|

İşletme yönetimi ve karar vericiler sayısal verilerin titizlikle sonuçlara dönüştürüldüğü raporlara ihtiyaç duyarlar. Bu raporlarda takip edilen veriler sayesinde öngörüler oluşturur. Elbette ki yönetici tecrübesi, öngörü ve ihtiyatlı davranma önemli kişisel özelliklerdir. Ancak iyi bir bilgi sistemi bu özellikleri besler, karmaşıklığı önler ve karar vermeyi mümkün kılabilen sonuçlar üretir. Bu yüzden bilgi sistemleri sayısal verilere dayanır. Bir de işletme yönetimleri kendi işletmelerinin performanslarını bir takım göstergelerle izleme yeteneklerini geliştirmişlerse sonuçlar daha yaralı olur. İşletmede başarı-başarısızlığı, kritik durumları tanımladığımız göstergelere KPI deniyor. Yani performans göstergeleri. Bu göstergeler özellikle sayısal verilere dayanan, veri analizi ile sonuçlanmış ve yıllara bağlı takip edilen göstergeler. Sayısal verilere dayalı, gerçekçi bir yönetim için işletmenin, işletmedeki her departmanın bir KPI listesi olmak ve izlenmek durumunda. İyi yönetilen bir işletmede kurgulanmış iyi bir bilgi sisteminde yöneticinin önünde bir ekran bulunur. Bu ekranda işletmenin performans göstergeleri anlık olarak gözlenir. Böylece işletme yönetimi yani dümeni tutan kişi durumu net olarak bilir, tehlikelerin fırsatların farkına varır. İşletmelerin olduğu gibi ülkelerin, hükümetlerin de performans göstergeleri vardır. Mesela krize kadar hükümet ekonomik istikrarı bir gösterge olarak gözümüze sokup, oy istemeye devam etmişti. Kriz ortamında ise durum kötüleştiğinden beri tam bir sessizlik hakim. Gündem kasıtlı olarak başka konulara kaymakta, kaydırılmakta. Bu gibi durumlarda yapmamız gereken esas göstergeleri takip etmek. Aşağıda hissi bir temele dayanan bir temenni ile gerçekçi bir sayısal göstergeyi gözler önüne seren bir tespitle yazımıza son noktayı koyalım.
SON NOKTAYI KOYMAK Hem medyada habercilerin, hem de siyasetçilerin ortak sevdikleri cümleler vardır. “Son noktayı koymak” gibi. Bir kanun çıkacak olur, üzerinde itilaflar falan derken, denir ki: “Başbakan son noktayı koydu.” Klişe cümlelerden biridir yani. Kulüp başkanı, dernek başkanı ve bilumum yöneticiler için söylendiği de olur. Başbakan’ın Kasım 2008’de verdiği “Kriz bizi teğet geçecek” demecinin üzerinden 8 aylık bir süre geçti. 8 aylık sürede ekonomik durum, krizin şekli, aslında ne kadar az etkilendiğimiz konusunda her türlü ekonomi geyiği yapıldı, tüketildi. Hatta İstanbul medyasında Türkiye’yi sadece kendi yaşama alanlarından ibaret zanneden, kabuğundan çıkamayan bazı yazar arkadaşlar “Valla kriz falan yok, ben çıkıp geziyorum herkes para harcıyor” bile dediler. Kriz yok muydu gerçekten? Yoksa biz başka bir ülkede mi yaşıyorduk? Ben bunları düşünürken haberlerde hükümetle sendikalar arasında yapılan toplu sözleşme görüşmelerinde bir sonuç alınamadığı, son noktayı Başbakan’ın koyacağı yer alıyordu. Yalnız bu kez farklı oldu. Son noktayı bu kez TÜİK koydu. “Türkiye tarihinin en büyük daralmasını yaşamıştır NOKTA” , “Türkiye krizden en çok etkilenen 3. ülke oldu NOKTA” Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız
|