| Göz boyama |
| Pazartesi, 17 Mayıs 2010 13:29 | |||
![]() Finansal bolluk ortadan kalktığından beri yerel yönetimlerin çarpıcı projelerine pek rastlanmıyor. Paranın tüm dünyada bol olduğu zamanlarda, kafalarına göre borçlanabilen, sıkıştıklarında belediyeye ait mülkleri satışa çıkaran belediye yönetimleri, fayda-maliyeti tartışılacak yatırımlarla vatandaşlarını tatmin etmeye çalışıyorlardı. Ancak maliye politikası hükümeti sıkıştırmaya başladığından beri ekonomi yönetimi ciddi sınavlardan geçiyor. Bu sebeple yerel yönetimlerin para talebini çok duyan yok. Hal böyle olunca yerel yönetimlerde anıt açılışı, cami güzelleştirme, hanları ortaya çıkarma, çevre düzenlemesi gibi halkın yaşayışını çok ciddi etkilemeyen kozmetik faaliyetlerle günlerini geçirmek zorunda. Ha bir de Bursaspor için her yana astıkları Bursaspor’a başarılar diler pankartları ve bayrakları var. Gerçi Bursa, “çalışınca oluyor” dönemlerinde çok daha ciddi göz boyamaları da görmüştü ya neyse. Bir eser ortaya koyamadığınız zaman, ya var olan eserlerin etrafında dolaşarak onları güzelleştirmeye aday olursunuz ya da aslında sizle hiç ilgisi olmayan işlerin, başarıların fotoğrafında yer almaya çalışırsınız. Bu cümleden tabii ki mevcut yerel yönetimlerimizin yaptıkları güzel işleri gölgede bırakmaya çalıştığımız anlaşılmamalı. Tüm başkanlarımızın yaptığı onlarca güzel iş var. Ben o güzel işleri değil, kozmetik işleri kastediyorum. Bursa büyük bir şehir. Mükemmel bir tarih mirası var. O mirasa sahip çıkmak elbette güzel. Ama bu büyük şehrin, görünüm güzelleştirmelerden daha öncelikli, hepimizin bildiği sorunları var. Vaktiyle tüm Bursa olarak genel siyasetin rüzgârına kapılıp elbirliği ile yaptığı hizmetlere ve vizyonuna ihanet ettiğimiz değerli büyüğümüz Erdem Bey’in yakın çevre yolundan beri Bursa’da alternatif hiçbir yol geliştirilemedi. Onun yaptığı otobüs garı hala yerinde duruyor. Biz ona ek olarak önüne alışveriş merkezi yapabildik, ama Bursalıları hala garaja gidip gelme çilesinden kurtarmayı, o keşmekeşliği çözmeyi bilemedik. Benzer şekilde Nilüfer’e üç fidan anıtı dikmeyi becerdik de Ertuğrulkent gibi 1990’lardan beri planlanan bir yerde pazaryerini çoktan hizmete açmış olabilmeyi beceremedik. 1972’de kaybedilen üç fidanının anıtını dikmek için neden bu kadar süre bekledik, birilerinden mi korktuk? Yoksa belediye yönetiminde başkaları mı vardı? Ertuğrulkent, bir gece de mi var oldu da biz orada bir pazaryerini hala açamadık. Osmangazi’de TOKİ dışında önünde fotoğraf çektirilecek hiç mi hizmet yoktur? Genel bir hastalıktan bahsetmeye çalışıyorum. Bursa hızla büyüyor, ihtiyaçları gelişiyor. Kozmetik tedbirlere değil, kalıcı planlamaya, vizyon sahibi adımlara, yaşamımıza değecek hizmetlere ihtiyaç duyuyoruz. Şehrin ertelenemeyecek ihtiyaçlarını doğru öncelik sırasında karşılayabilmemizi sağlayacak adımları atması gereken belediye başkanlarımıza bu ağır yük altında başarılar diliyoruz. Serkan Özgöz'ün Tüm Yazıları İçin Tıklayınız
|

