|

Kendisini her dinlediğimde aynı hisse kapılıyorum. Kökleri derin tecrübelere dayanmış yılların birikimiyle yoğrulmuş bir meyve ağacından damlayan meyve özü gibi sunuyor anlatmak istediğini. Gerçekten hayran olmamak mümkün değil. Bahsettiğim kişi yazar Dr. Rüştü Bozkurt. Rüştü Bey ülkemizin sanayi gelişimine büyük katkılar sağlamış bir profesyonel. KOBİ’lerde verdiği uğraşlar (bizzat KOBİ kelimesinin oluşmasına sağladığı katkılar ), Anadolu’nun hemen her şehrinde inanılmaz bir enerjiyle yıllarca sürdürdüğü çalışmalar ayrı ayrı makalelere ve başarı öykülerine konu olabilir. Bu yazıda ise hocayı dinlerken her seferinde aynı şeyi düşünmemi sağlayan “rafine bilgi”ye değineceğim. Malum bilgi çağında yaşıyoruz. Bilgi bombardımanı altındayız. Ve maalesef birçoğumuz bu bilgileri birbirimize yaymaktan, iletmekten başka bir şey yapmıyoruz. On birim bilgiyi ele alıp, kendi tecrübe süzgecinden geçirip, küspeleri, gereksizleri ayıklayıp, karışımı en lezzetli hale getirdikten sonra bir birim rafine bilgi olarak “bak işin özü şu” biçiminde akılımıza damlatabilecek kişi sayısı çok az. 1980’lerde işletmeleri ölçeklerine göre sınıflama fikri gelişirken KOBİ tanımına ve KOBİ’lerin gelişimine bizzat katkı sağlayan Rüştü Bey, bu kez de KOBİ’lere yeni bir misyon biçiyor. KOBİ’leri her profesyonelin hayalini süsleyen bir gün kendi işini yapmak hayalinden alıp daha gerçekçi temellere oturtuyor. İlk tespiti çok çarpıcı. KOBİ’ler amaç değil araçtır, diyor. KOBİ’ler insan ve sermayenin en etkili biçimde kullanımı ve maddi, manevi zenginliğe dönüştürülmesi için bir araçtır, diyor. Bunu da insanın doğası ile açıklıyor. “İnsan hayatı boyunca kaynakları kullanarak maddi ve manevi zenginlik yaratarak hayatı kolaylaştırmaya çalışır. KOBİ de, yani insan tarafından kurulan bu küçük ekonomik örgütte insan ve sermayeyi zenginliğe dönüştüren, hayatı kolaylaştıran bir araçtır, olmalıdır” diyor. Bu cümleleri hayatını KOBİ’lere adamış bir adamdan duyduğunuzda dikkat etmemek mümkün değil. Çünkü söylenenler alıntı değil, yurtdışından ithal değil, internetten bulma değil, eksik değil. Aksine tecrübeyle yoğrulmuş, damıtılmış bilgi. Hoca devam ediyor. “Bugün dünyanın her yerinde bilinen sanayinin birikim sistemi çözülüyor ve yeniden örülüyor. Bu süreçte üç teknoloji çok önemli. Üretim, ulaşım ve iletişim. Bunlar çok hızlı biçimde değiştiği ve insanlar arasında karşılıklı bağımlılık ilişkileri çok hızlı değiştiği için hız, esneklik ve uyum yeteneği çok önemli hale geliyor. İşte bu yetenekleri yüzünden KOBİ’ler özellikle kriz dönemlerinde ekonominin itici gücü oluyorlar.” Sizlere aktardığım bu röportaj topu topu 4 dakika. O kadar rafine ki her cümlede bir yönetim dersi çıkarmak mümkün. Elbette ki bu tür rafine çıkarımlar yapabilmek kolay değil. Tecrübeye saygı duymak, yıllarca KOBİ’lerde yapılan çalışmaları önemsemek gerekli. Ama hepimizin zamanı geldiğinde (hoca gibi bizden sonrakilere) rafine bilgiler verebilmemiz için “duymuş olmak” yerine “bilme”yi önemsememiz, etraflıca ilgi duyup, araştırma ve okuma becerilerimizi geliştirmemiz gerektiğini düşünüyorum. İnsanlığa ve kültüre ancak bu şekilde iz bırakabileceğimizi düşünüyorum. Yoksa bir süre sonra matrix gerçek olacak ve hayatı internetten ve içerikten ibaret sanacağız. Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız
|