Güç savaşı, kriz, ışık, araba farı
Pazartesi, 22 Haziran 2009 11:57

alt

İktidar savaşı olanca hızıyla devam ediyor. Belgeler, demokrasiye kastedenler, belge sahte diyenler herkes bir yerlerinden tutuyor elbet. Bu kadar yorucu faaliyetin yanında ülkenin tümünü ilgilendiren krizle ilgili işler de yapılmıyor değil. Hükümet yürüttüğü demokrasi mücadelesinin yanında ÖTV indirimlerini de uzattı. Gerçi uzatmaları biraz zaman aldı, gece yarılarına kaldı ama olsun. Kredi kartlarına “bak bir daha af yok” uyarısıyla yeni bir af daha çıktı. “Vatandaş ne yapsın kardeşim cep telefonunu yenilemekten temel ihtiyaçlara para kalmıyor, sarılıyor karta” demeyin sakın. Tepki çekersiniz. Şimdi, demokrasi mücadelelerini, cemaatleri, kurum yıpratmalarını saymazsak elimizde geride kalmaya başlayan bir kriz, bir tünel, tünelin ucunda bir ışık ve ışığı benzettiğimiz araba farı var. Merkez Bankası Başkanı yapılan faiz indirimini sunarken ihtiyatı elden bırakmamak gerektiğini, tünelin ucunda ışığın en azından bazıları için hızla gelen bir arabanın farı olabileceğini vurguladı. Ekonomi gündemi tehlikenin büyüklüğünü ifade etmek için bunun bir tren olabileceğini bile konuştu. Merkez Bankası krizin en başından beri en tutarlı, en gerçekçi politikayı sürdüren tek kurum. Durmuş Yılmaz gerçekten iyi bir bürokrat ve işini şaşılacak derecede iyi yaptı. Türkiye’nin gerçeklerini dikkate alan elindeki imkanları en iyi biçimde kullanan, siyasete bulaşmadan piyasanın gereklerini de gözeten bir yönetim sergiledi. Böyle bir görev de oldukça zor bir iş doğrusu. (Vergi reformunu yapsak, gelir idaresini özerkleştirsek, başına da Durmuş Bey gibi işini bilen bir adam bulsak da vergi adaletini sağlasak mı? Neyse hayal kurmayalım.)
Yukarıdan aşağıya baktığımızda ekonominin ve ülkenin durumu bu. Ancak aşağıdan yukarıya bakmak isterseniz ister istemez aylardır bozulan finansman sebebiyle borç biriktirmiş KOBİ’lerin, buralarda çalışan insanların, bu KOBİ’lerin kredilerini en azından aynı tutmak için mesai harcayan bankacıların gözünden bakıyorsunuz. Finansman sorunu alınan önlemlere rağmen ciddiyetini koruyor. Ve bu sorun krizden çıkışta belki de krizde olduğundan daha fazla şirketin batması ile sonuçlanabilir. Siparişler arttığında işletmelerin hammadde, yarı mamul almak için sipariş vermeleri gerekecek. Aylardır ödemelerini aksattıkları tedarikçilerine sözler vermeleri, borçlarını ödeyeceklerine ikna etmeleri gerekecek.
Kimileri mal temin edemeyecek, kimileri edebilecek. Kimileri yeni siparişlerle artan giderleri karşılayabilecek, kimileri karşılayamayacak. Ekonomi yeniden harekete geçerken kartlar yeniden dağıtılacak. İlk oyunda eli kötü olanlar ikinci bir şans daha yakalayacaklar.  O halde işi baştan sıkı tutmak, en azından bir yıl daha parayı, her kuruşu çok iyi yönetmek gerekli. İşletmeler 1 Ocak 2010’a odaklanmak, artacak siparişleri ön görmek, bunlardan kendileri için iyi olanları tahmin edebilmek, bu tahminlere yönelik hazırlıklar yapmak ve 2010’un bütçesini şimdiden hazırlamaya başlamak zorundalar.
Esas işlere odaklanmak, esnek üretim yapısını korumak, dışarıdan hizmet alma yoluyla büyümek, bilgi yönetimine önem vermek bu süreci kolaylaştırabilir ve etki hala getirebilir.
Son olarak bir benzetme ile yazımızı bitirelim.
Amerikalılar obez oldukları için ölüyorlar. Örneğin GM. Biz de ise yağlanma şimdilik göbek bölgesinde.
Özetle hazır zayıflamışken neler yiyeceğinize şimdiden karar verin. Sürekli diyet niyetleri ve reçeteleriyle dolaşmak yerine kilo almamayı ve doğru beslenmeyi öğrenebilirsek sürekli dinç ve zinde oluruz. 

 

Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız