1 Mayıs tatil olsun!
Pazartesi, 13 Nisan 2009 17:04

alt

Her hafta gündemden kopup bilgi yönetimi yazılarına çalışıyorum. Ancak bir türlü mümkün olmuyor. Seçimin üzerimizde bıraktığı tortuları temizlemeden Obama’nın gelişi ve “neden geldiği” analizleri ile karşı karşıya kaldık.
Derken hükümet birden 1 Mayıs açılımı ile karşımıza dikildi. İşçi temsilcileri, sendikalar ise yıllardır verdikleri mücadelenin haklı gururuyla “Taksim’i isteriz” dediler.
Lakin malumunuz olduğu üzere işçinin pek bayram yapacak hali yok. Böyle giderse değil Mayıs’ın 1’i Mayıs’ın tüm günleri ya da tüm yıl tatil olacak. Çünkü ortada iş yok. İş olmayınca “yaşasın tatil” diye sevinecek çalışan da!
Genelde bizde kuraldır. Kararlar hep zamansız, hep gecikmeli gelir. Yıllarca enflasyonist ortamda çalışan işletmeler, enflasyon muhasebesi düzenlemesi talep eder, hükümetler dinler. Ne zamanki enflasyon düşer, düzenlemeye gerek kalmaz, o zaman enflasyon muhasebesi düzenlemesini çıkarırlar. Yıllarca işçi 1 Mayıs’ı kutlamak ister. Hükümetler sadece dinler. Ne zaman ki işçi işinden olur, 1 Mayıs da tatil olur. Olmasına olur da kimsenin aklına “biz zaten tatiliz, kendinizi yormayın” demek gelmez.
Artık suçu kimde aramak lazımdır bilinmez. Hükümete, “Bu 1 Mayıs tatili nereden çıktı, bırakın tatil kararlarını, ekonomi ile ilgilenin, memleket yanıyor” mu dersiniz? Yoksa sendikalara “Yahu bırakın Taksim’i. Bayram yapacak halimiz mi var. Bağırın, işçinin durumunu anlatın. Çare arayın!” mı dersiniz?. . Karar sizin.

KRİZİN DİBİ
Geçen hafta açıklanan rakamlarla geçen yıla göre aylık sanayi üretim rakamları 23,7 azaldı. Alt kalemler incelediğinde en büyük düşüş motorlu kara taşıtlarında yaşandı. İmalat sanayi kapasite kullanım oranında yüzde 16,5 düşüş var.
Seçime kadar önlem almayan siyasetin ülkeye dayattığı zaman kaybının faturası giderek ağırlaşıyor.
“Bak kredi verin ha!” diyerek bankaları tehdit etmekten, kısa vadede bankaların karını artırmaktan başka işe yaramayan faiz indirimleri yapmaktan başka yapılacak bir şeyler gerçekten yok mu? Yoksa ne yapılması gerektiğini bilen mi yok? Tam kestirmek mümkün değil.
Sanayimiz paramparça oluyor kimsenin umurunda değil. Ekonomi Bakanımız finans sistemimizin dimdik ayakta olduğunu, hane halkı gelirlerinde de bir problem olmadığını söylüyor. Sanırım finans sistemimiz diye kastettiği bankaların yabancılara çoktan satıldığını, yeni sahiplerin sanayiye kredi vermek yerine yüksek getiri yüzünden devlet kağıtlarına yöneldiğini, böyle bir gelir karşısında riske girerek sanayiye kredi vermeyi aptallık olarak gördüğünü unutmuş gibi.
Seçimden sonra sıranın gerçek sorunlara gelmesini bekleyen sanayici, çalışan, işçi beklemede…
Sanırım siyaset işlerin kendiliğinden düzelmesini umuyor, bekliyor.
Obama’yı atlattık. 1 Mayıs Bayramı’nın nerede yapılacağını belirlersek sıra elbet gerçek sorunlara da gelecek. Bu arada gerçek sorunlara eğilmek biraz daha zaman alacaksa hükümet bence her günü bayram ilan etmeli. Nasılsa hepimiz pek yakında akıl sağlığımızı yitireceğiz.
Bu arada “krizin dibi gözüktü, piyasalar kıpırdanıyor” laflarına itibar ederken dikkatli olun. Güneşe kanıp erken açan ağaç dalları gibi soğuktan kavrulma ihtimalimiz oldukça yüksek.

 

Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız