Bilgiyi etkin kullanamayan firmaların geleceği karanlık!
Pazartesi, 05 Temmuz 2010 11:41
‘Kurumsal yönetimin trafik lambaları’ olarak tanımladığı bilgi yönetimi ihtiyaçlarını gidermek amacıyla bundan 7 yıl önce ‘Etkin Bilgi Yönetimi’ firmasını kuran Serkan Özgöz, özellikle endüstri işletmelerine sunduğu danışmanlık hizmetleri ile bilgi kültürünün gelişmesine, eğitim hizmetleri ile yazılımların kullanım verimliliğine, destek hizmetleri ile etkili bilgi yönetiminin sürdürülmesine katkı sağlıyor. Firmalara ‘Alışkanlıklarla yönetimden, analizle yönetime geçiş’ olanağı yarattıklarını dile getiren Özgöz, “Alışkanlıklarla yönetirseniz firmayı, sabah uyandığınızda çok şey değişmiş olabilir ve fark etmezsiniz bile. Örneğin kurbağayı kaynar suyun içine atın, zıplayarak çıkar, ama yavaş yavaş ısıtın farkına varmaz. Suyun içinde haşlanıverir. ‘Dur’ diyeceğiniz bir bilgi sisteminiz olmalı” diyor.
- Etkin Bilgi Yönetimi ne zaman, ne amaçla kuruldu?
- Etkin Bilgi, kısa adı KOSGEB olan Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı’nın desteği ile Mart 2003’te kurulmuş bir eğitim ve danışmanlık şirketi. Ana konusu bilişim teknolojilerinde danışmanlık. Kuruluş amacına gelince; işletmelerin bilgi yönetimi konusunda yatırım yaptıkları ve bu yatırımların zaman içerisinde ciddi rakamlara ulaştığı herkesin malumu. Ancak bu yatırımlardan ne kadar verim alındığı sorgulandığında fotoğraf o kadar iyi gözükmüyor. ‘Nedir buradaki problem?’ İşletmeler bilgisayarlarına, bilgi iletim sistemlerine, veri tabanlarına, yazılımlara, ofis programlarına ciddi paralar harcıyorlar. Ve bu yazılımları gerektiği kadar verimli kullanmıyorlar. 
- Şirketler bu verimsizliği anlayabiliyorlar mı?
- Bunu çok iyi anladıklarını söylemek mümkün değil. Patronun eline istenilen raporlar doğru dürüst ulaştırılmadığında, ulaştırılıyor olsa bile çok uzun süreler aldığında ancak farkına varabiliyorlar. Yani herkes aslında sürecin daha iyi yürüyebileceğini biliyor, ancak sürecin nasıl iyileştirileceği konusunda kimsenin çok bir fikri yok. Çünkü şirket içerisinde bu konuyla ilgilenecek bir personel yok. Onun dışında bilgisayar sektöründe de bu konu ile ilgilenen çok yok. Çünkü bilgisayar sektörü genellikle satış odaklı bir sektör.
- Burada da bilgi işlem bölümlerinin önemi mi ortaya çıkıyor?
- İyi örgütlenmiş bir bilgi işlem bölümü bu sorunları aşabilecek niteliktedir. Ama bilgi işlem bölümlerinde özellikle KOBİ’lerde sadece bilgisayar donanımı ile ilgilenen personeller var. Bilgi yönetimi tam olarak anlaşılamadığı için bu altyapılar sağlıklı kurulmuyor. Şirkette bir bilgi işlem müdürü yoksa, bilgi işlem personel seviyesindeyse bu konularda karar alınması, şirketin bilgi yönetimi politikasını belirlemesi çok kolay değil. O zaman da yanlış satın almalar, hatalı işlemler, orta ve uzun vadede zarar görmeler söz konusu olabiliyor.
- Firmalara hangi konularda destek oluyorsunuz?
- Çağımızın en önemli iki problemi var. Biri rekabet, ikincisi de verimlilik. Rekabet arttığı için verimlilik kaçınılmaz bir sonuç. Verimlilik ve artan rekabet gibi sorunların küçük ve orta ölçekli işletmelerde çözülmesi artık birkaç bin dolarla olan işler değil. Bu yatırımlar 100 bin dolarlar seviyesinde satın alınan programlarla yapılıyor. Bu programlara genel olarak ERP programları demek mümkün. Şirket eğer doğru bir ERP seçememişse, seçse bile onu işinde doğru uygulayamamışsa bununla ilgili bir kere yanlış yatırım yapmış oluyor ve zaman kaybediyor. Çünkü ERP yatırımı yapılması üç ayda, altı ayda, bir senede olacak bir şey değil. Bu bir kültür. Aynı kalite belgelerinde olduğu gibi nasıl bir kalite belgesi almış bir şirketi kaliteli bir şirket olarak göremiyorsak bu konuda da ERP satın almış bir şirketi bilgiyi iyi yönetiyor diye göremeyiz. Dolayısıyla biz burada devreye giriyoruz. Şirketlere bir kere doğru yazılımı seçmeleri ile ilgili danışmanlık hizmeti veriyoruz. İkinci konu seçtiğiniz yazılımın uygulanması konusu. ‘Seçtiğiniz yazılımı nasıl uygulamalısınız ki kurumsal hedefleriniz yerine gelsin?’ Çünkü bu yatırımlar kurumsal hedeflerin takip edilmesi için yapılıyor. ‘Şirketiniz verimli mi?’, ‘Şirketiniz karlı mı?’, ‘Süreçleriniz kısa ve gerektiği gibi çalışıyor mu?’, ‘Şirketin kurumsal beklentileri istenilen raporları üretiyor mu?’ Bunlar bizim için önemli parametreler. Çünkü yönetim bu raporlara bakılarak yapılıyor. ERP yazılımını seçmek evet önemlidir ama seçtikten sonra onun doğru uygulanması da önemlidir. Bu aşamada da biz doğru proje yönetimi hizmeti veriyoruz şirketlere.
- Bugüne kadar firmaların bir çoğu etkin yönetilemiyor muydu bu durumda?
- Bunu söylemek doğru olmaz. Bursa’dan örnek verirsek; bilgi sistemi gerektiği gibi olmayan ama gerçekten iyi yönetilip, çok başarılı olan firmalar var. Eksiklik şu: Firmayı sayılarla değil, hislerle yönetiyoruz. Dolayısıyla firmayı sayılarla yönetmek insandan bağımsız hale getirebilmek, kurumsal bir altyapı oluşturabilmek için bu çalışmalara ihtiyaç var. Onun dışında zaten bizim patronlarımız çok işini iyi bilen insanlar. Sorun bu şirketlerin ömürlerini uzatmamız lazım. Kurumsal yapıyı kurmamız lazım. Bu kurumsal yapının kurulmasının birinci şartı şirkette iyi bir bilgi sisteminin olması.
- Bilgisini iyi yönetememek firmalara neler kaybettirir?
- Bilgisini iyi yönetemeyen bir kere önünü göremez, hisleri ile hareket etmek zorunda kalır. Bilgi sistemi size istatistik yapma olanağı tanır. Bugün çok başarılı olan şirketlere gidin, herhangi bir konuda 5 yılı birbiri ile karşılaştıran bir rapor isteyin. Bu raporu genellikle bulamazsınız. Çünkü köklü bir bilgi sistemi yoktur.
- Bu krizde de patronlar işlerini bu yüzden mi profesyonellere devredemediler?
- Aynen öyle. O adamı oradan alın şirket çok büyük kayba uğrar. Çünkü onu kontrol edecek bir yapı kurumsal bir altyapı yoktur. Bu kurumsal altyapının birinci şartı dediğim gibi iyi bir bilgi sisteminiz olmak zorundadır. İyi bir bilgi sistemi pahalı bir bilgi sistemi demek değil. Doğru yapılandırılmış bir, üç, beş yıllık stratejik planları hazırlanmış bir şirkette ‘Bilgi nasıl yönetilmeli?’ sorusuna cevap verilmiş bir sistemden bahsediyoruz. Ve bunun içine yeni yatırımlar yapılması gerekiyor ama bilinçli yatırımlar yapılması gerekiyor. Biz bu bilincin sağlanması anlamında danışmanlık veriyoruz.
- Peki firmalar sizi seçtikten sonra sistem nasıl işliyor?
- Biz şirkette bir projeye başladığımız zaman ilk yaptığımız şey mevcut durumun analizi. Bilgi yönetim kültürünüz, kullanıcılarınızın bilgi beceri ve yetenekleri ile donanım ve yazılımınız ne durumda? Nasıl olması gerekir? Önce bunlara bakıyoruz. Sadece bu tespit hizmetini bile vermiş olduğumuz şirketler var. Sonrasında yapılması gerekenleri sıralıyoruz. Şirket eğer isterse,yapılması gereken stratejik uygulamaları beraberce planlayıp projelendiriyoruz. Bunun içerisinde yapılması gereken yatırımlar, kullanıcıların alması gereken eğitimler olabiliyor. Bunları planlıyoruz ve bu planın yönetilmesini de sağlıyoruz. Bilgi sistemlerine harcanan paralar da az değil. Biz bu aşamada tam patronun yanında duruyoruz. Onun haklarını koruyan, şirketi için en iyiyi seçmesi ile ilgili destek olan yönetim danışmanlığı yapıyoruz.
- Ya eğitim faaliyetleri…
- Kullanıcıların becerilerini geliştirmeye yönelik İstanbul ve Bursa’da zaman zaman da Ankara’da eğitimler düzenliyoruz. Bursa’da endüstri firmalarından bu eğitimlerimize katılmayan yok gibidir. Bunlardan en büyüğü TOFAŞ’tır. Beyçelik, Coşkunöz, TKG, AK- Pres, Grammer yani otomotiv sanayinde faaliyet gösteren Bursa firmalarından çok sayıda referansımız olduğunu söyleyebilmek mümkün. 2007’den bu yana İstanbul’da bir ofis barındırıyoruz. Eğitim organizasyonları yapıyoruz. İki tane stratejik ortağımız var. Bu ortaklarımızla hem proje yönetimi hem diğer işletme fonksiyonları hakkında eğitimler yapıyoruz.

Satın almayın, var olanı verimli kullanın 

- Firmalara ne gibi bir kazanç sağlıyorsunuz?
- Biz verimlilik ürettiğimiz için sloganımız ‘satın almayın var olanı verimli kullanın’ olduğu için, şirketlere bu anlamda zaman ve para kazandırdığımızı söyleyebilirim. Çünkü şirketlerde doğal refleks bir iş yolunda gitmediğinde suç genellikle programa yüklenir. Ama gerçek bu değildir. Program değiştirmekle bir yere varılmaz. Var olanı etkili kullandıktan sonra, gerçekten ihtiyaçları gidermediğine, bu programın yüzde yüzünü kullandıktan sonra karar verebiliriz. Ama siz programı yüzde 30 uygulamışsınız, kendi üzerinize düşen hiçbir şeyi yapmamışsınız, ‘bu programı değiştirelim’ dediğiniz zaman şirkete büyük zarar veriyorsunuz.
- Bilgiyi etkin kullanmamak firmayı nereye götürür?
- Batırır. Batırmıyor olsa bile can çekiştirir. Çünkü bilginizi doğru kullanmıyorsanız artık kendinizi iyi ifade edemiyorsunuzdur. Kendini iyi ifade edemeyen şirketler önümüzdeki 5 yıl içerisinde kredi almada bile güçlük çekebilirler.
- Etkin Bilgi’nin kurucusu olarak firmalara neler önerirsiniz peki?
- Patronlar, mevcut bilgisayarlarından, yatırımlarından yeterince faydalanabiliyor mu? Bunu anlamadan hiçbir yatırım yapmamaları lazım. Hiçbir program, hiçbir bilgisayar satın almamaları lazım. Çünkü her zaman her şeyin daha iyisi var. Bu konuda eğer şirketlerin içerisinde böyle bir yapılanma yoksa yardım ve destek almalarında fayda var.
- Müşteri kitlenizi kimler oluşturuyor?
- Kendi sistemlerinden şüphe edenler, bilgi sistemlerini iyileştirmek isteyenler, geleceğe yönelik çalışmalarını planlamak isteyenler.
- Bursa ve İstanbul dışında şubeleşmeyi düşünüyor musunuz?
- İstanbul ve Bursa, İzmit’i de içine alırsanız Türkiye sanayisinin yüzde 80’ini oluşturuyor. Dolayısıyla çok başka yerlere dağılmaya gerek yok. 2007’de statejik bir kararla freelance çalışan bir altyapıya döndük. Dolayısıyla çekirdek ekibimiz 5 kişi ve bunun dışında diğer projelerde görev verdiğimiz çok sayıda uzmanımız var.

Biz bir şey satmıyoruz
müşavirlik hizmeti sağlıyoruz

- Sektörde rakipleriniz var mı?
- Yönetim danışmanlığı yapan rakibimiz yok. ERP yazılımını yapan, uygulayan, bunun uygulama danışmanlığını veren çok firma var. Program satan, bilgisayar satan, hizmet satanlar var. Bizim burada farkımız ne? Biz bir şey satmıyoruz. Biz patronun cebindeki parayı en az patron kadar önemsiyoruz. Her kuruşu dikkatli harcamaya gayret ediyoruz. Harcadıktan sonra da sonuca dönüşmesine bakıyoruz. O yüzden işimizin rakibi yok.

Alışkanlıklarla yönetimden
analizle yönetime geçin!

- Kriz ortamında bilgi sistemlerinin etkin kullanılması daha da önemli değil mi?
- Tabii kaynaklar kıt olduğu için daha çok önem kazanıyor. Kriz ortamında hangi müşterilere mal satacaksınız? Hangisinden vazgeçeceksiniz? Bunu bilebilmeniz için bilgiyi yönetiyor olmanız lazım. Patron ne kadar hisleriyle büyüse de bunu sayılarla karşısında görmesi daha doğru karar almasını sağlıyor. Sayısal olmayan bir şeyde kişi hissi karar alır. Duygusal davrandığınız her anda da hata yaparsınız. Onun için mümkün olduğunca sayısal olmalı. Bizim en çok kullandığımız başka bir slogan da  ‘Alışkanlıklarla yönetimden analizle yönetime geçiş’tir. Alışkanlıklarla yönetirseniz firmayı, sabah uyandığınızda çok şey değişmiş olabilir ve fark etmezsiniz bile. Örneğin kurbağayı kaynar bir suyun içine atın zıplayarak çıkar ama yavaş yavaş ısıtın farkına varmaz. Suyun içinde haşlanıverir. ‘Dur’ diyeceğiniz bir nokta olmalı. Ya da ‘dur’ diyeceğiniz bilgi sisteminiz yoksa bu ‘dur’u kaçırırsınız çoğunlukla. Krizde bu yüzden zarar görürsünüz. Bayrağı kaldıracağınız zamanı ‘bir dakika’ diyeceğiniz zamanı neye bakarak vermeniz gerekiyor? Elinizdeki üretim parametrelerine bakarak vermeniz lazım. Başarı başarısızlık, kurumsal yönetimin trafik lambaları. Kriz olduğunda bir planınız olması lazım. Planınız olması için de elinizde verilerin olması lazım. İşe sağlıklı olarak bakıyor olmanız lazım.

Serkan Özgöz kimdir?

1975 yılında Bursa’da doğdu. 9 Eylül Üniversitesi Bilgisayar Programcılığı ve Uludağ Üniversitesi İİBF mezunu. 2001 yılında ana teması girişimcilik olan BUGİDER’in (Bursa Genç Girişimciler Derneği) kurucu başkanlığını üstlendi. TOSYÖV Bursa Destekleme Derneği’nde genel sekreterlik yaptı. 2003 yılında Etkin Bilgi Yönetimi’ni kurdu. Evli, ağustos ayında bir erkek çocuğu babası olacak.