| Doğruları söylemek |
| Pazartesi, 09 Kasım 2009 16:14 | |||
![]() Hepimizin inandığı şeyler var. Hepimiz hayata bir yerlerden tutunuyor, kendimizce yorumluyor ve birbirimizi bu yolla etkiliyoruz. Çünkü hepimiz insanız, birlikte yaşıyor, sosyalleşiyor, sorunlar çıkarıyor, çözmek için kurallar oluşturuyoruz. Vicdan, adalet, siyaset, politika, inanç kavramlarını harmanlıyor; kendimize yollar çiziyoruz. Yaşamdan öğrendiğimiz kavramları birbirimize dayatıyor, birbirimizi kıyasıya eleştiriyoruz. Kamplaşıyoruz. Gerekirse birbirimizin üzerine yürüyor, zarar veriyoruz. Savunuyoruz, savaşıyoruz, öldürüyoruz. Bu kargaşa içinde zaman zaman kontrolü kaybediyoruz. Kendimiz olmaktan çıkıyoruz. Ülke bir anda cadı kazanına dönüyor. Ana haber bültenlerini seyredemez duruma geliyoruz. Çünkü haber diye izlediğimiz şeylerin içinde dram, tartışma, çekişme, uzlaşamama olduğunu görüyoruz. Sinirlerimiz bozularak izliyoruz. Öyle ki tartışmaların hemen hepsinde her iki taraf da haklı oluyor. Doğru nedir bilemiyoruz? Herkes kendi doğrularını dayatıyor, hepsine Nasrettin Hoca’nın karısına söylediği gibi “Sen de haklısın” demek istiyoruz. Her şey, her söylem, her yazı, her ifade, her savunuş, her tepki o kadar tanıdık ki, şaşırmıyoruz. Her şey sıradan, eskimiş ve beklentilerin çok gerisinde. Bu kısır döngüden nasıl çıkarız? Gündemimizin kalitesi nasıl artar? Bence doğruları söylediğimiz zaman. Birileri “kendi işine gelmese bile” doğruları söylediği zaman. Karşı tarafın hakkını teslim ettiğimiz zaman. Eğilip bükülmeyen, doğruların söylendiği alanlar yaratabildiğimiz zaman. Öğrenilmişliklerden farklı şeyler söylemek için yeniden düşündüğümüz, yeni yollar keşfettiğimiz zaman. Yani davranışlarımızı değiştirdiğimiz zaman. Kaliteyi artırdığımız zaman. Ancak değişirken vazgeçemeyeceğimiz değerler de var. İnsanı insan yapan değerler, evrensel değerler. Adalet gibi, insan hakları gibi, demokrasi gibi. Elinizde 53. yayınını tuttuğunuz, bir yaşındaki bu yayın bence tüm bunları temsil ediyor. Doğruları söylemeye, farklı insanların dilinden cevapları topluma sunmaya, yeni yollar aramaya, farklılık önermeye aday olarak yola çıkmış bir yayın. Söylenecek sözlerimiz var ve bu yayın bize, sözlerimizi size taşımak için fırsat sunuyor. Alan yaratıyor, toplumun içine geniş kanallar açıyor. Bizler ise kendi penceremizden izlediğimiz dünyayı bize ayrılan bu kanallardan sizlerle paylaşıyoruz. Paylaşırken bu türden alanlara ne kadar ihtiyaç olduğunu daha iyi anlıyor, bu yola çıkarak bize bu kanalları açan insanlara teşekkür ediyoruz. Bu yürünen yolda bir gün adaleti yüksek bir toplumda, evrensel değerler içinde, doğruların hesapsızca söylendiği, demokratik bir ülkede yaşamayı hayal ediyoruz. Bu yolda giderek kalabalıklaşmayı umuyoruz. 10 Kasım gibi özel bir günde yayınlanan bu yayında, yazımı, bu ülke için en büyük hayali kuran, dahası hayalinin peşinde ömrünü harcayan bir adamı, onun şahsında bu ülkeye açık yüreklilikle, karşılıksız hizmet etmiş tüm insanları saygıyla anarak tamamlamak istiyorum. Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız
|

