Eleştirmek, değiştirmek
Pazartesi, 07 Aralık 2009 15:26


Bursa çok güzel bir şehir. Başlıkla ilgisiz bir giriş, ancak yazacaklarım yaşadığım şehrin özelliklerini düşünmemi sağladı.
Bursa’nın doğal güzellikleri elbette ki başka bir yazının konusu. Benim konum ise iş dünyası.
Bursa güzel bir yer. Çünkü çok başarı öyküsü var. Dahası Bursa’nın ölçeği gereği, bu öyküleri yakından izleyebilme, kahramanlarını tanıyabilme imkanı var. İş yaşamında yürüyen genç insanlar için bulunmaz nimet.
Bu başarı öykülerinin hepsinde, öykünün merkezinde işine ruhunu katan bir adam var.
İşle küçük yaşlarda tanışmış, kendi farklılığını işine yansıtmış, aralardan sıyrılmış, bilgi, sermaye, emek biriktirmiş bir adam. Bu adamların ortak özellikleri doğuştan lider ruhlu, çalışkan ve hırslı olmaları.
Bu çalışkan adamlara haksızlık etmemek için hasbelkader, müşteri tarafından büyütülmüş şirketlerin şişkin patronlarını bu tanımın dışında tutmak gerek. Onların da kendilerine göre bir başarı öyküleri var elbet, ama benim örnek aldığım diğerleri.
İçlerinden bir ikisiyle yapılacak sohbetlerin eşsiz yönetim kitaplarına dönüşebilecek kadar rafine bilgi içerdiği bu adamlar, şimdilerde, kurumsallaşma, teknolojik yenilik, yönetim becerileri, yetki devri gibi birçok konuda bombardıman altında.
Yöntemleri, teknikleri, bugüne kadar başarılı olmalarını sağlayan şeyler, aslında kısaca kişisel özelikleri eleştiriliyor. Tüm eleştiriler “patron şirketlerinin olumsuzlukları” başlığında toplanıyor. Sanki bugüne kadar imrenilecek bir azim ve çalışma ile geliştirilmiş, bugüne getirilmiş şirketler kendiliğinden tesis edilmiş gibi, bugün bu şirketleri yaratan adamlar ve onların davranış stilleri eleştiri konusu. 
Eleştiriler haksız mı? Hayır. Bu şirketlerde gelişecek birçok konu var.
Bugün bu şirketler için en önemli konu kazanılmış başarıları geleceğe taşıyacak, devam ettirecek, işletmenin kendi başına yaşamını sürdürmesini sağlayacak bir yapı kurmak.
Yani bu başarılı, hırslı adamları, dinlenmek, kendisine daha çok zaman ayırmak, zamanla hesaplaşmak üzere şirkette daha az detayla uğraşmaya, yetki ve sorumluluk devrine ikna edebilecek bir adam ya da bir ekip bulmak ya da bir çalışma biçimi yaratmak.
Ancak bu çok kolay değil.
Bir başarı öyküsünün başkahramanını hikayenin içinden çıkardığınızda onun yerini alacak bir kişi, bir ekip bulmak neredeyse bir hayal. 
Gelenler çok bilgili olsalar da önceki iş yerlerinde çok başarılı işlere de imza atsalar, bu yeni bir hikaye. İşin gerçeklerini anlamaları, sorumluluk almaları, çok çalışmaları, liderliği hak etmeleri gerekli.
Bir şeyin nasıl yapılacağını söylemekle, var olan mevcut sistemi eleştirmekle, o sistemi tüm parametreleriyle birlikte başarıya götürmek birbirinden farklı şeyler.
Bir önündeki jenerasyondan yetki ve sorumluluk alacak herkesin ihtiyacı, bilgiden çok, farkındalık, çalışkanlık, dürüstlük ve samimiyet.
Yazımı, bu satırlara yazmaya sebep olan, Bursa’da büyük bir başarı öyküsü yaratmış adamın sözüyle tamamlamak isterim: “Bize, bizi eleştirecek adamlar değil, bizi değiştirecek adamlar gerek.”

Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız