| Çin sokakları Seger’in kornası ile inliyor! |
| Pazartesi, 17 Mayıs 2010 15:41 | |||
|
Seyit ERSÖZ Seger AŞ. Yönetim Kurulu Başkanı ve Baykal Makine Yönetim Kurulu Üyesi Sinan Baykal, Çin’deki devasa pazarın, birçok sektör için önemli fırsatlar sunduğunu söyledi. 5 yıl önce taklit edilmekten bıkarak Çin’de yatırım yapan Baykal ile geldikleri noktayı ve otomotiv yan sanayi ile makine sektörünün durumunu konuştuk. - Kriz sizi ne derecede etkiledi? - Kriz yılı olan 2009’da küçülmek yerine büyüdük. Krizin en yoğun zamanında satışlarımız arttı. Hem iç piyasada hem de dış pazarda. Bu daha çok şundan kaynaklandı: Dövizde spekülasyon korkusuyla ithalatçı geçen yıl çok fazla ithal mal getirmedi. Belirsiz bir piyasada fiyat oluşturamayacağından endişe etti. Bu yüzden içerideki satışlarda belirgin bir artış oldu. Ama diğer taraftan da, yurt dışındaki birtakım firmalardan, ülkelerinde çok güçlü firmalar olmalarına rağmen muhtemelen karlılık çok anlamlı bulunmadığı için kapasite düşüren veya pazardan çekilmeyi tercih edenler oldu. Bu bakımdan bizde süratle büyüyen bir pazar oluştu. Geçen yıl yüzde 5 büyüdük. Ancak bu yıl yüzde 30’un üzerinde bir büyüme hedefliyoruz. Talep de bunu gösteriyor. Artan talebe yetişmeye çalışıyoruz. - Yurtdışında nasıl bir pazar payınız var? - Yurtdışında ana sanayiden önemli müşteriler kazandık. Wolksvagen’den Mitsubishi’ye, Mercedes’e kadar ana sanayiye artık yurtdışında da doğrudan tedarikçi olarak çalışıyoruz. Bizi tercih etmeleri gelecek için önümüzü epeyce açtı. Birçok yeni modelde tercihler bizim ürünlerimize kayıyor. Bu, önümüzdeki 3-4 yıl içinde Avrupa’daki ana sanayilerin tamamının ikinci veya üçüncü tedarikçisi konumuna geleceğimizi gösteriyor. Bu talepleri bizim de zamanında ve en kaliteli biçimde karşılıyor olmamız, işbirliğinin gelişmesinde çok önemli. - Önceki yıllarda en büyük şikayetiniz, Çinlilerin ürünlerinizi taklit etmesiydi. Hatta bu yüzden Çin’de tesis kurdunuz. Çin’deki yatırımınızdan memnun musunuz? - Taklitler artık çok kalmadı. Çin de kendi içinde aşırı rekabet olan bir ülke. Çin ucuz mal üretiyor, ancak kendi içlerinde de karlılıkları çok yüksek olan firmalar yok. Bizim ürünlerimizi taklit eden 100’e yakın firma vardı. Çin’e yatırım yapıp, oradaki telif haklarımızı da korur duruma eriştikten sonra onların ürünleri de artık taklit olmaktan çıktı. Çin’deki tesisimiz ülke içinde de ciddi pazar payı elde etmeye başladı. Çin’deki fabrika kurulalı 4 yılı geçti. Orada da korna üretiyoruz. Bursa’da yaptığımız üretimin yüzde 70’ini orada gerçekleştiriyoruz. Neredeyse tamamına yakınını da Çin pazarına satıyoruz. Geçmişte Çin yedek parça piyasasında OEM kavramı yoktu. Yedek parça piyasasının yüzde 60’ı bizimdi. O piyasa şimdi 10 misli büyüdü. Piyasanın yüzde 40’ı bizim. Orada ana sanayiden de ciddi pay almaya başladık. - Çin’de yatırım yapmakla ne elde ettiniz? - Çin koşullarında üretim yapmak ile Türkiye koşullarında üretim yapmak aynı maliyet koşullarını doğurmuyordu. Biz orada üretim yapmadığımız takdirde özellikle fiyat odaklı üçüncü dünyada pazarımızı kaybetme riski çok yüksekti. Oraya giderek üçüncü dünya ülkelerinde kaybettiğimiz pazarın önemli kısmını geri aldık ve süreç içinde oralarda da kalite beklentisi yükseldi. Bu sebeple birçok firma sistemin dışında kaldı. Biz kalite düzeyi gerçekten çok yüksek olan bir firmayız. Dünyada kalite üssü olarak gösterilen birçok rakibimizin de üstünde bir kalite düzeyimiz var. Bu da yıllarca aynı ürünü geliştirmenin sonucu. Çin’deki mevcut fabrika kapasite olarak yetmedi ve bir ay önce iki kat büyük başka bir yere taşıdık. Guanzo’daydı, Dong Guang’a taşıdık. Bulunduğumuz bölge A’dan Z’ye lojistikte çok avantajlı bir yer. Orada önümüzdeki aydan itibaren çift vardiya çalışmaya başlıyoruz. Çin’de çok büyük bir pazar var. Alacağımız çok uzun bir yol da… Çünkü Çin bu yıl sadece binek otomobil olarak 16 milyon araç üretecek ve Çin’in bizzat kendi iç pazarının kaç milyon adette doyacağını tahmin edemiyorum. Şu anda dünya lideri oldu. Oradaki büyüyen pazardan bizim ciddi oranda pay almamız lazım. Çünkü sektörümüzde gerçekten emin adımlarla büyüyen bir firmayız. Bu payı kaptırmamalıyız. Çin’de yatırımcıya sağlanan en büyük - Orada yatırımcıya sağlanan en büyük kolaylık devasa bir pazar. Bu fazlasıyla yeter. Keyifle, doya doya çalışıyorsun, satıyorsun, kazanıyorsun. Teşvik, ancak sıkıntılı olan pazarlar için söz konusu olabilir. İyi bir pazarda kimsenin aklına teşvik gelmez. Bol müşteriden daha iyi teşvik olabilir mi? Eğer bir ülke rekabetçi ise yani dış ticaret fazlası veriyorsa, herkesin gitmek istediği bir ülke haline gelir. Çin bundan sonra ‘ceza yazsa’ bile yatırımcı oraya gidecektir. Çünkü orasının koşulları, yatırım yapan firmaya kazandıran koşullar… Vergi oranları ana sanayi için tercih nedeni-Türkiye’de otomotiv sektörünün gelişimi için neler yapılabilir?- Özellikle daha fazla ana sanayinin Türkiye’de yatırım yapabileceği bir alan yaratmak gerekiyor. Türkiye, otomotivde becerisini kanıtlamış bir ülke. Ürünleri artık üçüncü dünya ülkesi gibi görülmeyen, ‘Türkiye’de üretilen araç iyidir’ imajı veren bir ülkeyiz. Özellikle batıda bu işler zorlaşmaya başladı. AB içinde üretim yapma arzusu olan Birlik dışındaki ülkelerin yatırımlarını ülkemize çekmeliyiz. Çünkü yeni modellerden ne kadar fazlası Türkiye’de üretilirse o kadar yüksek miktarda katma değer ülkemizde kalacaktır. - Türkiye, ana sanayinin yatırım için aradığı kriterleri taşıyor mu? - Ana sanayi, yatırım için önce o ülkenin iç pazar boyutuna bakıyor. Vergi oranları içerideki araç satış miktarını etkiliyor. Bu, tercih edilip edilmemekte bir faktör. Yatırım indiriminden bazı özel teşviklere kadar beklentiler olabiliyor. Bunları istemelerinin temel nedeni de başkalarının veriyor olması. Dünyada, Türkiye gibi aracı bu kadar bütünleyebilecek, kalite, performans ve diğer kriterlerde iyi hizmet verecek ülke sayısı çok az. Türkiye, bu manada gelen yabancı yatırımcı için çok avantajlı bir ülke. Burada zorlanmadan üretim yaparlar. Türkiye’nin otomotiv sektöründe geçirdiği 40 yıl, bazı ülkelerde yeniden yaşanacak. Türkiye’deki koşullar gelecek için gerçek bir avantaj. Burada ana sanayi kendisi hiçbir şey üretmese, tamamını yan sanayide yaptırıp aracı üretebilir. Başka ülkede bu şansı bulamaz. Makine sektörü kriz öncesine yaklaşıyor- Baykal Makine ile makine sektöründe de dünya çapında bir oyuncusunuz. Makine sektörü için ‘krizin etkileri azalıyor’ diyebilir miyiz?- Makine sektöründe de pek çok sektörde olduğu gibi yükseliş ivmesi var. İlk çeyrekte bir sıçrama yaşandı ve şu anda normale doğru gerçekten hızlı bir ivmelenme var. Makine sektörünün genel piyasası batı olduğu için o pazarların toparlanması da önem arz ediyor. Batıdan gelen olumsuz sinyaller var ama bunu aşabileceklerine dair kanaat de var. Talepte fazla düşüş yok. Biz bu senenin altıncı ayından itibaren makine sektöründe karlılıkların da arttığı bir dönemin oluşabileceği kanaatindeyiz. Kriz öncesine yaklaşma var. Şu anda kriz öncesinin yüzde 70’lerine geldiğimizi söyleyebilirim. - Krizin etkilerini hafifletmek adına siz de pazar çeşitliliğine gittiniz mi? - Kriz süreci içinde 3. dünya ülkelerinden de pazar olarak ciddi kazanımlarımız oldu. Uzakdoğu’daki kalkınan ülkelerden Afrika ülkelerine, bizim klasik pazarlarımız olup da bir dönem ihmal ettiğimiz yakın çevremizdeki ülkelere kadar ciddi pazar kazanımlarımız oldu. Batıda da canlanma var. Bizim batıda fazla rakibimiz kalmadı. Bunu kriz tamamen bittiğinde göreceğiz. Mega makinelerimiz Discovery Channel’da tanıtılıyor- Hangi tip makineler üretiyorsunuz?- Sac işleme makineleri üretiyoruz. Ama bilinen teknolojinin en üst seviyesinde üretiyoruz. Diğer taraftan dünyada talep gören büyük makineleri de üretiyoruz. Discovery Channel’da ‘mega makineler’ diye tanıtılan makineler içinde bizim ürünlerimiz de var. Teknolojik seviyesi ve kalitesinin yüksekliği nedeniyle apkant olsun, makas olsun, bu tür makinelerde tercih ediliyor olmak gurur verici… - Bursa en çok sac işleme makineleri alanında iddialı değil mi? - Makine sanayi çok büyük… Bursa da makine sanayinde başarılı bir şehir. Ancak dünyadaki toplam makine sanayinden aldığımız pay olarak çok da önemli bir yerde değiliz. Metal işleme makineleri sanayi olarak baktığımızda dünyada 80 milyar dolarlık bir pazar var. Ama sac işleme makinelerinin bu pazardaki payı sadece yüzde 10… Yani biz orada kendi yaptığımız çeşitler itibariyle pay almaya çalışıyoruz. Metal işleme makineleri sanayinin toplam makine sektörü pazarından aldığı pay da çok düşük. Çünkü ağaç işlemeden deri işlemeye, tekstil makinelerinden kağıt makinelerine kadar inanılmaz makine çeşitliliği var. Üstüne üstlük makine ağırlıklı üretim ve pazarlamada batı önde olduğu için Türkiye’ye gelecek inanılmaz boyutta makine talebi var. Mevcut ürünlere, krizin bitmesiyle birlikte talep yoğunluğu muhakkak olacak, ancak bunun dışında da girilebilecek çok büyük alan var. Almamız gereken payın çok düşük miktarını alıyoruz. Türkiye halen makine ihtiyacının önemli kısmını yurt dışından temin ediyor. Kaldı ki o çeşitliliğin tamamının üretimi içinde olsak belki ihracatımız 10-15 misli artar. Ağırlık sac işleme makineleri... Alan o kadar büyük ki, yaptıklarımıza sevinmeliyiz ancak daha toplamda yapacağımız çok fazla iş var. - Ne yapılmalı? - Rekabet gücü kalmamış ürünlerden çıkıp daha rekabetçi makine üretimine yönelmek doğru olacak. Bursa sac işleme makinelerinin üretiminde dünyada son dönemde söz sahibi konuma geldi. Yavaş yavaş farklı üretim alanlarına yönelme var. Mesela biz talaşlı imalat makinelerine girdik. Freze makinesi üretiminde ilk ürünlerimiz fuarlarda sergileniyor. Şüphesiz yol uzun. Yapabilecekken, neden her türlü makineyi üretmiyoruz?- Sektörün toplam ithalat ve ihracat rakamını verebilir misiniz?- 600 milyon dolar civarında ihracat, 1 milyar doların üzerinde de ithalat var. Her ülkeye mal satmak önemli, bizim iç piyasadan ciddi sıkıntımız yok. Dikkat edilmesi gereken konu şu: Biz bu alanda her türlü beceriye sahipken neden her türlü makineyi üretmiyoruz. Türk müteşebbisi istese her türlü makineyi üretir ve ihraç eder. Fakat makine sektöründe yapılan yatırımın geri dönüşü uzun zaman alıyor. - Hükümetten makine sektörünün gelişimi adına neler bekliyorsunuz? - Türkiye’de artık hükümetlerden kimse bir şey beklemiyor. Batıda stratejik sektörler, finansman aşamasında iyi destek görüyor. Makine sektöründe sanayici yatırım yaparken kaynak bulmakta zorlanıyor. Vadeli satışlardan dolayı yaşanan kaynak sıkıntısını da sanayici üstlenmek durumunda kalıyor. Batıda bunları iyi fonlayan sistemler var. Ama bizim finans sektörümüz buna pek müsait değil. Bir ülkenin dış ticaret açığı varsa orada maliyet probleminin olduğu açıktır. Makine sektörü aslında yatırım yapılabilir bir sektör. Bundan sonra da bu sektörde karlılığın iyi olacağını söyleyebilirim. Kimse hayal peşinde koşmasın ancak birçok sektörde yüzde 1-2 düzeyinde olan kar marjının, düzgün çalışan piyasalarda makine sektöründe daha üst seviyede olduğunu söyleyebilirim. Pazar payı da küçülmeyecek, çünkü makinesiz üretim olmaz. Makine sektörü hiçbir zaman bitmeyecek, sadece hızlı bir değişime uğrayacak. - Firma olarak yeni yatırım planlıyor musunuz? - BTSO-OSB’de 4 ayrı yerimiz var. Üçünde faaliyetimiz sürüyor. Krizin yaraları sarıldıkça dördüncü yerimizde de üretime geçmeyi planlıyoruz. Daha ağır makinelerin üretileceği bir tesis yapmak istiyoruz. Bunun dışında 2007 yılında Almanya’da satın aldığımız bir tesisimiz var. Orada sipariş üzerine çok özel makineler üretiliyor. Satın aldığımız firma, sac işleme sektöründe Almanya’nın yüksek teknolojili firması Weinbrenner’di. Sinan Baykal kimdir?1952 yılında Bursa’da doğdu. İlk, orta ve lise eğitimini Bursa’da tamamladı. Avusturya’da işletme ekonomisi okudu. Seger AŞ Yönetim Kurulu Başkanı. Baykal Makine Yönetim Kurulu Üyesi. DOSAB ve BUSİAD Yönetim Kurulu eski üyesi. URTEB Yönetim Kurulu üyesi. Bursa Rotary Kulübü üyesi.
|

- Kriz yılı olan 2009’da küçülmek yerine büyüdük. Krizin en yoğun zamanında satışlarımız arttı. Hem iç piyasada hem de dış pazarda. Bu daha çok şundan kaynaklandı: Dövizde spekülasyon korkusuyla ithalatçı geçen yıl çok fazla ithal mal getirmedi. Belirsiz bir piyasada fiyat oluşturamayacağından endişe etti. Bu yüzden içerideki satışlarda belirgin bir artış oldu. Ama diğer taraftan da, yurt dışındaki birtakım firmalardan, ülkelerinde çok güçlü firmalar olmalarına rağmen muhtemelen karlılık çok anlamlı bulunmadığı için kapasite düşüren veya pazardan çekilmeyi tercih edenler oldu. Bu bakımdan bizde süratle büyüyen bir pazar oluştu. Geçen yıl yüzde 5 büyüdük. Ancak bu yıl yüzde 30’un üzerinde bir büyüme hedefliyoruz. Talep de bunu gösteriyor. Artan talebe yetişmeye çalışıyoruz.