| Ataleti yönetmek |
| Pazartesi, 19 Nisan 2010 13:26 | |||
![]() Hepimiz zor bir dönemden geçtik. Önceliklerimiz o kadar hızlı ve o kadar keskin değişti ki, listenin eski halini hiç birimiz hatırlamıyoruz. İşler bir şekilde yürürken patlayan kriz ciddi şekilde sarsılmamıza yol açtı. Firmalarımızı bu zorlu süreçten geçirmekten başka kaygımız kalmadı. Diğer tüm sorunlarımızı unuttuk. Şimdi “işler iyiye gidiyor galiba” hissiyatının yerleşmeye başladığı bugünlerde elimizde kriz yaraları ile yorgunluktan başka bir şey yok. Kartlar yeniden dağıtılıyor, ancak bizim ileriye doğru hamle yapabilecek kadar enerjimizin bulunup bulunmadığı tartışmalı. Bozulan ilişkilere rağmen lojistik sorunlarını gidermek, finansman sorunları ile mücadele etmek, artan sermaye ihtiyacını karşılamak enerji istiyor. Ataleti yenebilmenin birinci şartı iş geliştirme. İş geliştirmek için rahatlamak gerek. Rahatlamanın birinci koşulu: Baskının ortadan kalkması. Baskının ortadan kalkması için finansman gerek. İşletmeler bu sorunlarla boğuşurken, işletmeleri ayağa kaldıracak çözümleri sunmaları gereken bankalarda da hareket olanca hızıyla devam ediyor. Artan sermaye ve finansman ihtiyaçlarını karşılamak için işletmeler arasında mekik dokuyorlar ama süreç tatsız. 100 müşteriden 70’i öyle ya da böyle krizden zarar gördüğü için bilançolar eskisi gibi güvenli değil. Krizde çok hızlı şekilde piyasadan para topladıkları için ellerinde para stoku artmış durumda. Birilerine vermeliler. Ama kime? Kriz süresince müşterilerine riski yönetebilmek amacıyla olağandan çok daha yakından baktıkları için photoshoplu bilançoları, gerçek güzellikleri ile görmeye ve irkilmeye alışmışlardı. Ama şimdi aynı bilançolara ellerinde biriken parayı dağıtmak zorundalar. Bir yandan da büyüme ve karlılık baskısı altındalar. Piyasadaki güvenilir ve düzgün bilançolu az sayıda müşteriye para satmak için girdikleri rekabetten karlılık adına ellerinde bir şey kalmıyor. Karlı işler ise henüz riskli. İşler hepimiz için iyiye gitmeye başlamış olsa da ahenkli bir büyüme çizgisine oturmak biraz daha zaman alacak. Harekete geçmek için hızlı hareket edip ayakkabıları çabuk bağlayanlar mesafeyi açabilir. Diğer arabalar kırmızıda dururken arkadan gelen ama tam durmamış bir arabanın yeşil yanması ile birlikte en sağ şeritten herkesi geride bırakması gibi. Bu türden arabaların motor gücü önemli değil. Kırmızıda duranlar ne kadar güçlü ve hızlı olursa olsunlar geriden gelen ama hareket halinde olanlar bir süre önde gidecekler. Çünkü dururken hızlanmak için daha fazla enerji gerek, sürekli hareket edenlerin hızlanmak için ise sadece dikkate ihtiyaçları var. Ataleti yenmek ve harekete geçmek bu yüzden önemli. Serkan Özgöz'ün Tüm Yazıları İçin Tıklayınız
|

