| İnsan kaynakları |
| Pazartesi, 01 Şubat 2010 22:00 | |||
![]() Kötü geçen bir yılın ardından işler yeniden hareketlenmeye başladı. Bu süreçte organizasyonlar, özellikle insan kaynakları açısından ciddi yaralar aldı. Bozulan motivasyon, zamsız geçen bir yıl, eksik çalışma, işten ayrılmalar vb… sebeplerle insan kaynakları servisleri yoğun ve stresli bir yıl geçirdi. Şimdi işlerin, krizin tavan yaptığı zamanlara göre daha iyi olmaya başladığını düşünüyoruz. Umutlanıyoruz. İşletmeler de bu umutlara dayanarak yavaş yavaş yeniden işleri ve organizasyonlarını düşünmeye başladı. Bunlar hepimiz için iyi gelişmeler olsa da insan kaynakları servislerini biraz daha yormaya devam edecek türden aktiviteler. İşler iyiyken, insanların hayatlarından memnun oldukları işletmelerde insan kaynaklarını, daha doğrusu çalışanların gözünde patronu temsil etmek, patronla çalışanlar arasındaki ilişkileri düzenlemek daha kolay. İnsan kaynakları bugünlerde dönemsel olarak artan zam beklentilerini imkanlar oranında karşılamak, düşen motivasyon ile mücadele etmek, başta kendi motivasyonunu sağlam tutmak zorunda. İnsanla uğraşılan her iş kolunda tümden herkesi memnun edebilecek çözümler bulmak mümkün değil. Hele ki kaynakların kıtlığından şüphe etmediğimiz bu günlerde bunları yapmak daha da zor. İnsan kaynakları alanında bu konulara önerilebilecek birçok yöntem olsa da ben daha basit ve yalın yöntemlere inanıyorum. İnsan kaynakları, kurumsallaşma gibi dış etkilerle satın alınmış danışmanlık projelerinin tamamı, gelen İK danışmanının o firmanın gerçeklerini anladığı kadarıyla firmaya bir profil çizmesiyle başlayıp, bir süre sonra içinden çıkılamaz organizasyon şemaları ile son buluyor. Genellikle de başarısız oluyor. Burada başarının mükemmel ama hayata geçirilemeyecek bir organizasyon şeması çizmek olmadığını belirtmek gerek. Bence bu tip çalışmalarda başarı, bir anda her şeyi değiştiren bir yapılanma modeli ile değil, firmaların gerçeklerini masanın üzerine yatıran, bu gerçeklerden yola çıkılarak 5 yıl boyunca sağlanabilecek bir dönüşümü hedefleyen çalışmalar ile gelebilir. Yani insan kaynaklarında dönüşüm 6 ayda, 1 yılda sağlanabilecek bir iş değil. İnsanlara ne iş yaptıkları sorulup onların yazılı hale getirmenin ve sonra da organizasyon şemasının çizilip projenin tamamlandığı işlerin firmalara yarardan çok zarar getirdiğini, firmadaki yıllar içinde oluşmuş ahenkli çalışmaya, üst-ast ilişkilerine dinamit koymak anlamına geldiğini birçok defa bizzat izledim. Bu sebeple insanımızın doğasında bulunan parametreleri bilen, fark eden insan kaynakları yöneticilerinin, patronlarını ikna ederek, ısrarla sürdürdükleri, küçük ama etkili adımla organizasyonlarını geliştirdikleri süreçler bana daha inandırıcı geliyor. Özünde her işletme kendine özgü parametreler ve iş yapma metotları geliştirir. Yani her işletmenin kendi kişiliği vardır. Kendi kişiliklerimizi değiştirmek, zayıf noktalarımızı geliştirmek, nasıl zor bir iş ise işletmelerde de bu parametreleri değiştirmek o denli zor bir iştir. Öncelikle farkındalık gerektirir. Bu farkındalığı da bana göre ancak işletme gerçeklerini iyi özümsemiş iyi bir İK yöneticisi sağlar. Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız
|

