Nuri Demirağ
Pazartesi, 28 Haziran 2010 10:39


Ben tanımakta çok geç kaldım. Çok tesadüfi bir biçimde, laf arasında adını duyduğumda bu konudaki eksikliğimden utandım. Bu satırları yazmaya karar verdim.
Nuri Bey, 1886, Sivas Divriği doğumlu. Sınavla girdiği Ziraat Bankası’nda memurluk yaptıktan, Maliye’de çeşitli görevler aldıktan sonra 1919’da Maliye Müfettişi oluyor. İşgal koşullarında işgalcilerin kötü muamelelerinden bıkıp maliye müfettişliğinden istifa ediyor.
252 liralık ilk sermayesiyle Cumhuriyet’ten önce, “Türk Zaferi” adını verdiği, ülkenin ilk sigara kağıdını üreterek Fransızların bu alandaki hakimiyetine son veriyor. Sermayesi 3 yıl içinde 80 bin lira oluyor. Sonra Cumhuriyet’in ilk müteahhidi olarak yaşamına devam ediyor. Soyadı Cumhuriyet’in ilk yıllarında yaptığı bin 12 kilometrelik demiryolunun müteahhidi olmasından dolayı Atatürk tarafından veriliyor.
Bursa’da Sümerbank’ın Merinos, Karabük’te Demir Çelik, İzmit’te Selüloz, Sivas’ta Çimento fabrikalarıyla, İstanbul’da Hal binasını yapıyor.
1931’de İstanbul Boğaz Köprüsü için Amerika’dan getirttiği uzmanlarla birlikte köprüyü planlıyor. 11 milyona yapılması planlanan köprüyü tren, otobüs, yaya geçişine uygun olarak tasarlıyor. Köprünün işletmesini, boğazı, ilişkili tüm alanları bütünsel olarak tasarlıyor, köprünün 67 yılda kendini amorti edeceğini hesaplıyor ve işi San Francisco Altın Köprüsü’nü yapanlara veriyor.
Proje Atatürk tarafından çok beğeniliyor, ancak dönemin Bayındırlık Bakanı ve Başbakan’ının engellemesi ile karşılaşıyor.
1936’da uçak almak üzere kendisinden bağış istemek için gelen Türk Hava Kurumu yetkililerine, ülkesine bir uçak fabrikası hediye edeceğini söylüyor ve çalışmaya başlıyor.
Ülkenin ilk uçak fabrikasını Beşiktaş’ta kuruyor. Fabrika fiilen 1936’da hayata geçiyor. Ancak siyasi ve kişisel nedenlerle Türk Hava Kurumu verdiği 10 uçak ve 65 planör siparişini iptal ediyor.
Tamamen Türk mühendisler tarafından tasarlanan, çift motorlu, barışta yolcu uçağı, savaşta bir bombardıman uçağına dönüşebilen, saatte 270 kilometre hıza ulaşan, 5 bin 500 metre yükseğe çıkabilen ‘Nu. D. 38’ dünya havacılık literatürüne giriyor. Demirağ, pilot yetiştirmek üzere İstanbul ve Sivas’ta “Gök Okul” açıyor.
Kişisel hırslara, siyasi çekişmelere kurban edilen, sürekli engellenen, inanılmaz bir yaşam öyküsü 1957’de İstanbul’da son buluyor.
Bugün www.nuridemirag.com internet sitesinden bize sesleniyor:
“Bu memlekette, millet hizmeti yolunda emek sarf edenlere reva gördüğümüz muamele ve ayırabildiğimiz şeref payı bu oldukça, davalarımızı hal yolunda ortaya atılan değerli evlatlarımızın sayısı gittikçe sıfıra inecektir.”

Serkan Özgöz'ün Tüm Yazıları İçin Tıklayınız