| Bedelli ve yapısal modernizasyon |
| Pazartesi, 26 Nisan 2010 13:56 | |||
![]() Başbakan, ataklarına başladı. Önce anayasa, ardından başkanlık sistemi, memur alım vaatleri, bedelli askerlik konuları ile toplumun damarlarına dokunmaya başladı. Toplum olarak demokrasiden anladığımız “Zeki Müren de bizi görecek mi?” tadında bilgisizlik ve ardından “kişisel menfaat sağlamak” olunca siyasetçi de bu duruma kayıtsız kalamıyor, maalesef. Hele ki Başbakan gibi bu toplumu okumuş bir adamın bu nadide damarlara dokunmamasını beklemek çok şaşırtıcı olacakken. Başbakan, toplumdaki her bireyin bir diğerinden hızlı koşma ve menfaat sağlama konusundaki parametrelerini iyi bildiği için vaatlerine başladı. Bedelli konusunda askerin hayır diyeceğini bile bile onlarla görüştü, sonra da konu “asker istemiyor”a geldi. Asker çaresiz. Hem de uzun süredir. Her terör saldırısından sonra “profesyonel orduya geçiş” demeçleri, artık gerçekliğini yitirmiş durumda. 90’larda keşfedilen uzman çavuşluk ve dejenere olmuş, devletin sırtında yük haline gelmiş koruculuk gibi yapılanmaların dışında ordu etkin hale gelmek için 2000’lerde pek bir şey yapmadı. Belki de eğitim ve seminerlerle fazlaca meşguldüler, ama tehdit algılamasının yeniden değerlendirilmesi, etkili mücadele, modernizasyon gibi olgularla durup yeniden düşünmek gerekli. Neden mi? Çünkü hiç birimiz işletmelerimizde 90’ların anlayışlarıyla çalışmıyoruz. Verimlilik, kalite hepimizin yaşamının parçası. Onca nüfus artışına rağmen hala yüz binleri 6 ay-1 yıl arasında değişen sürelerle askere almak ne kadar mantıklı ya da bu hesap nasıl yapılıyor gibi soruları cevaplamak için biraz daha şeffaf olmak, bir plan ortaya koyup insanları inandırmak gerek. “Terörle mücadele edilen bir ülkede bedelli askerlik kavramını bu millete anlatamayız” demek güzel de 30 yıldır, bir aylık eğitimsiz askeri, kendi doğal ortamında belki yıllardır yaşayan teröristin kucağına bıraktıktan sonra şehit cenazesinde “kanınız yerde kalmayacak” masalını neden anlatıyoruz o zaman. “E profesyonel orduya geçeceğiz.” İyi de 10 yıldır geçiyoruz. Bir türlü geçemedik. Siyaset zor iş, askerlerin siyasete ayak uydurması daha da zor. Ben bunları düşünürken Osman Pamukoğlu bir kanalda, bir gazeteciyi “höt, sözümü kesme” tadında fırçalamaya devam ediyordu. Onun için herkes işini yapmalı. Siyasetin bunca yıllık beceriksizliklerinin, kısırlıklarının faturasını nasıl orduya ve kıyılan canlara ödetmek mantıksızsa, organize olmayan, çalışma biçimi ve görev alanını doğru değerlendirmeyen, esas odaklanması gereken konuyu kaçıran bir yapıyı eleştiriden uzak tutmak, bu konuda duygusal davranmak o kadar mantıksız. Bu mantıksızlıklara polisi askere karşı hakim kılmayı düşünmek de dahil. Özetle, benim fikrime göre bedelli askerlik gereksiz, askerlik hepimiz için manevi değeri yüksek bir vatandaşlık görevi. Herkes eşit şekilde yapmalı. Ama yapısal modernizasyon gerekli. Bedelliye gerek yok, çünkü çok bedel ödedik zaten. Serkan Özgöz'ün Tüm Yazıları İçin Tıklayınız
|

