senetleri en çok işlem gören bir kurum.

Raftech sektöre hizmet ediyor

- Bir de derginiz var…
- Evet, 2005’te yayına başladığımız ve bugün 13. sayıya ulaşan Raftech dergimiz sektörde büyük kabul gördü. 4 ayda bir çıkan dergimizde yer alabilmek için firmalardan talep geliyor. ‘Bize neden yer vermiyorsunuz?’ diye sitem edenler var. Bu dergimizde çeşitli röportaj ve haberlerle bilgi alışverişini amaçlıyoruz. Sektörün gelişimi ve bilgilendirilmesi üzerine Raftech ile ortak bir akıl oluşturuyoruz. 3 bin adet basıp 2 bin 500’ünü kurye ile ücretsiz dağıtıyoruz. Dergimize hiç reklam almıyoruz çünkü sektör ile ilgili dergi çıkartan insanların karşısına rakip olma gibi bir düşüncemiz yok. Ben çalışma hayatımda rakibime bile saygı gösteren bir insanım.

Çinliler bile Gökçelik’i taklit ediyor

- Bugüne kadar kaç ürün geliştirmişsinizdir?
- Övünerek söyleyeyim; Bugün daha hala Yalçın Aras’ın eliyle çizdiği, geliştirdiği raf sistemleri İstanbul’da, Anadolu’da ve pek çok yerde üretiliyor. Hala benim çizdiğim çizgi aynı şekilde birçok insana para kazandırıyor. Bu marketlerde, bakkallarda kullanılan sepetlerin bile benim el çizgimle, benim tasarımımla hayata geçtiğini çok rahatlıkla söylüyorum. Resimleri var, belgeleri var bende. Halen daha taklit ediliyor. Biz onları bırakalı 20 yıl oldu. Yani bizim de bir nevi görevimizmiş gibi yeni ürünler çıkartıp, taklit etsinler diye tasarıma oturuyoruz. 40 bin metrekare kapalı alanda üretim yapan bir Çin firması bile Gökçelik ürünlerini alıyor, birebir kataloglarına koyup, taklit ediyor. Taklit edilmek bir anlamda güzel ama bir anlamda da emek, fikir ve düşünce hırsızlığı. Taklitle de bir noktaya varılmaz. Ama bu söylediğim Çin için geçerli değil. Çünkü onlar bu konuda ‘yabancı bir devlet adamının’ dediği gibi; ‘Herkes futbolu ayakla oynarken Çinliler el ile oynuyorlar.’ Yani penaltı yok, faul yok, sen kafaya çıkıyorsun topu alıyor, arkadan veriyor. Çalım yapmaya çalışıyorsun. Bu kadar taklit varken dava açıp hakkımızı aramaya bile yetişmemiz mümkün değil.

NOSAB’da işler iyiye gidiyor!

- Küçük ve orta ölçekli oto yan sanayi firmalarının en yoğun olduğu NOSAB’ın da Başkanı olarak işe geri dönüşlerin başladığını söyleyebilir misiniz?
- Tabii biz konumumuz gereği bölgemizdeki elektrik, doğalgaz ve enerji kaynaklarının kullanımından dolayı bunu yakın olarak hissediyoruz, görüyoruz. Arıtma sistemimizin çalışmasından da bunu anlıyoruz. Geçen yılın bu ayına göre yüzde 15-20 gibi bir artış söz konusu. İstidama bakmak lazım geçici midir? Uzun vadede işsizliği ortadan kaldıracak mı? Bütün kriter bu. Sanayici bir öncesinden daha iyi hissediyorsa kendini bu iyi demektir ama işsizlik açısından hiç iyi diyemiyor sanayici. Şu anda NOSAB’ta işler geçen yıldan daha iyi.
Kriz döneminde 70’e yakın fabrikada üretim ya azalmış ya da durmuştu. 70 olan rakam şimdi yüzde 50 daha azaldı.

Yalçın Aras kimdir?

1955 Ardahan-Göle doğumlu. Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Türkçe Bölümü mezunu. NOSAB Başkanı. 2003 yılında Bursa Ticaret Liselileri Eğitim ve Güçlendirme Vakfı’nın ‘Yılın İş Adamı’, Bursa Rotary Kulübü’nün ‘Yılın Meslek Ödülü’ne değer bulundu. 2004’te MEB tarafından takdir belgesi ve Bursa Valiliği’nce de ‘Eğitime Yüzde Yüz Katkı Beratı’ aldı. Evli, üç çocuk babası. ‘Perakende Düşünceler’ adlı bir kitabı var. Türkiye’de sanayi ile birlikte siyasal gelişmeleri kaleme aldığı yeni bir kitap hazırlığı içerisinde.