| Eğitimli ‘lojistikçiler’ geliyor |
| Pazartesi, 07 Haziran 2010 14:47 | |||
|
Uludağ Üniversitesi Öğretim Üyeliği sırasında, 2009 Nisan ayında, dönemin Sanayi ve Ticaret Bakanı Zafer Çağlayan’ın danışmanı olarak görevlendirilen Yard. Doç. Dr. Emine Koban, şimdilerde bir ‘doğum heyecanı’ yaşıyor. Ankara’daki görevinden bir süre önce ayrılan Koban, Türkiye’nin ilk Lojistik Fakültesi’ni açacak olmalarının haklı gururunu taşıyor. Uludağ Üniversitesi İthalat-İhracat Bölümü Öğretim Üyesi ve Lojistik Derneği (LODER) İl Temsilcisi iken önemli lojistik firmalarının konuşlandığı Bursa’da, üniversite bünyesinde lojistik bölümü açtırabilmek için büyük mücadele vererek en azından lojistik bir alt dal açtıran Koban, şimdi bu enerjisini Türkiye’nin ilk Lojistik Fakültesi’ni bünyesinde bulunduracak Beykoz Üniversitesi için harcıyor. Fakültenin kuruluş hazırlıklarının tamamlanarak, dosyalarının YÖK’e sunulduğunu hatırlatan Beykoz Lojistik Meslek Yüksekokulu Endüstriye Dayalı Öğrenme Koordinatörü ve Dış Ticaret Programı Başkanı Yrd. Doç. Dr. Emine Koban ile Beykoz Lojistik Meslek Yüksek Okulu Müdürü Prof. Dr. Şenay Yalçın, Türkiye’nin ilk Lojistik Fakültesi ve Bursa için önemini Ekonomik PUSULA okurları için değerlendirdi. - Lojistik konusu son dönemde gündemde fazla yer alıyor, bunun en önemli nedeni nedir? Şenay Yalçın.: Dünya ekonomisi ve dünya ticareti özellikle son 30 yıldır hızlı bir büyüme ve çok boyutlu bir değişim ve dönüşüm geçiriyor. Hemen her platformda “rekabet” gündemdeki konuların başında geliyor. Bu süreçte işletmeler de değişen yapıya uyum sağlamak ve yeni stratejiler geliştirerek yok edici rekabetçi düzende ayakta kalmak için çözüm arayışlarına daha fazla önem vermek zorunda kalıyor. İşletmelerin uluslararası alanda rekabet üstünlüğünü yakalamasında ise tüm sektörlerin iş süreçlerine doğrudan etki eden “lojistik” operasyonlar ve bu operasyonların doğru yönetilmesinin önemi her geçen gün artıyor. Lojistik kapsamındaki iş fonksiyonlarının işletmelerin rekabet gücünde belirleyici olma yönü ağırlık kazandıkça, “lojistik” sıklıkla duyduğumuz bir kavram olmaya ve lojistik hizmet sektörü ise ekonomiden daha fazla pay almaya devam edecektir. - Türkiye’de lojistik sektörünün görünümüne ilişkin bir değerlendirme yapabilir misiniz? Ş. Y.: 10 yıl içinde uluslararası pazarlarda çok ciddi bir gelişme gösteren Türk lojistik sektörü ile ilgili yansımaları görmek mümkündür. Türk lojistik sektörü 2009 yılı itibariyle yıllık 40-50 milyar dolarlık bir büyüklüğe ulaşmıştır. Hızlı bir artış göstermesi beklenen bu sektörün kısa sürede 60-70 milyar dolarlık bir büyüklüğe ulaşacağı tahmin edilmektedir. Sektörden sektöre değişse de ortalama olarak bir ürünün satış fiyatının yüzde 4 ile 20’sinin lojistik hizmet giderlerinden oluştuğu düşünülecek olursa, sektörün sanayi ve üretim için önemi daha iyi anlaşılacaktır. Dünyadaki benzer uygulamalara paralel biçimde hizmetlerini çeşitlendiren ve uzmanlaştıran Türk lojistik sektörü, emekleme devresini geride bırakarak, yerli ve uluslararası şirketlerle işbirliğine giden, yurtdışı bürolar açan, hizmetlerinin kalitesini sürekli artıran, dinamik bir sektör haline gelmiştir. - Lojistik sektöründeki gelişmeler ile bu alanda işgücü ihtiyacının giderek daha fazla öne çıktığını gözlemliyoruz. Lojistik sektörünün iş gücü ihtiyacını ve Türkiye’de ilk Lojistik Fakültesi’nin kurulma hazırlığının devam ettiği bu süreci değerlendirebilir misiniz? Ş.Y.: Günümüzde “tematik” kavramı yaşamımızın her alanına yerleşmiş durumda. Tematik dergiler, tematik kanallar, tematik okullar gibi. “Lojistik” gibi önemli ve yaşamsal, aynı zamanda insanı doğrudan ve dolaylı her biçimde ilgilendiren özel bir konuyla ilgili üniversitelerde bölümler açılmasından sonra, tematik ilk Vakıf Meslek Yüksekokulu olarak Türkiye Lojistik Araştırmaları ve Eğitimi Vakfı (TÜRLEV) tarafından, Beykoz Lojistik Meslek Yüksekokulu kurulmuştur. TÜRLEV bundan sonraki süreçte bir yandan sektörün giderek artan nitelikli işgücü ihtiyacını karşılamak, diğer yandan da lojistik alanında sektörün ihtiyaç duyduğu uygulamaya dönüştürülebilir projeler üretmek, bilimsel araştırmalar yapmak ve bunların dünya akademik platformunda yer alan saygın bilimsel yayınlarda yer almasını sağlamak hedefleri ile yola çıkarak Türkiye’nin ilk Lojistik Fakültesi’ni bünyesinde bulunduran Beykoz Üniversitesi’nin kuruluş hazırlıkları tamamlanmış ve dosyamız YÖK’e sunulmuştur. Beykoz Üniversitesi’nde kuruluşta; Lojistik Fakültesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi, Tasarım Fakültesi olmak üzere dört Fakülte yer alacak olup, açılan her Fakültenin bölümleri lojistik ana temasını destekleyen adlarda olacaktır. Kurulacak üniversitenin bünyesinde özellikle lojistik sektörüne yönelik ve ülkemizdeki üniversitelerde bölüm bazında dağınık bir biçimde olan ve birbirini tamamlayan programları Lojistik Fakültesi bünyesinde bir araya getirmeyi planlamaktadır. Lojistik Fakültesi’nin Bölümleri ise; Uluslararası Lojistik ve Taşımacılık, Tedarik Zinciri Yönetimi, Uluslararası Lojistik (İngilizce), Denizcilik ve Liman İşletmeciliği, Sivil Hava Ulaştırma İşletmeciliği, Kara ve Demiryolu Ulaştırma Lojistiği. Ayrıca bir diğer açılacak fakültemiz olan Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi’nde de “Lojistik Mühendisliği” Bölümü de yer alacak ki, ülkemiz için yeni olan bir bölüm olup, lojistik eğitiminde önemli bir farklılık yaratacaktır. Lisansüstü eğitim düzeyinde de Fen ve Sosyal Bilimler Enstitüleri’nde, iş dünyasının talep ettiği ve özellikle istihdam potansiyelinin yüksek olacağı alanlarda, uluslararası geçerliliği olan modüler sertifika programları ve Yüksek Lisans ve Doktora derecesine yönelik programlar geliştirilecektir. Bu sayede özellikle mezun oldukları alanlarda sahip oldukları mesleğe yönelik istihdam olanağı bulamayan ya da farklı alanlarda kendisini geliştirmek isteyen mezunlara ek bir eğitim olanağı da sağlanmış olacaktır. - Endüstriye Dayalı Öğrenme Koordinatörü olarak açılacak olan Lojistik Fakültesi’nde öğrenciler doğrudan sektörde uygulama yapma olanağına sahip olacaklar mı? Emine Koban: Halen Beykoz Üniversitesi’nin temelini oluşturan ve “Tematik” eğitim öğretim verilen Beykoz Lojistik Meslek Yüksekokulu’nda öğrenim gören öğrencilerin en önemli farklılığı, doğrudan protokol yaptığımız ve sektörün öncüleri olan lojistik firmalarında uygulamaya dayalı eğitim görmeleridir. Özellikle öğrencilerin lojistik sektörünün talep ettiği yetkinliğe ve donanıma sahip olmaları ve sektörün işgücü beklentilerini karşılamaları işe kabulde tercih edilebilirliklerini artırmıştır. Biz öğrencilerimize şu an bireysel staj başvurusu yaptırmadık, tüm staj başvurularını kurumsal olarak yürüttük. Endüstriye Dayalı Öğrenme Koordinatörlüğü ve Kariyer Merkezi’miz işbirliğinde, her bir öğrencimizi ayrı ayrı iş görüşmesi formatındaki staj görüşmesi ile işe alım sürecini görmelerini sağladık. Devamında ise 50 öğrencimizi DHL Ekspres’e, 50 öğrencimizi Omsan Lojistik’e, 78 öğrencimizi Gümrük Müsteşarlığı’na, 20 öğrencimizi Mars Lojistik’e, 15 öğrencimizi Schenker Arkas’a, 5 öğrencimizi HAVAŞ’a ve yine Turkon Holding, Aras Holding, Horoz Lojistik, Balnak vb. kırkın üzerindeki firmaya yıl içinde ve yaz döneminde olmak üzere ve bir kısmı da ücretli olarak staja yerleştirdik. Bu çalışmayı bütünüyle kurumsal yaklaşımla ve süreci takip ederek yürüttük. Sahip olduğumuz bu alt yapımızı bundan sonraki süreçte Lojistik Fakültesi için değerlendireceğiz. Lojistik Fakültesi ve onu destekleyen diğer Bölümler ile Mühendislik Fakültesi’nin Lojistik Mühendisliği Bölümü öğrencileri, bir yandan sektörün beklentilerine yönelik ve sektörle işbirliğinde hazırlanan eğitim içerikleri ile teorik bilgilerini tamamlarken, diğer yandan da sektörde uygulama ve yarı zamanlı çalışma olanağı bulacaklardır. Burada bir konuya değinmek istiyorum. Ben biliyorsunuz bundan önce uzun yıllar Uludağ Üniversitesi SBMYO öğretim üyesiydim. Burada da sektörel pek çok firma ile işbirliğimiz vardı. Bu firmaların Bursa Bölge Müdürlükleri ile olan işbirliğimizi ve iyi ilişkilerimizi şu an İstanbul’da bu firmaların ana merkezleri ile sürdürüyorum. Bu da benim için ve kurumum adına güzel bir açılım diye düşünüyorum. Bursa’nın ticaretteki payı giderek artıyor - Bursa, Türkiye’nin önemli bir sanayi ve üretim merkezi konumundaki ilimiz. Bursa’nın sektörel yapılanmasını da dikkate alarak bölgenin lojistik potansiyeli hakkındaki düşüncelerinizi alabilir miyiz?Emine Koban: Dünyada ülkeleri ve kurumları giderek zorlayan rekabetçi yapıda Bursa, güçlü sanayi ve üretim merkezi konumu ve ihracatta ikinci sırada olması ile bir yandan lojistik potansiyelini en etkin şekilde kullanmak ve diğer yandan da lojistik iş fonksiyonlarını en iyi şekilde yönetmek durumundadır. Bursa’nın iç ve dış ticaretteki payı ve önemi her geçen gün artıyor. Bu noktada özellikle ulaştırma alt yapısına ilişkin en önemli eksikliği olan demiryolu ve havayolu taşımacılığına ilişkin yetersizliğini dikkate almak ve önemsemek gerekiyor. Sektörel dağılıma baktığımızda otomotiv, tekstil, yaş meyve sebze, perakende, makine sektörleri ağırlıklı paya sahip. Bu sektörel çeşitlilikte lojistik hizmet sunan firmaların da yapılanmalarını bu yönde güçlendirmeleri gerekmektedir. Diğer taraftan hizmet alan firmaların da rekabette maliyetlerini doğru yönetebilmek için lojistik konusunda mevcut alt yapı potansiyelinin etkin ve verimli kullanımını gözden geçirerek eksiklerini tamamlaması ve iş süreçlerini yeniden tasarlamalıdırlar. Öncelikle KOBİ’ler olmak üzere Bursa’da faaliyet gösteren üretim işletmelerinin lojistik hizmetlere ilişkin karar mekanizmalarını en doğru şekilde yönetmeleri gerekiyor. - Lojistik Fakültesi’nin hedefinde Bursalı öğrenciler var mı? E.K.: Bursa lojistik firmalarının konuşlandığı önemli şehirlerden biridir. Sektörün Bursa’daki birimlerinde işgücü ihtiyacı artan iş hacmine bağlı olarak giderek büyümektedir. O nedenle Bursa’da lojistik sektörü için iyi yetişmiş işgücünün önemini de bildiğim için, bu sektöre ilgili olan Bursalı gençlerin bu alanda doğru yerde eğitim almaları kariyerlerinde olumlu gelişim yaratabilecektir. O nedenle özellikle ülkenin her köşesinden gelecek sektöre ilgi duyan öğrencilerin tercihi olabileceği gibi, Bursalı gençlerin de tercihleri arasında yer almak bizi mutlu edecektir. Burada dikkat edilmesi gereken bir diğer konu da bu gün artık her üretim şirketinin lojistik departmanını kurması ve lojistik sürecini oluşturması gerektiğidir. Sürecin verimli yönetilebilmesi için de hem yönetsel hem de operasyonel alanda nitelikli işgücüne ihtiyaç vardır ki, bu ihtiyacı Beykoz Üniversitesi Lojistik Fakültesi ve Lojistik Mühendisliği Bölümleri karşılayabilecektir.
|

Şenay Yalçın.: Dünya ekonomisi ve dünya ticareti özellikle son 30 yıldır hızlı bir büyüme ve çok boyutlu bir değişim ve dönüşüm geçiriyor. Hemen her platformda “rekabet” gündemdeki konuların başında geliyor. Bu süreçte işletmeler de değişen yapıya uyum sağlamak ve yeni stratejiler geliştirerek yok edici rekabetçi düzende ayakta kalmak için çözüm arayışlarına daha fazla önem vermek zorunda kalıyor. İşletmelerin uluslararası alanda rekabet üstünlüğünü yakalamasında ise tüm sektörlerin iş süreçlerine doğrudan etki eden “lojistik” operasyonlar ve bu operasyonların doğru yönetilmesinin önemi her geçen gün artıyor. Lojistik kapsamındaki iş fonksiyonlarının işletmelerin rekabet gücünde belirleyici olma yönü ağırlık kazandıkça, “lojistik” sıklıkla duyduğumuz bir kavram olmaya ve lojistik hizmet sektörü ise ekonomiden daha fazla pay almaya devam edecektir.
- Bursa, Türkiye’nin önemli bir sanayi ve üretim merkezi konumundaki ilimiz. Bursa’nın sektörel yapılanmasını da dikkate alarak bölgenin lojistik potansiyeli hakkındaki düşüncelerinizi alabilir miyiz?