|
Salı, 09 Haziran 2009 11:34 |
|

Başbakanımız basının karşısına geçerek yeni teşvik paketini açıkladı. Paketi aslında bir müsteşardan ya da bakandan dinleyebilirdik. Ancak kendisi anlatmayı tercih etti. Üzerindeki baskıdan , “hükümet bir şey yapmıyor” eleştirilerinden yorulmuş olacak ki dümene bizzat kendisi geçti. Sitem etti. Haksızlık var dedi. Aslında çok şey yapıyoruz dedi. 60’ın üzerinde önlem aldık dedi. Teşvik paketini anlattı. Ekonomi taş gibi dedi. Bankalar karlı dedi. ( Devlete borç verdikleri için olmasın! ) Siz hiç merak etmeyin teğet geçiyor dedi. Siyaset kolay değil. Günlük güneşlik günlerde, finansal bolluk altında başbakan olmakla, kriz ortamlarında, zor zamanlarda başbakan olmak arasında fark var. Sadece bizde değil tüm dünyada bu böyle. İngiltere başbakanının bile koltuğu krizi iyi yönetemediği, bakanlarının kişisel harcamalarının devlet tarafından ödendiği gibi gerekçelerle tehlike altında. Gerçi kriz ve İngiltere’deki gibi sebeple bizim koltuklara vız gelir. Ama yine de en azından biraz stres yaratıyor demek ki. Onların da işi zor. Böyle zamanlarda insanları işlerin iyiye gittiğine inandırmak kolay değil. Çünkü hepimizin bildiği gibi ülkemizde insanlar tercihlerini sadece ve sadece kendi canları yandığında değiştiriyorlar. O da genellikle ekonomik krizlerin hemen sonrasına denk geliyor. Yıllardır siyasetin tüm alanlarında yoğrulmuş başbakanımız da bunu biliyor. Seçmenin stresi arttıkça homurtular artıyor, siyaset ısınıyor, insanlar geriliyor. Herkes barut fıçısı! Başbakan dahil. Böyle durumlarda sakin olmak, gerçekçi hedefler koymak ve akılla yürümek en iyisi. Açılan teşvik paketi bu açıdan önemli. Biraz gelecekle ilgili ama olsun. Yine de doğru bir adım. 1 her zaman 0’dan büyüktür. Paket mevcut yatırımların taşınması durumunda kolaylıklar getirse de (hatta nakliyeyi bile ödeyeceklermiş) bir firmanın taşınması kolay iş değil. Elbette ki fiziksel taşınmadan bahsetmiyoruz. Mevcut işçilerin tazminatlarını ödemek bile finansman gerektiriyor. Bu haliyle paket kurulmuş firmalara değil, yeni kurulacak firmalara imkan sağlayabilir. Ancak onun da kısa vadede yatırımları patlatması mümkün değil. Gerçi pakette taşınmalar için 2010 yılı sonu tarih olarak belirtilmiş ama bence bu tarihe kadar işletmeler yeni yeni nefes almaya başlar. Paket büyük ölçüde devletin alacağından vazgeçmesi üzerine kurulu. Kurumlar vergisi oranları ile ayarlamalar yapılmış. Kredi Garanti Fonu’na aktarılan belli miktarlar var. Kimin nasıl işe alınacağı ve nasıl çalıştırılacağı bile belli olmayan bir istihdam paketi gündemde. 120 bin kişi 6 ay süreyle kamu yararına çalıştırılacak. Devlet ulufe dağıtıyor. Meslek kursları, girişimcilik destekleri… Yok yok anlayacağınız. Bir tek kasım ayında siparişlerin bıçak gibi kesilmesinden bu yana aylardır finansman sorunu yaşayan ÖTV indirimlerinin bitiş tarihi ile ilgili karabasanlar gören KOBİ’lere bir şey yok. Kredi Garanti Fonu mu? Bu fon teminat istemeyecek mi? Koşulsuz herkese garanti mi verecek. Yoksa yine SSK ve Bağ-Kur borcu olmayana mı? Başbakan belli ki geleceğe hazırlanıyor. 2011’deki seçim meydanlarında bu teşvik paketinin krize nasıl merhem olduğunu, hepimizi nasıl da teğet geçirdiğini daha çok dinleriz. Umarım bu süre içinde yurtdışında biraz işler iyiye gider de hepimiz başbakanımızı gülümseyerek dinleriz.
Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız
|