| Bahar bereketi |
| Pazartesi, 08 Mart 2010 16:22 | |||
![]() Geçen yıl kriz yüzünden sohbetlerde “havalar da bu yıl iyi gitti” türünden yersiz sebepsiz konuşmalar yapmaya pek fırsatımız olmadı. Bu yıl da havalar kıştan beklenmeyecek derecede iyi gittikçe kışı göremeden bahara yaklaştık. Birkaç haftadır Altınşehir’de dostlarımızın yağmurla, su baskınlarıyla mücadelelerinden bahsetmek dışında yağmurun pek bir olumsuzluğunu da görmedik. Olumlu yönü de çok üstelik. Bereket sayılır. Artık tarımla uğraşmıyoruz, tarımın başkenti olabilecek bir şehre olabildiğince sanayi işletmelerini doldurduk, ama yine de şanslı olduğumuzu, güzel bir şehirde yaşadığımızı söyleyebiliriz. Kriz sohbetlerinde krizden çıkılacaksa bu ülkede en önce çıkacak şehrin Bursa olacağını daha önceki yazılarımda yazmıştım. Kriz sonrasında da bu belirtilerin ilk ayak seslerini duymaya başladığımı, ancak henüz patronların rahatlayamadığını ifade etmiştim. Geçen haftaki müşteri ziyaretlerimde artık patronlar da krizin bittiğini, çıkışın başladığını ifade ediyorlar. Zaten enflasyon göstergelerinde de bu iyimserliğin etkilerini görüyoruz. Krizden çıkışta finansman, yapabilirlik ve lojistik sorunları sürse de işsizlik kaygısının yerini hiçbir endişe tutmuyor. Bu kaygıların yerine artık üretimin yorgunluğunu, yoğun çalışmayı koyuyoruz. Makine sektöründe kısa çalışmalar sonlandıktan sonra hızlı bir şekilde üretime geçildiğini, hatta alınan siparişlerde yetiştirememe gibi sorunlar oluştuğunu söyleyebiliriz. Otomotiv yapısal olarak ocak ve şubatın durgunluğunu üzerinden atınca mart ayı ile birlikte hızla yükselişe geçecektir. Özetle günümüzün problemlerinin ortadan kalktığını, işletmelerin geçmişten getirdikleri problemler olmasa bugün işlerin yolunda gittiğini, gideceğini söylemek mümkün olabilir. Şimdi esas problem geçmişin getirdiği olumsuzlukların bir plan dahilinde işletmeleri bunaltmadan çözeme kavuşturulması. İşletmelerimizde genellikle en büyük ortak devlet olduğu için yükümlülüklerin çoğu da devlete. Birçok müşterimde biriken vergi borçları yüzünden sıkıntılar var. Birçoğu haciz uygulamaları ile karşı karşıya. Kriz sırasında bankalara parmak sallayan, uyaran, tehdit eden, firmalara kolaylık sağlanması, kredi verilmesi konusunda ısrar eden devlet şimdi sorumluluk almalı. Bu fikir “yine mi af” sarmalını gündemimize taşısa da istikrar için bir yapılandırmanın gerekliliği ortada. 2008 yılı ve öncesinde gerçekleştirilen yapılandırma çalışmasının yürürlüğü mayıs ayında bitiyor. Maliye çevrelerinin de bir aftan ya da yeni bir çalışmadan yana olmadıkları ancak bu yapılandırmanın 2009 yılı içinde kriz dolayısıyla meydana gelen birikmeleri de kapsayacak şekilde genişletilebileceği söylentisi yayılıyor. Bunlar tamamıyla söylentiden ibaretse bir çok işletme bu yıl, geçen yılların vergi yükü yüzünden zor günler yaşayacak. Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız
|

