| Bursa’da önce İbis dolacak |
| Pazartesi, 18 Ocak 2010 17:42 | |||
Baba memleketi Bursa’ya İbis Otel markasını kazandırmak için kolları sıvayan Afken Holding Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Akın, arsa bulunursa 4 yıldızlı Novotel Hotel’i de inşa etmeye hazır olduklarını söyledi.Dünyanın 3. büyük otel işletmecisi Fransız Accor Grubu’nun, Novotel ve İbis markalarını Türkiye’ye taşıyan Akfen’in patronu Hamdi Akın, inşaattan enerjiye, havalimanı işletmeciliğinden gayrimenkule pek çok alanda elde ettiği 35 yıllık deneyimlerini PUSULA okurları ile paylaştı.- Bursa’da yatırım yapma fikri nasıl oluştu? - Fransız Accor ile kontratımız var. İbis ve Novotel’in tek temsilcisiyiz. Accor’a bina yapıyoruz, onlar da yaptığımız binaları otel olarak çalıştırıyor ve bize cirodan pay veriyor. Biz yatırımcıyız, onlar da işletmeci… Bu otelleri Türkiye’nin hemen her yanına yaymaya çalışıyoruz, Bursa’yı da görmemezlik edemezdik. Bursa en önemli şehirlerimizden biri, nüfusu 1 milyonu aşmış. İkincisi de benim memleketim. Ben Bursalıyım. Annem Kayserili, babam Gürsulu, muhacir. Ayrıca İbis Otel, bizim Bursa’daki ilk yatırımımız değil. 1993-1994 yıllarında Bursa’nın bütün doğalgaz sistemini, altyapısını Akfengaz olarak biz kurduk. - Bu yatırım ile ilgili beklentileriniz nelerdir? - Otelimizi Bursa’ya gelen işadamlarına ya da turizm amacıyla gelenlere açmak istiyoruz. Sonuçta burasını İbis markası ile Accor Grubu çalıştıracak ve İbis, dünyanın en tanınmış markalarından biri. Bilhassa Avrupa’da çok yaygın. Hemen hemen Avrupa’ya giden herkes, İbis’te mutlaka kalmıştır. Çünkü İbis Otel, sabit ve çok uygun fiyatı ile bir iş adamı için, bilhassa orta ölçekli bir iş adamı için çok rahatlıkla kalınabilecek bir yer. 3 yıldız karşılığında bir hizmet veriliyor. Kapalı yüzme havuzu, spa’sı olan bir yer değil. Gece konaklamaları karşılığında da ucuz bir yatak ücreti alarak hizmet vermek için yaratılmış bir marka. İbis’i yurt sathında yapıyoruz. Örneğin Eskişehir’de pek çok otel var, ama bizimkinin doluluk oranı bir hayli yüksek. Dolayısıyla Bursa’da da önce İbis dolacak, ondan sonra da diğer oteller. Diğer açtığımız yerlerde böyle oluyor. İstanbul, Antep, Kayseri, Eskişehir’in ardından Bursa, beşinci otelimiz olacak. Bursa’yı Adana takip edecek. Bursa’da belli bir oda fiyatı rakamını ve belli bir doluluk oranını yakalamayı hedefliyoruz. Beklentilerimiz dolulukta yüzde 70’lerin altına düşmemek ve fiyatları da 50-55 avrolar civarında tutabilmek. Eğer bu rakamları yakalayabilirsek Bursa’dan beklentilerimiz yerine gelmiş demektir. Bunun altına düşerse doğrusu üzülür, sükutu hayale uğrarız. - ‘Rekabetten ağzım yandı. Bu nedenle rekabetin olmadığı monopol işlere gereğinden fazla para ödeyebiliyorum’ demişsiniz. 3 yıldızlı otel konseptini tercihiniz de bu yüzden sanıyorum… - Evet, rekabet daha az. 3 yıldız konseptinde bir aile oteli değil de uluslararası alanda, kurumsal anlamda hizmet veren bir otel yok. Onun için bu anlamda bir boşluk olduğunu düşünüyoruz ve İbis Oteli daha yaygın bir şekilde yurt sathına yaymaya çalışıyoruz. Aile otellerinde belli standartları yakalamak zor oluyor. Aile otellerinin kendine göre bir yönetim şekli ve fiyat politikası oluyor. İbis Otel ilk olacak. İbis otellerinin hem yönetim biçimi hem de fiyatlandırmasının bir standardı var. İbis otellerine geldiğinizde kapısında benzin istasyonlarında olduğu gibi fiyatlar yazılıdır. Herkesin ‘ne ödeyeceğini önceden bildiği’ bir konsepti yerleştirmeye çalışıyoruz. Bu otellerde hiçbir gelir kaybım yok. Çünkü bana bu geliri garanti eden Accor Grubu. Yani Etap, Merkür, Formula 1 gibi markaların sahibi olan Fransızlar. Onlar bir takım garantiler vererek burasının işletmesini alıyorlar, biz de inşaatı o şekilde yapıyoruz. Monopol oluyor bu da bizim için. Hiç müşteri gelmese bile bize vermekle sorumlu oldukları bir rakam var. Dört tane de Rusya’da başladık. Samara, Kaliningrad, Krasnoyarsk, Yaroslav’da. Ama bunun haricinde Moskova’da yer arıyoruz. Gürcistan’da yer arayışımız var. Batum’da bir yerle anlaştık gibi. Dolayısıyla bu otel tipini yaygınlaştırmak istiyoruz. Birbirleriyle link halinde olurlarsa pazarlaması da kolay olacaktır. Bu nedenle İbis Otel yatırımlarımızı hızlandırmayı planlıyoruz. - Planlarınız arasında Bursa’ya dört yıldızlı Novotel yapımı da vardı. Bu kararınızdan vaz mı geçtiniz? - Arsa bulunabilirse yapılabilir. Bursa’nın öyle bir kapasitesi var malum. Arsa arayışımız devam ediyor. Arsayı nerede bulursak orada yapmaya çalışıyoruz. Tercihimiz her zaman tutmuyor. Onun için mevcut arsalar içinde en iyi lokasyonu tercih ediyoruz. Ama Bursa’da öncelikle Novotel’den ziyade İbis markasına ihtiyaç var. Novotel’in rakipleri var. O güçte hizmet veren pek çok otel var. Dolayısıyla Bursa’da bu anlamda bir boşluk yok. Bu nedenle İbis Otel’in yapımına ağırlık verdik. - Ya halka açılmanız… - Otel yatırımlarımızın hepsini bir gayrimenkul yatırım ortaklığı çatısı altında topladık ve şirketimizin adı Akfen Gayrimenkul Yatırım Ortaklıkları oldu. GYO’ların kurulduktan kısa bir süre içerisinde en az yüzde 25 olmak üzere halka açılma zorunluluğu var. Dolayısıyla bu otellerin ortağı halk olacak ileride. Başlangıç da bu yıl için yüzde 25, ondan sonra da daha yüksek paylarda halka açılacağız. Biz burada azınlık pozisyonuna düşeceğiz ama sonuçta buranın gelirinden hisse senedi şeklinde bütün halk da istifade edecek. Bursalıların da bu anlamda sahip çıkması gerekiyor İbis Otel’e. Oteli gelip, görür, beğenirler ve gelirinin de iyi olduğunu düşünürlerse Akfen GYO’nun hisse senetlerini alarak, bu gelire ortak olabilirler. Birleşmeler artacak - 2010 sizce nasıl geçecek? - Geçirdiğimiz kriz, işsizlik dışında tabana intikal etmeyen bir krizdi. Ama ciddi olarak yatırımları durdurdu. Evet bankamız batmadı ama yenileri de açılmadı, yeni büyük yatırımlar da yapılmadı. Şu anda bir kararsızlık söz konusu. Herkes piyasaları, doları, avroyu, tahvil piyasalarını, bono ya da borsayı takip etmekle meşgul. Ya da vaktimizin önemli bir kısmını dünyanın diğer ekonomilerini takip ederek geçiriyoruz. Onlardaki gelişmelere göre pozisyonumuzu ayarlamaya çalışıyoruz. Ama görüyoruz ki dünya o kadar çabuk silkinip ayağa kalkamıyor.Süreç bu kadar ağır işlerken, artık beklediği karları yapamayan, daha evvel düşünmüş olduğu gelirleri elde edemeyen pek çok firmanın birçok fabrikanın birleşmelere, satın almalara ya da satmalara doğru gitmesi çok doğal bir süreçtir. Çünkü 1,5-2 yıldır insanlar direniyor. Ama bu direnç ekonomi böyle ağır gittiği sürece bir yerde sonuçlanacaktır. 2010’da, her seneden daha fazla birleşme, satın alma olacaktır. - Öneriniz var mı? - Çıkış için gözü karartıp herkesin her şeyi bir tarafa koyup, bilhassa hükümetlerin özel sektörü yatırım yapma konusunda teşvik etmesi lazım. ‘Teşvik çıkarması lazım’ demiyorum. Teşvik etmesi, moral vermesi gerekir. Bunun için özel bankaların biraz pozisyon değiştirmesi, devlet bankalarının bu işlerde lokomotif rol oynaması gerekir. Yatırımcıya daha uygun faizli ve uzun vadeli finansman olanakları yaratarak yatırımların yapılmasını sağlamalılar. Ben eminim ki yapılan yatırım kendi talebini yaratacaktır. Arzı yaparsak talebin de yaratılması için mutlaka o arzı yapan insanlar uğraşacaklardır. Kendi ürettikleri malı satmak için mutlaka pazarlama tekniklerine başvuracaklardır. O da talebin yeniden canlanmasına sebebiyet verecektir. Onun için ben yatırımcı bir insanım ve bu pozisyonumu da kaybetmedim ve herkesin aynı yatırım pozisyonu alması sonucunda kriz diye bir şeyin kalacağını da düşünmüyorum. Çünkü etrafımızda öyle çok ülke var ki bu ülkelerin hepsine ihracat yapabilecek pozisyondayız. Bunların birçoğu krizden etkilenmedi. Hiçbiri bizim gibi dünya ile entegre olmuş ekonomiye sahip değiller. Bizim onlara mal satabilme olanağımız çok fazla. Krizden az etkilendikleri için onlarla olan ithalat, ihracatı ya da ticaret hacmimizi ikiye, üçe, beşe katlamamız çok mümkün. Çünkü düşük seviyelerde seyrediyor. Afrika pazarına girebilmemiz çok mümkün. Hükümet de bunu çok önemsiyor. Dolayısıyla bu pazarlardaki ihracatımızı üçle, dörtle katlamamız mümkün. Türkiye’de sanayi kullanım kapasitelerimizi çok yüksek seviyelere çıkartabilmemiz mümkün. Ben bu anlamda hükümet politikası uygulandığı takdirde krizden çok daha rahat, çabuk ve sıhhatli çıkacağımızı düşünüyorum. Bursa iş adamının babası olmalı- Havalimanları yapan bir yatırımcı olarak Bursa ile ilgili değerlendirmeniz nedir?- Tepe-Akfen-Ventures (TAV) Havalimanları Holding Yönetim Kurulu Başkanı olarak konuşmam gerekirse, Bursa havaalanı konusunda şanssız. Lokasyon itibariyle de şanssız. Büyük illere yakınlığı havaalanı ihtiyacını ikinci dereceye erteliyor. Şehrin ortasındaki eski havaalanının etrafında yapılaşma olmasaydı ve genişletilseydi ciddi iş yapabilirdi. Yenişehir’e kaydırılınca Bursa’ya biraz uzak kaldı. Bursa, havaalanının çalışması için öncelikle İstanbul, Ankara haricindeki illerle mutlaka ticari bağlarını artırması gerekir. Bursa’nın uluslararası bağlantılarının, uluslararası seferlerinin mutlaka konulması gerekir. Bursa’nın destinasyon olarak İstanbul, Ankara’yı kullanmak yerine Bursa’yı kullanması o zaman mümkün olabilecektir. Bursa’nın içerisindeki bütün sanayi kuruluşlarının İstanbul’a çok doğal bağlantıları var. Bu yakınlık ve iletişim onların rekabet ve üretim gücünü de artırıyor. Bir de pozitif yönüyle bakmak gerekir. Havaalanımız yok diye üzülmek yerine işin bu yönlerini incelemek daha doğru. Bursa’nın sanayisi bu avantaja sahip olmasından dolayı çok gelişti. Bursa gelecekte de bütün büyük şehirlerin kesişme noktası oluyor. Körfez Geçişi bittiği zaman İzmir’e direkt bağlanmış oluyor. İzmir, İstanbul, Ankara arasında çok ciddi bir kesişme noktası oluyor. Bursa’dan dağılacak her şey İstanbul’a, Ankara’ya, İzmir’e. İş adamlarının bürokrasiye yakın olması itibariyle Ankara’yı, iş hacmi ile de İstanbul’u yaşamalarını önererek, ‘Ankara bir işadamının karısı, İstanbul da kuması olmalı’ diye bir açıklama yapmıştım. O yüzden Bursa için ‘işadamının babası olmalı’ diyebiliriz. Bursa önemli bir şehir olacak. İleride Bursa’nın şansı çok açık. Yeter ki dikkatli belediye hizmeti yapılsın. Yeter ki planlama düzgün olsun. Eskiden şeftali, döngel yediğimiz tarlalar sanayiye, konuta dönüşürken, planlı, güzel insanların, eskilerin, ihtiyarların yüreğini cız ettirmeyen bir yapılaşma olsun. ![]()
|

- Fransız Accor ile kontratımız var. İbis ve Novotel’in tek temsilcisiyiz. Accor’a bina yapıyoruz, onlar da yaptığımız binaları otel olarak çalıştırıyor ve bize cirodan pay veriyor. Biz yatırımcıyız, onlar da işletmeci… Bu otelleri Türkiye’nin hemen her yanına yaymaya çalışıyoruz, Bursa’yı da görmemezlik edemezdik. Bursa en önemli şehirlerimizden biri, nüfusu 1 milyonu aşmış. İkincisi de benim memleketim. Ben Bursalıyım. Annem Kayserili, babam Gürsulu, muhacir. Ayrıca İbis Otel, bizim Bursa’daki ilk yatırımımız değil. 1993-1994 yıllarında Bursa’nın bütün doğalgaz sistemini, altyapısını Akfengaz olarak biz kurduk.
- 2010 sizce nasıl geçecek? 