Dün, bugün, yarın
Pazartesi, 04 Ocak 2010 14:39


Geçen hafta yazıma yeni bir yıl ve yeni umutlar hakkında yazmayı hedefleyerek başlamış, ancak 2009 yılını düşündükçe içimi karartan gelişmelerin içinde kaybolup gitmiştim. Umut kelimesini başlıktan sonra en son cümlede kullanabildim.
Yaşadığımız günler umut etmemizi güçleştirse de gündeme ve gündelik yaşama verilen birkaç günlük aralar bile ruhumuzun aklımıza yetişmesine yetiyor.
Artan bilgi hızı, iletişim olanakları bizi her şeyden haberdar yaptıkça daha mutsuz insanlar olmak gibi bir mahkumiyetimiz var. Gündem öylesine derin işleniyor, zaman zaman öylesine abartılıyor ki içimizin kararmaması mümkün değil.
Son birkaç aydır yaşadıklarımız nefes almamızı zorlaştırsa da kısa yılbaşı tatili, bana dünün tümden kapandığını, önümüzde yeni bir yıl olduğunu, zamanın haklıyı ve haksızı keskin bir adaletle birbirinden ayıracağını, her soluğun yeni bir dünya demek olduğunu hatırlattı.
Beyinsel fonksiyonları bir kenara bıraktığımız her türlü yılbaşı gecesi eğlencesinin gündem üzerinde böyle bir uyuşukluk hali meydana getirmesi ruh halimiz açısından sevindirici.
Kötü bir yılı hep birlikte atlattık. Şirketlerimiz bilançolarını çıkardı, kar ya da zarar ortaya çıktı. Kişisel muhasebelerimizde de öyle. Her ne olmuşsa olsun, dünde kaldı.
Tüm veriler artık 2009’a, yani geçmişe ait. Bugün ise artık 2010. Önümüzde yeni bir hikaye yazabileceğimiz, yeni adımlar atabileceğimiz, yeni sonuçlar alabileceğimiz bir zaman dilimi var.
Bugün 5 Ocak. Önümüzde 360 temiz gün var.
Umutlanmak için yeterli sebebimiz olmasa bile umutsuz motivasyon olmayacağını, motivasyonsuz sonuç alınamayacağını hatırlamak gerek.
2009 yılı boyunca bir arada tutmaya çabaladığımız ekiplerimiz, koruduğumuz şirket değerlerimiz 2010 yılında en büyük gücümüz olacak. Birlikte kol kola yeniden gelişeceğiz.
2009 yılında zorda kaldığımızda, kıt kaynaklarla neler yapabileceğimizi hep birlikte gördüğümüz için 2010 yılının sloganı “verimlilik” olacak.
Harcayacağımız her kuruşun neye katkı sağladığını iyi tartacağız, satışa dönüşüp dönüşmeyeceğini sorgulayacağız.
Paramızı iyi yönetecek, ucuz finansmanın çekiciliğine kapılmayacağız.
Binaların, lüks fabrikaların şirketlerimizi güçlü gösterdiğini, ancak güçlü kılmadığını unutmayacağız.
Şirketlerin karsızlıktan değil, finansmansızlıktan batabileceğini aklımızın bir köşesinde tutacağız. Gayrimenkul yatırımlarının zenginlik göstergesi olduğunu ve fakat krizlerde pek işe yaramadıklarını anımsayacağız. Entelektüel sermayemize yatırım yapacağız, yapabilirliklerimizi artıracak, esnekliklerimizden ödün vermeyeceğiz.
Biz bunları yaptıkça işler hep bugünden daha güzel olacak. Şükredeceğiz.
Bugün dünden daha mutluyuz, yarın bugünden daha mutlu olacağız.

Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız