| Bursa turizmden dönemez |
| Pazartesi, 12 Nisan 2010 18:11 | |||
|
ELİF SEZGİN
- Bursa’nın merkez ve ilçelerinde sayısız başkan geldi geçti. Ama siz Bursa’ya hizmetten hiç kopmadınız. Bursa için hala fikir üretiyor, hatta fahri görevler alıyorsunuz. Bursa sizin için ne ifade ediyor? - Bursa’yı seviyorum. Bursalıyım. Bursa hemşerisiyim. Bütün meslek hayatım Bursa’da geçti. Dolayısıyla Bursa’dan kopamıyorum. Bursa için hala kafa yoruyor olmam, benim kişisel özelliğim. - Bursa’yı yeniden yönetmek için bir özlem duyuyor musunuz? - Hayır. Bizden geçti artık. Gençler başkan olsun. Bizim bilgi ve tecrübelerimizden faydalanmak istiyorlarsa, hiçbir siyasi görüş öne sürmeden, herkese Bursa ile ilgili bütün bilgilerimi vermeye hazırım. - Her fırsatta Bursa ile ilgili önerilerinizi paylaşıyorsunuz. Bu önerileriniz ne ölçüde dikkate alınıyor? - Örneğin Recep Başkan kent merkezinin yayalaşması konusunu dikkate almaya başladı. Recep Başkan kafasında yavaş yavaş şekillendiriyor. Cumhuriyet Caddesi ile başlayacak herhalde, ama Atatürk ile Haşim İşcan Caddesi arasındaki bölgenin tümünün yayalaşması konusunda bir proje çiziyor gibi geliyor bana. - Başkanlık döneminizdeki en gurur duyduğunuz proje nedir? - Yerel Gündem 21’i Türkiye’ye ilk getiren benim. Birleşmiş Milletler’in bütün dünyaya önerdiği, dünya liderlerinin uygulamayı taahhüt ettiği ama Türkiye’de iki yıl geçmesine rağmen hiçbir adım atılmayan, ismi bile telaffuz edilmeyen bir sistemi Bursa olarak ilk biz getirdik. Bursa 2050’lere kadar içme suyu sıkıntısı çekmeyecek bir kent. Bu projenin bütün temel iskeletinin kurulmasında çalıştım, gurur duyarım. Barajları ben yaptım gurur duyarım. Gurur duyduğum öyle çok şey var ki... - Hayal edip de gerçekleştiremediğiniz bir proje var mı? - Benim dönemimde Bursa’nın görüntüsünü değiştirecek kent içi ulaşım sisteminin ilk adımını atmıştık. Şu an yeniden başkan olsaydım ana çizgilerini çizdirttiğim kent içi ulaşım sistemini, bugün dünya, Avrupa kentlerinde olduğu şekliyle oturturdum. Bana göre Bursa gündeminin en önemli maddesi bu. - Bursa’nın en önemli sorunu ulaşım mı sizce? - Evet, en büyük sorunumuz ulaşım. Bütün gelişmiş kentlerde yapılan hizmetler, insanın ulaşımı üzerinedir. Araçların ulaşması için yol yapılmaz, insanlar ulaştırılır. Bursa’da toplu taşımın ana iskeleti Bursaray’dır. Bursaray ile otobüslerin doğru entegre edilmesi lazım. Bursaray’ı besleyen otobüs hatları, paralel değil, dik konulmalı. Hedef olarak da ileriki yıllarda okul ve fabrika servislerinin tümünün kaldırılması gerekli. Recep Başkan, Garaj civarındaki minibüsleri biraz meydanın dışına çıkarttı ve neredeyse kıyamet koptu. Bursa’da yaşayan 1,5 milyon insanın mutluluğu mu esastır, yoksa bir grubun mu? - Bursa’nın hava ulaşımı konusunda neler söyleyeceksiniz? - Bakın Yunuseli Havaalanı’nın fonksiyonu farklı, Yenişehir Havaalanı’nın fonksiyonu farklı. Yunuseli Havaalanı’nın mevcut şartlarından sadece pervaneli uçaklar yararlanabilir. Çünkü o pist fiziki olarak uzatılamaz. Yunuseli’nde, pervaneli uçaklarla Türkiye’nin her yerine adeta dolmuş uçak seferleri yapılabilir. Yenişehir ise dış bağlantılar havaalanıdır. Bursa’nın Yenişehir ile direkt dış hatlara bağlanması lazım. Ve bunun için de bu yaz Öger Turizm, Almanya’dan iki hat açıyor. Bunu THY’nin de yapması lazım. Türkiye’de örnek bir organizasyon var; İzair. İzmirli 110 işadamının kurduğu bir havaalanı şirketi. Bursalı iş adamlarının, İzair gibi bir şirket kurmaları lazım. İzair’i incelemelerini tavsiye ederim. - Beş yıldızlı oteller de birbiri ardına Bursa’ya geliyor… - Bursa, 1960’larda sanayi sektörüne girdi, şu anda da turizm sektörüne adım atıyor. 10 küsur tane 5 yıldızlı otel yapılıyor. Oteller, Bursa’nın bu haliyle hiçbir zaman iş yapamaz. Otele yatırım yapanlar da bu işi körüklemek, kente müşteri getirmek zorundadırlar. Artık Bursa, geri dönülemez bir yola girdi. Dolayısıyla bunun gereklerini yapmak lazım. THY’ye yalvarmak da değil. Bizzat kendin sahip çıkacaksın bu işe. Bursa kentini turizme hazır, görücüye çıkaracak adımlar atılması lazım. - Kongre yönetimini belirlemek ve organizasyon bağlantıları kurmak konusunda da geç kalındı değil mi? - Çok geç kalındı. Rahmetli Hikmet Bey zamanında burada bir seminer yapılmıştı. Lütfü Kırdar Kongre Merkezi’nin Genel Müdürü orada da çok net söyledi. ‘Geç kalıyorsunuz. Kongre pazarına geçin’ diye. 3-5 yıl öncesinden kıran kırana mücadelelerle alınıyor kongreler. Kongre pazarına iyi ve sağlam girmek gerekir. Şu an için kongre talepleri var ama cılız. Sistem, uluslararası ve güzel bir organizasyon olan Diş Hekimliği Kongresi ile açılacak. Ama bunu yoğun bir şekilde yaşamak lazım. Profesyonel adımlar atacak bir düzenleme lazım. Sanıyorum bunun üzerinde çalışıyorlar. - ‘Keşke yapmasaydık’ dediğiniz bir pişmanlığınız oldu mu? - Vicdanen rahatım. Ben yaşantım boyunca bu topraklara hizmet ettim. Ben kendi vicdanıma cevap veriyorum ve rahatım. Herkes de kendi vicdanına cevap versin. - Bursalılar’a bir mesajınız var mı? - Bursa’da yaşayan herkes şuna inanmalı; Turizmden herkesin cebine büyük paralar girecek. Onun için herkes, bu sektörün gereklerine göre kendine şekil vermeli. Onun için verilecek kararlardan, kimse gocunmamalı. Ulaşım sistemini oturtamazsanız, turizmde geride kalırsınız. Kent merkezi kargaşadan kurtarılmalı ve yayalaştırılmalı. Tarihi alanlarımız, insanların yaya olarak rahat rahat dolaştığı tertemiz alanlar olmalı. Hayvanat Bahçesi gelişiyor - Bursa Hayvanat Bahçesi için yaptığınız fahri danışmanlık görevinizden söz eder misiniz? - 1998 yılında Avrupa Hayvanat Bahçeleri ve Akvaryumlar Birliği’nin (EAZA) standartlarında ve gözetiminde oluşturduğumuz Bursa Hayvanat Bahçesi, ne yazık ki o günden bugüne ilgi duyulmadığı için EAZA aday üyeliğinden düşmek üzereydi. Benim içimde bir yaraydı bu. Benden sonra göreve gelen başkanlar, ilgi duymadılar önerilerime. Ama Recep Bey, ‘fahri danışmanlık’ teklifimi kabul etti ve fikirlerimi destekledi. Hayvanat Bahçesi’ni ben kurdum ama Altepe de 2. etap projesi ile büyük bir gelişime tabi tutuyor. Bursa Hayvanat Bahçesi, bu yaz içinde EAZA’nın toplantısında aday üyelikten asil üyeliğe kabul edilecek. Böylece Avrupa’da sayılı bahçeler arasında yerini alarak, dünya toplumlarında da isim yapacak.
- Sayın Altepe sizin gibi kendisinden önce görev yapan belediye başkanlarının görüşlerine de ayrı bir değer veriyor, öyle değil mi? - Recep Bey eski belediye başkanlarına Büyükşehir Belediye Meclisi’nde kürsü açtı. Ve biz orada onursal üye olduk. Bu yasalarda yok. Recep Bey başlattı. Ama bugün gelişmiş demokrasilerde bu yasal. Seçime girmeyen veya seçime girip de kaybeden bir belediye başkanı o kentin meclisinde bir sonraki dönemde doğal üye. Söz hakkı ve oy hakkı olan bir üye. Bizim oy hakkımız yok ama söz hakkımız var. Ve rahatlıkla gerektiğinde Recep Bey’e, orada ortaya koyduğu bir konunun karşıtı fikri de söyleyebiliyoruz. Recep Bey de saygıyla dinliyor. Bu çok güzel demokratik bir açılımdır. Umarım diğer kentlere de örnek olur ve ileride de yasalarımıza girer. Kent Konseyi nasıl girmişse, geçmiş dönem belediye başkanlarının belediye meclisinde doğal üye olması da yasalara göre mümkün olur. Olea 43’te geriye sayım başladı
- İnşaat ortakları Bursalı Tasarım İnşaat’ın sahibi İsmail İpçi ile İzmirli İşadamı Müslüm Coşkun. Olea 43 çok özel bir proje. Bursa açısından sadece ‘düz bir villa projesi’ diyemezsiniz. Türkiye’de çok büyük projelere imza atan mimar Emre Arolat’ın elinden çıkmış bir proje. Kendisi yöreyi çok iyi inceleyerek geliştirmiş projeyi. Arolat’ın, proje alanını, zeytinleri gelip gördüğünde ortaya koyduğu şart şu. ‘Bu zeytinler korunursa, ben buraya proje yaparım.’ Ve ismini Olea anlamına gelen zeytinden alıyor, 43 de villa sayısı. Bahçelerin bütünlüğü korunarak, evlerin köşeye yerleştiği, dar yürüme sokaklarıyla komşuluk ilişkilerinin oluşturulmak istendiği, bir nevi Türk Mahallesi projesi. Bir başka özelliği de doğa uyumlu bir projedir. Bugünlerde zeytinler budanacak ve nakil olacak. Bugün yarın hafriyata başlayacağız. Ve 43 evi üç etapta yapacağız. Birinci etapta 11 evi, sosyal tesisleri ile beraber 1 buçuk yıl içinde bitireceğiz, ardından 2. ve 3. etaba devam edeceğiz. Tamamını ise 3- 4 yıla kadar bitireceğiz.
|

Büyükşehir Belediye Başkanı olarak 1994-1999 yılları arasında Bursa’yı yöneten Erdem Saker, kent için kafa yormaya devam ediyor. Bursa için yapılan ya da planlanması gereken konular hakkındaki fikirlerini ve deneyimlerini fırsat bulduğu her ortamda paylaşan Saker, Bursa Hayvanat Bahçesi’nde olduğu gibi bizzat fahri görevler almadan da kaçınmıyor. Başkan olmadan da hizmet edilebileceğini gözler önüne seren Saker, son dönemde giderek artan otel yatırımlarının uluslararası bir havaalanı olmadan iş yapamayacağını savunuyor. “Artık Bursa, turizmde geri dönülemez bir yola adım attı. Dolayısıyla bunun gereklerini yapmalı” diyen Saker, THY’ye yalvarmak yerine kentin iş adamları ve yöneticilerini konuya bizzat sahip çıkmaya çağırıyor. Saker, PUSULA aracılığıyla kentin paydaşlarına bakın daha neler söylüyor?..
-