Ermetal, otomotive 15 milyon dolarlık yatırım yapıyor
Pazartesi, 28 Haziran 2010 14:39
Seyit ERSÖZ

Küresel krizde başarılı bir sınav veren Ermetal Şirketler Grubu, kayda değer istihdam kaybı yaşamadığı kriz sonrası hızla atağa kalkmaya hazırlanıyor. Yönetim Kurulu Başkanı Fahrettin Gülener, otomotivde artan talebi karşılamak için kapasite artışına ihtiyaç duyduklarını söyledi. Gülener, Demirtaş Organize Sanayi Bölgesi’nde 30 bin metrekarelik alana yatırım kararı aldıklarını, bunun 12 bin metrekarelik ilk yatırımını bu yıl tamamlayacaklarını belirtti. Gülener, “Yatırımlarımız 2012 yılında tamamlanacak. İlk etaptaki 12 bin metrekare alandaki otomotiv sektörü için yaptığımız yatırımımız 12-15 milyon dolar arasında olacak. İlave bir istihdam şu an düşünmüyoruz” dedi.
Otomotivde, kalıpçılıkta, büro mobilyalarında, plastikte ve gıdada faaliyet gösterdiklerini söyleyen Gülener, piyasanın nabzını bu nedenle çok geniş anlamda tutabildiklerini ifade ederek, “Şu anda bütün sektörlerde yüzde 120 doluyuz.Süratle yeni yatırımları devreye alma noktasına geldik” dedi.
1972’de Erkalıp ile otomotiv sektöründe faaliyet göstermeye başlayan gurup bugün geldiği nokta itibariyle Ermetal Otomotiv, Bürosit Büro Donanımları, Mobsit, Erkalıp, Er Gıda, Plasmot ve Mob Metal şirketlerini bünyesinde barındırıyor.
Hobi amaçlı girdikleri gıda işinde ayda bir milyon dolarlık ciroya yaklaşan Er Gıda’nın dahi büyük bir atılım içinde olduğunu belirten Gülener, Ekonomik PUSULA’ya yeni yatırım hedeflerini açıkladı.
-Krizin etkileri ortadan kalkıyor mu?
-Birçok sektörde faaliyet gösterdiğimiz için piyasanın nabzını genişçe tutabiliyoruz. Şu anda bütün sektörlerde yüzde 120 doluyuz. Bu ne demektir? Yani çok süratle yatırım yapma noktasına geldik. Şu anda yeni yatırımlar için düğmeye bastık. Otomotiv sektöründe faaliyet gösterecek olan yeni fabrikamız, 12 bin metrekarelik alanda inşaat halinde. Aralık ayında bitmiş olacak. Bunun devamında 2011 yılında olmasa bile 2012 yılında yine o büyüklükte bir inşaat daha yapmayı öngörüyoruz. Bütün sektörlerde gelişme içindeyiz. Bütün sektörlerimiz ile ilgili yeni yer arıyoruz. Bütün sektörlerde büyüyeceğiz. Plastikte yeni yatırımımız olacak. Yer arıyoruz. Plastik fabrikamız 3 bin 500 metrekarelik alana sıkıştı kaldı. 8-10 bin metrekarelik yer lazım. Gıda fabrikamız bile ayda bir milyon dolar ciroya koşuyor. Biz gıdada iddialı değildik, sadece hobi amaçlı bu işi yapıyorduk, ama o da ciddiye bindi, işimizi öğrendik, ciddi bir ekip çalışıyor. İşimizi doğru yapıyoruz. Bunun nedeni hepimizin işin başında olmamızdır.
-Otomotiv sanayi açısından değerlendirme yaptığınızda gelecek iyi görünüyor mu?
-Türk otomotiv sanayinde olumlu gelişmeler var. 2008’e göre 2009 yılını artıda geçiren otomotiv sanayi bu yıl da yüzde 10–15 oranında büyüme öngörüyor. Üretim ve ihracat rakamları artıyor. Bursa’da kurulu iki ana sanayi firmamız çok iyi gidiyor. İkisinin de dünya pazarlarındaki satışları çok iyi gidiyor. Modelleri cazip geliyor, marka bilinirlilikleri yüksek. Bizler de yan sanayi olarak bu şansın devamını yaşıyoruz. Türkiye’deki otomotiv üretiminin yüzde 85’lik bölümü ihraç ediliyor. Bu bağlamda gözü yurt dışında olan sektör, dışta varlık gösterdiği takdirde gelişimini sürdürecek. Sektör olarak otomotivde 2015 yılında, bugünkünün iki katı üretim yapacağımızı savunuyorum. Yani 2 milyon adedi aşan bir rakam… 2012 hedefleri kriz nedeniyle üç yıl ötelendi. Hedef 2015 yılında yakalanacak.
-Bu hedefe ulaşmak için ülkede uygun zemin var mı? Rakiplerin durumu nedir?
-Dehşet rakipler geliyor. Rakiplerimiz Çin, Hindistan, Malezya ve İran. Bunlar büyük rakipler, Japonya ve Kore bizim rakibimiz değil. Çünkü biz onların liginde değiliz. Biz C ligindeyiz. Otomotivde A, B, C ve D ligi vardır. Hindistan ve Çin D ligindeydi, C ligine çıktılar ve şimdi bizi vuruyorlar. Bizde çalışma barışı için tarafların anlayışına ihtiyaç vardır. Çalışma barışını kimsenin bozmamaya özen göstermesi lazım. Çalışma barışı biraz sarsılırsa yerli sermaye çok çabuk malını yabancıya satar. Burada bir tezat var. Yerli sermaye, çalışma barışının sarsılmasından korkmasına rağmen yabancı sermaye korkmuyor anlamına mı geliyor? Korkmuyorlar. Sebebi nedir? Yabancı sermaye tahkim yasaları ile korunur. Vatandaşımızın bilmediği budur. Yabancı sermaye uluslararası hükümlere göre burada yer alır ve bizler tarih oluruz. Burada yine iki milyon adet otomobil yapılır ama ne olur Fahrettin Gülener’ler olmaz, yerli üretimden doğan yerli sermaye birikimi biter, karlılığın tamamı da yurt dışına gider. Böyle bir durum ciddiyetini korumakta olup; tarafların 5-10 yıl sonrasını düşünmeleri gerekir.
-Rakipleri ekarte etmek anlamında neler yapabilir? 
-Türkiye’de bir kolaycılık var. Devletin elinde ne varsa hepsini satalım, vatandaşın elinde ne varsa o da satsın. Ne olacak, ülkemizi satın alan yabancı firmaların Türkiye merkezli ihracat artacak. Patronu kim olacak, o önemli değil! Rakiplerimizin hepsi global oyuncu ve işlerini çok iyi yapıyorlar. Bizim otomotiv ana sanayi firmalarımızın da hepsi global oyuncu. Onlar da işini iyi yapmak için bizleri en uygun şartlarda çalıştırmak zorundalar.
-Otomotivde yeni yatırım için sizce en çok neyin önemi var?
-İç pazar büyüklüğünden, yatırım ve işçilik maliyetlerine kadar her şeyin önemi vardır. Özel önem taşıyan sektörler kapsamında otomotiv, metal, makine, yüksek teknolojili tekstil ve gıda ürünleri gelir. Yasa yoluyla konulmuş hedefler sürekli değişiklikler ve geriye dönük verimsizliğe itilmekte olup düzeltilmesi daima başka baharlara kalıyor. İki ileri bir geri misali yürüyüşle yatırım olsa olsa bugünkü kadar olur…  
Benim bahsettiğim, gelecek yıllarda Türkiye’nin varlığı kimin eline geçecek. Patronlarımız Fiat, Ford, Toyota, Renault, Hyundai… Bunlar dünyada global oyuncu olarak var mı, var, güçlü mü, güçlü. Türkiye’de fabrikaları var. Dünyada mal satıyorlarsa Türkiye’deki fabrikaları yaşar mı, yaşar. Bitti. Önemli olan bunların ana yan sanayileri yaşar mı, yaşar. Ana yan sanayi, büyük sanayiler, doğrudan doğruya teslimat yapan ilk 100. Bunun devamında küçük sanayiler ne kadar yaşar. Zaten kimse yan sanayiye bakmaz. İfadeleri doğru anlayıp doğru iz sürmek lazım. Türkiye’nin derdi bugün yaptığı ile değil, yarın ne yapacağımızla ilgilidir.
-Yabancı şirketlerin sayısı kriz ile birlikte arttı mı?  
-Bursa’da 2003 yılında 46 tane yabancı firma vardı. Şu anda 500’e birkaç rakam kaldı. 2012 yılında bu sayı 1000’i geçer. Sadece Bursa’yı söylüyorum.
-Yabancılar için cazip olan sektörler hangileri?
-Otomotiv, tekstil, makine… Buna gıda da dahil olacak. Nerede para kazanılıyorsa hepsini yabancı satın alacak. Bunun önüne geçmek imkansız, artık globalizm diye bir akrabamız var. Benim rahmetli babam, “Çalışmayan milletler başka milletlerin esiri ve eğlencesi olur” derdi. Bu laf çok acıdır. Esiri olduğumuz muhakkak, acaba eğlencesi miyiz? Bizim milletimiz az çalışır, sorunlarını Allah’a iletir. Ben bu insanları anlamıyorum. Hoş; gerçi onlar da beni anlamıyorlar, “yeter artık kendini öldüreceksin, bu kadar çalışılır mı” diyorlar…  

Globalizme direnirim ama…

-Otomotivde Türkiye’ye yeni bir yatırım olabilir mi? 
-Olabilir, zaten baktığınızda otomotivde patronlar, yüzde 100 sermayeli yabancılar… Ana yan sanayilere bakıyorsunuz, önde gelen 50 tanesinden 30’u yabancı, kalmış benim gibi 20 tane. Ümitsizlik sergilemiyorum, işimin başındayım ama daha ne kadar dayanırız? Ben bunları söylediğim zaman bazı arkadaşlar diyor ki “korktun mu?”, “kaçacak mısın?”, “vaz mı geçtin?” Yok böyle bir şey, ben direnirim. Ama devlet bana bugünkü gibi zulmetmeye devam ederse, devletimin istediğini yaparım, globalizme teslim olurum. Sırtımda yumurta küfesi mi var. Bu kadar net ifade ediyorum. Allah korusun böyle bir şey olduğunda ben hürriyetimi kazanırım, çok param olur, ama ülkem benim gibileri çok ucuza kaybetmiş olur ve hatta bir daha bizim gibi yürekli adamlar gelmeyebilir…

Çalışan sayımız yüzde 10 arttı

-İstihdamınız artacak mı?
-Biz krizde çok az sayıda adam kaybettik, 50 rakamının altında… İstihdam fazlası olan, çıkarılmaya aday 350 kişiye aylarca baktık. Yaklaşık 7-8 ay. Oturduk, anlaştık, uzlaştık. Ne yaptık? Çoğunu evine gönderdik, yarım maaş verdik. Bu sosyal adalettir, bu geleceğe beraber bakma vizyonudur, çünkü yetişmiş adamın kendisi de milli servettir. Bu ifadeleri kullanan patron sayısı da çok azdır. Krizin yoğunluğu azalsa da sıkıntılı süreç devam ediyor. Buna rağmen 3 vardiya çalışıyoruz. Çalışan sayımız yüzde 10 civarında arttı.

Avro bölgesi ihracatı sıkıntılı

-Avro-dolar paritesi nedeniyle avro bölgesine doğrudan yaptığınız ihracatta sıkıntı var mı?
-Müthiş sıkıntımız var. İhracatta artma da yok düşme de. Ama zarara rağmen pazarı koruyoruz. Bizim, otomotiv olarak konuşacak olursak üretimimizin yüzde 87'si ihracat. Kim ihraç ediyor? Ana sanayi ihraç ediyor. Onlar dolaylı yoldan bizi ayakta tutuyor. Bizim direkt ihracatımızda sıkıntı var, ama ana sanayimiz de sıkıntılı. Onlar da avro bölgesinden çıkıp dolar bölgesine mal satmanın gereklerini yapmaya çalışıyorlar. Ama tabi bu da akşamdan sabaha olmaz. Dehşet bir rekabet var, Çin, Hindistan, İran rekabeti var.

Fahrettin Gülener kimdir?

Kosova-Gilan doğumlu. 1955 yılında 5 yaşında iken Bursa’ya göç etti. Babası, sobacı Vehbi Usta’nın yanında daha ilkokul öncesi çalışmaya başladı. 1968 yılında Tophane Sanat Enstitüsü kalıp atölyesinden mezun oldu. Türkiye’de meslek okulu diplomasına sahip ilk tasarımcı kalıpçı. Mühendislik tahsilini ön lisansta bırakıp, 1972 yılında kendi firması Erkalıp’ı kurdu. Şirketleri Ermetal Otomotiv, Bürosit, Plasmot, Ergıda, Mobmetal bünyesinde 1400 kişi çalışıyor. 21. Dönem Bursa Milletvekili. Uluslararası Kalıp Üreticileri Birliği, BEGEV kurucusu. Evli ve üç çocuk babası.