|

Başbakanımız geçen hafta bir tv mülakatında “sinirli değilim, dertliyim dertli!” diye haykırdı. Arkasından siyaset akademisinde gençlere cumhurbaşkanlığı makamını nasıl elinin tersiyle ittiğini anlattı. Kendisini “Menderes ile Özal ile” benzeştirdi. Yerel yönetimler zirvesinde halkla buluşmasını engelleyen korumalarını azarladı. Tek adamlık zordur. Her şeyle uğraşmak, her şeye kafa yormak gerek. Her şey size sorulması, her şeyi kontrol ediyor olmak egonuzu şişirebilir. Ego da siyasette yelkenlerinizi rüzgarla doldurmanıza yardımcı olur. Hele bir de bundan keyif alıyorsanız değmeyin gitsin. (Herhalde bu yüzden bırakması zor olsa gerek.) İşler iyiyken insanın çalıştıkça çalışası, halkla iç içe olası, başarılarını dinleyesi gelir. Patron işletmeleri de böyledir. İşler iyiyken hızla büyüyen KOBİ patronunun egosuna katkıda bulunur, patron da buradan aldığı güçle varını yoğunu işletmesine verir. Etrafı, ne kadar başarılı olduğunu, şirketi nasıl da iyi yönettiğini söyleyen insanlarla doludur. Sürekli hoşuna giden şeyler duyar. İşler de iyidir. Ama rüzgar tersine döndüğünde, tüm olumsuzluklar baştaki adama fatura edilmeye başlar. İyi haber getiren hep başarıdan bahsedenler artık dert üretir, dert getirir. Baştaki adam egosunu besleyen başarıların bedelini ödemek zorunda bırakılır. Acımazsızca eleştirilir. En acımasızı da liderin kendi içinden gelen eleştiridir. Yaşamı artık keyiften uzaktır. İşler iyiyken uğraşmaktan keyif aldığı, tahammül edebildiği bütün olumsuzluklar artık sırtında birer yüktür. Başarılı günlerde kendiliğinden kalınlaşmış etrafı yüzünden nefes alamaz olur. Artık o başarıların nasıl oluştuğunu bilen bilmeyen, yaşamında başarılı olmuş ya da olmamış, aynı yolun bir kısmını bile yürümüş ya da yürümemiş herkes lideri eleştirir. Aslında ne yapması gerektiğini, nasıl yapması gerektiğini anlatır. Bu yüzden aynı Başbakanımız gibi KOBİ patronları da dertlidir. Yıllarca istihdam sağlarlar, günün birinde işten adam çıkaran acımasız patrona dönüşürler. Yıllarca başarı öykülerine konu olurlar, bir kez, tek bir kez sekteye uğramak bütün o tecrübeleri ve başarıları siler, yok eder. Yıpranırlar. Yalnızlaşırlar, dertlenirler. Öyle ki gerçekten onların yerinde olmak istemezsiniz. Ancak liderler yeniden başlamayı, kendi gücünden doğmayı bilenlerdir. Çünkü yaratılışları bunu gerektirir. İcraatlarını, tek adamlıklarını, tercihlerini eleştirsek de bu toplumu ileri götüren, yol açan, riske giren, ideallerine ömürlerini adayan insanlar liderlerdir. Sadece kendilerine değil başkalarına faydalı olmayı, önde yürümeyi seçenlerdir. Ancak ve ancak liderler eleştirilir. Çünkü farklıdırlar. Eleştirilebilecek tercihleri vardır. En önde yürümektedirler. Aynı değildirler, çoğunluk gibi değildirler. Artık liderlerimize daha çok ihtiyacımız var. Yaşadığımız can sıkıcı günler geride kalıyor. Liderlerimizin dinamizmine en çok şimdi ihtiyaç duyuyoruz. Dertleri bir kenara bırakıp yeniden liderliğe soyunurlar, etraflarını boşaltırlar ve işlerine odaklanırlarsa insanlarda yeniden arkalarına takılacaklardır. Liderler geçmişteki başarıların kimseye faydası olmadığını bilirler. Mevlana’nın sözünü akıllarından çıkarmazlar: Dün dünle birlikte gitti cancağızım. Artık yeni şeyler söylemek lazım.
Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız
|