| Allah aklımızı korusun! |
| Pazartesi, 19 Temmuz 2010 11:26 | |||
![]() Evet, yine oldu. Ülke seçim havasına girdi. Bu hafta sonu birkaç kez İDO feribotu ile İstanbul-Bursa arasında mekik dokumak zorunda kalınca bunu daha iyi anladım. Başbakan, İDO feribotlarında Kanal24’ten başka kanal çekmediği için sürekli ekranlarda. Boğazını patlatırcasına hitap ediyor, haykırıyor. Sesinin çok yüksek çıkmasının, bir hitaptan çok bağırıyor olmasının, çeşitli sebepleri olabilir. Bence siyaset yaparken olgunlukla karşıladığı şeylere artık sinirleniyor. Kolay değil, 90’lardan beri İstanbul’u, 8 yıldır da ülkeyi yönetiyor. Hem de tek başına!.. Ülkemiz siyasetinde tek adam olmak sanırım bir kader. İşin doğasında var. Kim gelirse gelsin, hangi süreçlerden geçerse geçsin sonunda tek başına kalıyor. Her lider bir süre sonra hem tek adama dönüşüyor hem de hiç ağzından düşürmese bile demokrasinin çok uzağına düşüyor. Bu durum sadece Başbakan ile de ilgili değil üstelik. Olağanüstü bir durum (başarı-başarısızlık ve seçimler bu sınıfta değil) olmadıkça lider değiştirmeyen, hatta liderliği babadan oğla geçirmeye çalışan örnekleri de izliyoruz. Biz bu işlerin içinde olmadığımız için de anlamakta güçlük çekiyoruz. Neyse ki zaman zaman sapmalar olabiliyor. Bu sayede Kemal Bey ve Numan Bey gibiler de aradan sıyrılabiliyor. Her ikisinde de liderlik zırhı oluşuncaya kadar halktan yana, demokrasiden yana söylemler ve eylemler duyabileceğiz. Ne kadar etkili olabilirler, siyasette ne kadar başarılı olabilirler bilmiyoruz, ama kaliteyi genel olarak yükselteceklerini söyleyebiliriz. En azından Başbakan’ın ses tonuna ve seviyesine etkili oldukları çok açık. Bu yönden bakıldığında siyasetin yönünü olumlu yönde esneteceklerini düşünüp umutlanmak mümkün. Ama çok da uzun sürmeyecek, her ikisi de liderliğin gereklerini kısa zamanda anlayıp kendi liderliklerini sonsuzluğa erdirecek bir mumyalanma yöntemini keşfedecekler. Kendilerince bir ekip kurarak, ekibin halk ile bağlarını koparmalarına izin verecekler. Aslında halktan kopmadıklarını gecekondu ziyaretleri ile göstererek her fırsatta haykırmaya başlayacaklar. Özetle sabrımız elverdiği, sinirlerimiz kaldırdığı sürece eğlenceli geçecek bir yıla girmiş bulunuyoruz. Önce referandum, sonra da seçimi yaşayacağız. Daha sonrasını düşünmek bile istemiyorum. Parti liderliğinden istifa edeceğini peşinen beyan etmiş bir Başbakan’ın başkanlık sisteminde ‘milli şef’e dönüşme çabalarını, yeterince dinlenen ve bence cumhurbaşkanlığını pasif bulan Cumhurbaşkanımızın yeniden sahalara dönebilme ihtimalini, olası koalisyon senaryolarını hep birlikte izleyeceğiz. Allah aklımızı korusun!.. Serkan Özgöz'ün Tüm Yazıları İçin Tıklayınız
|

