Nihayet bitti!
Pazartesi, 30 Mart 2009 17:17

alt

Bu yazıyı yazdığımda henüz seçimimizi yapmamıştık.
Siyasi ekiplerin heyecanlı gayretlerini, sabrımızı zorlayan öne geçme çabalarını ve kafamızı şişiren propaganda çalışmalarını yavaş yavaş geride bırakıyoruz.
Artık biraz da seçimlerde kimin daha başarılı, kimin daha başarısız olduğunu dinlemekle zaman kaybedebiliriz.
Şu aralar ekonomik kriz yaşamıyor olsaydık, tüm seçim sürecini daha keyifli bir şekilde izlemek mümkün olacaktı.
Eğer kriz olmasaydı gelişmeleri esprilerle karşılayabilir, birbirinden ilginç projelerin, kentsel dönüşümlerin, ana arterlerin, dağ trenlerinin, yeni stadın çatısının nasıl olması gerektiğinin, kültürel yaşamı geliştirmenin, hanlar bölgesini ayağa kaldırmanın, vizyon projelerin, bir daha duyulma ihtimali olmayan yaratıcı sloganların, mahallesine raylı sistemi getirmeyi vadeden muhtar adaylarının keyfini gerektiği gibi çıkarabilirdik.
Ama ne yazık ki hepimizi tümden etkileyen bir ekonomik kriz yaşıyoruz.
Siyasiler seçim propagandasına malzeme etmekten öteye giden çözümler üretemiyorlar. Gerçek sorunlara değinmek, sorunları anlamak, dinlemek yerine çözüyor gözükmek için paket üzerine paket açıklıyorlar. Teğet geçeceğinden emindik ama milleti tüm kalbiyle düşünen büyüklerimiz ruhumuzu rahatlatmak için birkaç paketi peş peşe açıkladılar. İlk üçünü fark edemedik, ama beşinci paket açıldı bile. Seçim tarihi biraz daha ileride olsaydı sanırım paket sayısı da artacaktı.
Tüm bunlara alternatif olabilecek bir muhalefeti de gündüz vakti mumla adam arayan Diyojen gibi mumla arıyoruz.
Kadersiz ülkem krizin üstüne bir de seçim darbesi yedi. Tüm yıl için ön görülen bütçe açığını iki ayda vermiş durumdayız.
Dahası bu açıkların sebebi ekonomiye yatırım, şu anda bence tek önceliğimiz olan krizi az zararla atlatmak konusundaki faaliyetler değil, hiçbir katma değeri olmayan kaldırım taşları, sadece üzerinden yürüyerek geçtiğimiz halde özel metal malzeme ile kaplanan üst geçitler kısacası seçim harcamalarıdır.
Ve nihayet bitti. Seçimi atlattık.
Artık sorumluluk makamında olanların gerçekçi bir bütçe yapmalarının, dış kaynağı önemsemelerinin, mukayeseli üstünlüklerimizi öne çıkaracak, dış ticarette elimizi güçlendirecek teşvik programlarını hazırlamalarının, girdi maliyetlerini azaltan yapısal düzenlemeler yapmalarının, vergisini veren istihdam yaratan insanlarını yücelten, kayıtdışı ile de kararlı biçimde savaşan politikalar geliştirmelerinin zamanı geldi.
Ama görülüyor ki biraz daha bekleyeceğiz. Seçim sarhoşluğunu üzerlerinden atmaları, anayasa değişiklikleri konusunda tartışmaları biraz zaman alsa da ekonomiye eninde sonunda sıra gelecektir.
2012’deki genel seçimlere az kaldı. Bakarsınız seçimden önce yine paketler açıklanır. Yine vaatlerle umutlanır, vizyon projelerle gözlerimizi kamaşmış buluruz. Belki de o vakte kadar dağa trenle çıkar oluruz.
Belki de İskender’in Diyojen’e dediği gibi bize “Dile benden ne dilersen” bile derler.
Eğer derlerse diye, kullanmak üzere, cevabı da bir yere not etmekte fayda var. “Güneşimi kapatıyorsun, gölge etme yeter!” 

 

 Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız