Krizin finansmanı
Salı, 06 Nisan 2010 10:48


Kriz “beklenmeyen, öngörülemeyen ve davranışları aniden değiştiren sert etki” olarak tanımlanırsa geçen yıl kasım ayında yaşadığımız şey, her ne kadar teğet geçse de bir krizdi. 2008’de ayak sesleri duyulan ve piyasada “para yokluğu” biçiminde hissedilen kriz, saklanamayacak hale geldiğinde Lehman’ın da batışı ile gündemimize oturdu. Yoğun şekilde tartışıldı, hissedildi. Talebin inanılmaz şekilde ve aniden daralması bunda etkili oldu. Ancak ilk etki geride bırakıldığında 2009 Şubat, Mart ayları ile birlikte daha önce de bu sütunlarda sizlerle paylaştığım biçimde artık krizden söz etmek mümkün değildi. Kriz bitmişti, çünkü var olan duruma alışmıştık. Evet yavaşlamıştık, ama hepimiz iyi kötü bir yerlerde dengeye gelmeye çalıştık.

Yine aynı dönemlerde krizin borç-alacak dengelerini, finans akışlarını, alıcı-satıcı ilişkilerini zedelediğini, krizden çıkışın daha zorlu olacağını, krizden çıkışın “kendi başına bir kriz yönetimi” gerektirdiğini konuşmuştuk.

Şimdi vakit geldi. Krizden çıkıyoruz. Birçok müşterimde iyiye gidiş sinyalleri alıyor, siparişlerde artışları gözlemliyorum. Artık yeni bir durum var.

Hani denir ya, “her kriz içinde fırsat barındırır, kriz sözcüğü Çince’de tehlike ve fırsatın bileşkesi biçiminde yazılır” diye. İşte şimdi krizin fırsata dönüşebildiği yerdeyiz.

Müşteriye yakınlık, küçük partilerle, gerektiğinde ve artan talep ile uyumlu çalışabilen esnek üretim, bu üretimi 3-4-5 ay sırtında taşıyabilecek bir finansman modeli, fırsatın bileşkeleri olarak önümüzde duruyor.

Bir yıl boyunca ertelenen talepler yığılarak önümüze düşüyor. Bunları, dikkatli ve müşteri beklentilerine uygun biçimde planlamak, işleri zamanında yapabilir olmak ve finans olarak da buna dayanabilmek ciroları artıracak, güveni tazeleyecektir.

Fırsat çekici gözüküyor, peki içinde barındırdığı tehlikeler?

Hızla artan üretim, karşılığını iyi ihtimalle 3-4 içinde alabileceğiniz ciddi bir finansman gerektiriyor. Tehlike burada. Finansman konusunda herhangi bir aksaklık, kriz bitti dediğimiz anda, krizden çıkarken çok ciddi yaralar açabilir.

Bu yaraların iki sebebi olabilir. Birincisi firma kriz süresince yönetmeyi başardığı borç-alacak dengesinde, artan talep sebebiyle kısa vadeli borçlar bakımından meydana gelen artışı doğru planlama ile ve doğru kaynaklar ile yönetemez, fonlayamaz. Zamanından önce ve aniden kaynak girişine ihtiyaç duyar ve kriz oluşabilir. İkincisi ise satışlarından (daha çok proje bazlı çalışan şirketlerde) elde etmeyi beklediği tahsilatları zamanında alamaz. Borç alacak dengesi bozulur ve kriz oluşabilir. 

Bu sebeple artan taleplere bakarak (henüz) tedbirsiz davranıp taşınamayacak riskler almamak lazım. Yani açan güneşe aldanıp dışarıya üzerinize bir şey almadan çıkmamak lazım. Daha tam yaz gelmediği için öğleden sonra hava bozabilir ve maazallah üşütebilirsiniz. Siz siz olun, bu havalarda dışarıya ince çıkmayın.

Serkan Özgöz'ün Tüm Yazıları İçin Tıklayınız