| Yapısal sorunlar ve anlayışlar |
| Pazartesi, 02 Kasım 2009 14:04 | |||
![]() Bir organizasyonun gelişmesinin önündeki en önemli engel yapısal sorunlardır. Bu kişiler için de böyledir. Öğrendiklerimiz, hissettiklerimiz, anlayışlarımız bizi bir yola sokar. Olaylara, gelişmelere o noktadan bakmaya, o mevziiyi savunmaya alışırız. Halbuki gerçek farklıdır, girdiğimiz yol çıkmaz sokak, durduğumuz yer yanlış yer olabilir. Organizasyonlarda, şirketlerde, derneklerde durum daha da karmaşıktır. Çünkü sorun kolektiftir, birbirine bağlı birçok küçük sorundan oluşur. Aslında hepsi küçük küçük sorunlardır, ancak birbirine bağlı sorunlar bir felaket yumağına dönüşür ve işletmeyi aşağıya çeker. Bugün tüm sektörler ve her ölçekteki işletmeler yapısal sorunlar ile karşı karşıya. Artan rekabet pazarlar arasında geçişi hızlandırırken, gelişen teknoloji büyük işletme ve küçük işletme arasındaki farkları da ortadan kaldırdı. Artık coğrafyanın arkasına sığınıp bir alanda tek satıcı olmak ya da büyüklüğün ve tekelciliğinin gücü ile piyasanın tamamına hakim olmak yok. Bu değişim içinde geçmişten getirdiğiniz alışkanlıkları, davranış modellerini, organizasyon biçimlerini sürdürmek söz konusu olamaz. Artık işletmenin içindeki her şey tartışmaya açık. Dolayısıyla yapısal sorunları da. Bu soruların neler olduğu, nasıl çözülebileceği, bu işin nasıl başarılabileceği ayrı bir tartışma konusudur. Ancak anlayışların değişmesi gerektiği kesindir. Yeni olaylara, yeni fikirlere geçmişten getirdiğimiz, öğrenilmiş pencerelerden bakmak bizi geliştirmez, sadece yerimizde saydırır. Anlayışların, kendiliğinden gelişmesini beklemek zaman kaybıdır. Çünkü her çalışan ekibe yeni katıldığında yapısal sorunlarla savaşır, bir şeyi değiştiremediğini anladığında da savaşmayı bırakır, ötekiler gibi olur. Dolayısıyla bu yapısal sorunlar yumağını çözmek için radikal kararlar gerekir. Bu radikal kararları da işletmenin geleceğine sahip-ortak olan kimse o alır, almalıdır. Bugün önümüzde çok geniş bir alan oluşuyor. Kriz tüm ekonomik bilincimizi yeniden şekillendiriyor. Geçtiğimiz 10 yılda yaptıklarımızdan farklı şeyler yapmamızın, davranışlarımızı geliştirmemizin vakti geldi. Bugün küçük değişikliklerle yapısal sorunları eritme zamanı. Gerek işletmelerde gerekse kendi yaşamımızda bizi bağlayan iplerden ilkini koparıp atma zamanı. Biz anlayışlarımızı değiştirdikçe, farklı yöntemler geliştireceğiz. Sorun yumağını çözmek kolaylaşacak, hareket alanımız genişleyecek. Sonra ileriye doğru yeniden hareket edeceğiz. Belki yavaş, belki de hızlı, önemi yok. Yazıyı, vaktiyle katıldığım bir organizasyonda yeni ekonomi konusunda konuşan Dr. Şeref Oğuz’un notlarıma giren sözü ile bitirmek istedim: “Taş devri taşlar bittiği için değil, anlayışlar değiştiği için bitti.” Not : Turgut Özakman’ın “Şu Çılgın Türkler” romanını okumamıştım. Fırsat bulup okudum. Milli mücadeleyi anlatan bu kitap baştan sona, yapısal sorunlarla nasıl mücadele edilmesi gerektiğine dair yöntem ve teknikleri anlatıyor. Bu haliyle bir romandan çok bir yönetim kitabı bile sayılır, tavsiye ederim. Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız
|

