Tam atağa kalkarken kalemizde golü gördük
Pazartesi, 21 Aralık 2009 13:59


Klişeler hayatımızın parçası. Olaylara verdiğimiz tepkileri ifade ederken, necip Türk basınının da desteğiyle dilimize yerleşen isim ve sıfat tamlamaları, deyimler.
Benim çok fazla futbolla ilgim yok, ama başlıkta yazdığım cümle milli takımımız dahil tüm takımlarımızın diğer milletlerin takımlarına karşı verdikleri mücadelelerde milyon kere geçmiş bir cümle. Bu yüzden de klişe zaten. Sadece futbolla ilgili de değil.
Tam atağa kalkarken kalemizde gol görmek, aslında biraz bizim iş görme anlayışımızla ilgili. Mesela hükümet! Tam açılımla atağa kalkarken Habur’dan dönüşlerle kalesinde golü gördü.
Akıl başka yerde, hedefler başka. Ama hiç aklınıza gelmeyen bir şey başınıza geliyor. Neden? Dersinize iyi çalışmadınız. Aceleci davrandınız. Eee, ne oldu? Durum 1-0. Yenik durumdasınız. Sonrası ciddi bir moral bozukluğu, karmaşa.
Bu ülkede örnek mi yok! Çok tabii. Mesela Sağlık Bakanı. Tam aşılarla birlikte atağa kalkarken, riskleri yeterince hesap etmediği, amirinden icazet almadığı için grup toplantısında golü yiyiverdi. Artık işin yoksa anlat derdini. Ancak yeterince insan ölecek ki söylediklerin anlaşılsın.
İşletmelerimizde de durum aynı. Krizden en çok zararı, atağa kalkmakta olan, finansal bolluğun cazibesine kapılıp, yatırımda yakalanan firmalar gördü. Tam işler iyi derken kriz birden geldi. Morallerimizi bozdu, enerjimizi tüketti.
Bu yüzden hazırlıklı olmak,  iyi planlama yapmak, oyunu iyi okumak, nefesi ve enerjiyi dengeli kullanmak gerekli.
Krizi yavaş yavaş geride bırakıyoruz.
Artık top bize geçti. Oyunu doğru kurmalı ve adım adım sonuca gitmeliyiz. Risk analizi, kaynak etkinliği, iyi iletişim, gereksiz risklerden kaçınma öncelikli gündem maddelerimiz.
Rüzgar da bizden yana. Hazırlık pasları ile kendimize olan güvenimizi kazanmamız gerekli, sonra atağa kalkarız.
Krizde bozulan müşteri ilişkileri, zaruri olarak daraltılan ekipler, bozulan finansman yapısı, krizi fırsat bilen müşteri ve fiyat baskısı yumuşak karınlarımız.
Bugün, az adamla, kısıtlı finansal kaynaklarla görece artan siparişleri karşılamaya çalışmak durumundayız. Bir süre daha, kaynak artırmak, ek yatırımlar yapmak gibi olanaklarımız yok. Hepimiz minimum kaynakla şirketlerimizin bu süreci başarılı bir şekilde geçirmesini sağlamak için çalışıyoruz. Burada başarı öncelikle kalemizde gol görmemek. Sonra da ilerleyen dakikalarda gol ya da goller bulmak. Maçın sonunda “istediklerimizi sahaya yansıtamadık” demek istemiyorsak, iyi organize olmalıyız.
Bu arada hocalara da çok iş düşüyor. Malum, motivasyon, futbolumuzda da başarının ve yeteneğin ortaya çıkmasında en önemli faktör. İş yaşamında da öyle. Patronlar ve yöneticiler ekipleri, yönetirken motivasyonun, umutlu hedeflerin önemini unutmamalı. Başarı gelecekse bu ekiplerle gelecek.

Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız