| 2010, umut yılı |
| Pazartesi, 28 Aralık 2009 13:27 | |||
![]() Hepimiz zor bir yıl geçirdik. Artarak şiddetlenen kriz 2009’a sevinmemizi, 2008’de yapamadıklarımız için umutlanmamızı engelledi. Arkasından gelen seçim ve seçim harcamaları, bütçe açıklarını patlatmanın yanı sıra uzunca bir süre kafamızı da patlattı. Teğet geçti, geride kaldı, tüneldi, “tren”di, ışıktı derken gördük ki uzun sürecek bir krizin henüz başlarındayız. İlk panik havası yavaş yavaş dağılmaya başladığı anda seçimden sonra uğraşacak başka bir şey bulamayan hükümet İmralı’nın dümen suyunda açılımın arkasına takılıverdi. Sonrası malum. Devlet içinde ciddi çatırdama, kamplaşma. Beklenenden fazla açılan hükümet kıyıya yanaşmakta zorlanıyor, dümeni tutmak zorlaşıyor ana direkler çatırdıyor. Tüm bunlar olurken, her zaman olduğu gibi, ekonomiye sıra kalmıyor. Açılımdan öte köy yok. Türkiye zenginleşmeden, bireysel zenginlik sağlanmadan, sağlıklı gelir dağılımı sağlanmadan, bölgeler arasında gelişmişlik farklarını çözecek yapısal reformlar yapılmadan, kayıt dışının önüne geçilmeden hangi açılımın sonucunu nasıl alabiliriz bilemiyorum. Biz de diğerleri gibi kafamızı kuma gömelim, birilerinin bu yapısal sorunları bizim adımıza, çok geç olmadan çözeceğini umalım. Yedi yıldır iktidar olduğunu unutarak hala “enkaz devraldık, bizden önce falan filan” edebiyatına devam eden “tek başına iktidar yüzde 47 AKP”ye yönelik umudumuz çoktan tükendi. Çünkü yüzde 47’nin akşamı “biz herkesin partisi, herkesin hükümeti olacağız” iddiası “yüzde 47 alan bir partinin üyeleri aç mı kalsın?”a dönüştü. Siyasal iktidar ve yandaşlar uzun süredir ülkenin yapısal sorunları yerine, kendi yapısal sorunlarını çözmekle meşguller. Belediyelerin ödemediği doğalgaz ve elektrik faturalarının yükü zamlarla vatandaşın ve sanayinin üzerine yükleniyor. Muhalefetin ise lider, inandırıcılık, alternatif üretememe, faşizan yaklaşımlar, içsel demokrasi gibi yapısal sorunları hala devam ediyor. Birleşenler, yeniden kurulanlar, ilk heyecanla iktidara yürüyenler, yani ne arasanız var. 86 yıllık genç Cumhuriyetin, çok defa kesintiye uğramış, ayar görmüş 59 yıllık çok partili demokrasisinde tüm sorunların bir anda çözülmesini beklemek elbette mümkün değil. Esas rahatsız olduğumuz şey çözüme dönük, akıllı adımların azlığı. Siyaset özellikle 90’lardan sonra halkın ve dünyanın gerisinde kalmaya devam ediyor. Türkiye gelişiyor, yönetim sistemleri, organizasyon yapıları, anlayışlar değişmiyor. Devletin eski ve hantal yapısı, onu geliştirmeyi aklına bile getirmeyen, sadece kendi padişahlıklarının bir aracı gören bürokratik ve siyasi zihniyetin ellerinde çürüyor. Peki, bu kadar olumsuzluğu ardı ardına içeren “2010, umut yılı” başlıklı bir yazının umut neresinde? 2009’da durum o kadar kötüye gitti ki 2010 yılında her şey bugünden daha iyi olacak. Hepimize tüm sevdiklerimizle beraber sağlıklı, mutlu, bugünümüzü aratmayacak günlerle dolu bir yıl diliyorum. Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız
|

