|

Bilgisayar, teknolojiyi henüz üretemediğimiz zamanlarda hayatımıza girdi. 60 ve 70’lerde büyük kurumlarla, üniversitelerle başlayan kullanım, 80’lerde değişen gümrük rejimlerinin de katkısıyla tabana yayıldı. 90’larda bilgisayarın her işletmede olması-kullanılması gerektiğine inanıldı. 2000’lerde olmazsa olmazlar arasına girdi. Artık yaşamın bir parçası, kişisel bir ürün… Bu sebeple bilgisayar, iletişim ve bilgi sistemi ile ilgili konularla kavram kargaşası yaşamamız son derece normal. Hele bugün işletmelerin karar mekanizmalarında yer alan birçok yöneticinin, patronun 30’lu yaşlarından sonra bilgisayar ile tanışmış olduklarını düşünürsek, kavram kargaşasının derinliğini daha iyi anlayabiliriz. Bilgi İşlem terimi işin başında aslında “bilginin işlendiği yer” olarak tanımlandı. Önemi büyüktü. Herkesin önünde, elinde bilgisayar olmadığı zamanlarda veriler bu bölümde işlenirdi. Bilgiye dönüştürülen veri, analiz edilerek sonuçlara dönüşürdü. Zamanla tabana yayılan bilgisayar için kullanıcıların gelişmesi, firmalara bu bilgisayarları satacak sektörün gelişmesi, bu cihazlara bakım yapacak hizmetlerin gelişmesi gerekti. Öyle de oldu. Ancak bilişim sektörü çok hızlı gelişen bu ihtiyaca cevap verirken biraz geriden geldi. Meslek tanımları yapılamadı. “bilgisayar-cı” tabiri de bu zamanda türetildi. Öyle ya musluktan anlayana “musluk-çu” , bilgisayardan anlayana da “bilgisayar-cı” denirdi. Bu dönemlerde çevresindekilerden biraz daha fazla bilgisayardan anlayan herkese (komşunun oğluna, yeğene, evdeki zeki oğlana) “dahi” muamelesi çekilirdi. Hele bu kişiler biraz da programlama bildi mi, bir de yıldız tornavida ile kasayı söktü mü tamamdır. Bugün geldiğimiz noktada bir bilgisayar firması yani bilgisayar ve ilgili ürünleri satan, bu konuda destek veren, hizmet üreten bir firma kurmanız için bir yetkinliğe ihtiyaç yoktur. Bilgisayar firmalarının kendilerine (elektronikçiler odasını kastetmiyorum) ait bir meslek odaları yoktur. Olmadığı için firma kurmak için bir yere üye olmanız, bir yerden onay almanız bilginizi belgelemeniz gerekmez. Ustalık belgesi, ruhsat gerektirmez. Gerçekten uzman olan, mühendis kadroları çalıştıran, iş geliştirme için sürekli eğitim alan firmaları bir kenarda tutarsak firmaların birçoğu ve burada çalışanlar “çift-çekirdekten yetişme”dir. Müşteri firmalar da ürün veya hizmet satın alırken çalışacakları firmanın yetkinliklerine dikkat etmezler. Etmek isteseler de ellerinde kaynak, bilgi yoktur. Bizim meslekte bir kalifikasyon standardı olmadığı için herkes, her şeyin en iyisini bilir. Mali müşavirlik hizmetlerinde olduğu gibi “serbest muhasebeci” , “mali müşavir” , “yeminli mali müşavir” sınıflarına rastlayamazsınız. Herkes bizim mesleğin “çekirdekten yetişme yeminli en birinci müşaviri” gibi davranır. Firmaların bilgi işlem servislerinde de durum benzer özellikler taşır. Firma bilgi işlemci alacağı zaman kişiyi nasıl ölçebileceğini bilemez. Elinde bir cetveli yoktur. Aday her ne kadar MSCE, CCNA, MCDA, CEH gibi bilumum terim, evrak sunsa da karşı taraf bunların ne anlama geldiğini, kendi işine yarayıp yaramadığını bilemez. Dolayısıyla işi gerçekten bilen, eğitim almış, tecrübeli bir adamla, bilgisayar dergilerinden ve internetten “mühendis” olmuş adamı birbirinden ayıramaz. Tüm bunlar bizim mesleğimizin ayıbı. Bunu belirtirken bugüne kadar bu mesleği örgütlemeye çalışmış tüm büyüklerimizi saygıyla anmak gerekir. Değerli çabalardı. Ancak henüz sonuç vermediği için müşterilerimizle birlikte sapla samanın karıştığı bu belirsizliği yaşıyoruz. Bu süreçte bu hizmetleri satın alan firmalara da biraz sorumluluk düşüyor. Firmalar bilgi işlem servislerini sadece bilgisayarların bakımları ve tamirlerinin yapıldığı dağınık odalar olmaktan “bilgi yönetim stratejilerinin” belirlendiği stratejik bölümler olarak organize etmek, bu amaca uygun personel seçmek, dışarıdan hizmet alırken daha fazla sorgulamak durumundalar. Bunu yapabilmek için diğer personellerine uyguladıkları gibi beceri testleri, tedarikçi değerlendirmeleri geliştirebilirler. Böylece aldıkları hizmet “müşteri baskısıyla” kendiliğinden daha kaliteli olacaktır. Haftaya ihtiyaç duyanlar için bu değerlendirme kriterlerini detaylı biçimde yazmaya çalışacağız.
Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız
|