| Biraz geç kalmadın mı? |
| Pazartesi, 18 Ocak 2010 13:57 | |||
![]() Yüksel Uzel! Türk sanat müziğinin usta yorumcularından. Teknoloji bize bu isimleri ve yorumlarını yeniden hatırlama imkanı tanıyor. Eskiden çok önem verdiğimiz, özenle sakladığımız müzik arşivlerimizin artık bir önemi yok. Çünkü internet bize çok geniş imkanlar sunuyor. İnternet üzerinden müzik dinleme portallarından birinde Yüksel Hanım ve şarkılarına rastladım. “Ak düştü saçlarıma, dert girdi yıllarıma , gelmek için yanıma, biraz geç kalmadın mı?” Şarkı 1991 yılına ait, ama hala güncelliğini koruyor. Mesela hep bir ağızdan, bugünlerde IMF ile anlaşacağını duyuran hükümet için söyleyebiliriz. Ekonomideki yangını görmezden gelip feryatlara kulak tıkayan hükümet, şirketlerimizle arası bozulan bankalarımızın IMF ile daha önce anlaşıp finansman sağlayarak rahatlamasını sağlayabilirdi. Yapmadı. Piyasadaki para yokluğunda, artan riskler sebebiyle bankacılık sektörü, tüm sanayinin dip yaptığı bir yılı karla kapadı. Her defasında kayıtdışı ile mücadele edeceğini söylemesine rağmen hükümet, yasal bir para aklama mekanizması kurarak, “nereden geldiği belli olmayan 40 milyar küsur lira parayı” kriz bahanesiyle akladı. İşçiden, dolaylı olarak da şirketlerden, yani piyasadan çektiği işsizlik fonlarını, fonksiyonu dışında kullanmak üzere yasaları çıkarmakta bir beis görmedi. Tüm bunları yaparken, “krizde yeni vergi yok” diye böbürlenirken, bir yandan oranlar ile oynamaya devam etti. Emeklilik zam oranlarını grup toplantısında açıklayan Başbakanımız, diğer zamları gece yarısı yaptırmayı uygun buldu. Sigara zamlarında da gördük ki 2010 yılında hükümetimizin hedeflediği bir bütçe var ve bu bütçe Maliye Bakanımızın da dediği gibi mutlaka tutacak. Seçimlere yaklaştığımızı da hükümetin IMF ile masaya oturmasından anlıyoruz. Önce seçimler, sonra kriz yüzünden bozulan maliye politikası ile artan bütçe açıkları, hükümetin seçim öncesi elini kolunu bağlıyor. IMF ile imzalanacak olası bir anlaşma, piyasadaki güvenin artmasına, bankaların rahatlamasına, finansal piyasaların genişlemesine yol açacak. Ortaya çıkan suni rahatlama ile de Başbakan seçimde ipi göğüslemeyi hesap ediyor. Açılım konusunda da artık temkinli davranarak işi soğutmayı, seçimler sonrasında yeniden harekete geçmeyi umuyorlar. Yakın zamanda demokratik hakkımızı kullanmamamız için sandık önümüze gelecek. 7 yıldır tek başına iktidarda bulunan bir hükümetle, ona karşı alternatif yaratma görevini üstlenmiş muhalefeti birlikte değerlendireceğiz. Her ikisi için de durum zor gözüküyor. Ama en çok da bizim için zor. Geçtiğimiz 20 yılda bozulan devlet düzenini, çok parçalı hükümetlere bağlarken, tek parti iktidarı ile umutlandığımız “istikrarlı yılların” aslında çok da bir şey getirmediğini birlikte izliyoruz. Aynı resmin içinde ölümüne muhalefet edenlerin, muhalefet etmekten başkaca ülkeye bir katkı sağlamak gibi bir gayretlerinin olmadığını da üzülerek izliyoruz. Ama yine de uyanık olmamız lazım. Müzikle başladığımız yazımızı yine müzikle bitirelim. Candan Erçetin’in yeni albümündeki “Ninni” şarkısını seçimden önce, bir an evvel dinlemenizde fayda var. Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız
|

