| TOK İNŞAAT A.Ş. |
| Salı, 06 Nisan 2010 11:14 | |||
![]() 7 Şubat 2010 tarihli Radikal gazetesinde, “Bayındırlık ve İskân Bakanlığı bürokratları tarafından hazırlanan ‘Kamu Araştırma Programı’nda TOKİ’nin yetkileri ve siyasi baskıların çalışmaları olumsuz yönde etkilediği” haberi vardı. Bu haberde çok çarpıcı konular da gündeme getirilmişti. “Kamuoyunda güvenli-planlı yapılaşmanın öneminin tam kavranamaması, yerel yönetimin deneyimli kadrosunun sınırlı olması, kurumsal hafızanın yok edilmesi, tek bir yapı mevzuatı olmaması, her kurumun kendi planlama etkinliğini yaratacak yasal düzenleme girişimleri, Bakanlığın ilgi alanlarında hızlı değişim ve gelişmeler olması, TOKİ’nin özel yetki ve uygulamaları, Bayındırlık Bakanlığı’nı tehdit edici olduğu” ifade edilmiş. Bu rapora göre TOKİ Başbakanlığa bağlandıktan sonra, çok daha rahat, bildiğini okuyan, rahatsız edici konumda. Demek ki arkası sağlam, destek tamam… Böyle durumlar da hep kuşkuları artırıyor doğal olarak… Aynı raporda Türkiye’nin 1. derece deprem kuşağında olmasına rağmen hala bir afet tehlike haritasının hazırlanmadığı, toprağın ve kıyıların korunamadığı, Ar-Ge proje havuzunun bulunmaması, oluşmamış tüketici bilinci gibi konuların da altı çizilmiş. İnanın bunları ben değil, muhalifler değil, yetkililer söylüyor. Ama bizim hep söylemeye çalıştıklarımızdan farklı değil… Bunlar söylendikten sonra, Elazığ’da yaşanan son depremin ardından Başbakan, TOKİ buralara ev yapacak, müjdesi de verdi. TOKİ her yerde… TOKİ, stadyum projesi çizer, inşaatını yapar, ucuz konut yapar, AVM yapar, hastane yapar, okul yapar, köprü, yol ne isterseniz uzmandır yapar. Bursa’da stadyum projesini hemen seçimlere yetiştirdiler. UEFA standardı vs. ihtiyacımız yok, biz her şeyi yaparız. Şehrin ortasına toplu konut dikeriz, kayan alana lüks konut yaparız, taşkın alana AVM yaparız, verimli arazilerin üstüne sanayi tesisi yaparız, yaparız da yaparız… Önemli olan şehirler, köyler imar olsun. Hiçbir yer, bir diğerinden farklı olmasın, biz eşitliğe önem veririz. Türkiye’yi imar da ederiz, tarumar da… Ardımızdan birileri gelir, bunları sorar mı, kapar mı, yamar mı bakar, görürüz. İşin müteahhitliklerinin kimlere verildiği, müteahhit ödemelerinde aksaklık olup olmadığı, konut sahiplerinin ödemelerde zorlanıp zorlanmadığı, müteahhitlerin sağlam binalar teslim edip etmediği, inşaat yapılan yerlerin doğru olup olmadığı hep ileriki günlerin sorunları olacak. Önümüz hep açık olsun, biz üretim yapmak istiyoruz anlayışı, her alanda var, şimdi sıra yargıda. Farklı görüşteki insanlar bizim önümüzü tıkıyor. Görüşlerde değil ama ekonomide liberal olalım. Bizim görüşlerimiz için de herkes liberal baksın diyorlar anlaşılan… Bırakalım yapsınlar, bırakalım geçsinler… Ama köprünün öbür tarafında geçenlere cehennem de olabilir… Diyeceğim odur ki, bu TOKİ, bir patlarsa birçok yönden fena patlar. Tek kurtardığımız olay, dünyada patlayan MORTGAGE oldu. Bize de az kalmıştı, iyi kurtardık. O zaman da tehlikeyi yazmıştım. Hoş, kimse önlem almayacak, ama belki Gül Kolaylı gibi dikkatli gazeteciler, “Sena bunu demişti” diyecekler. Öngörü de, uz görü de kolay anlaşılır şeyler değil. Birileri eleştiriyor, engel olmaya çalışıyor diye anlamak daha kolay, daha da rahatlatıcı. Her yeni inşaat diğerlerini kurtarmaya çalışıyor diye düşünüyorum. Allah sonumuzu hayretsin… Hepimize kolay gelsin… Sena Kaleli'nin Tüm Yazıları İçin Tıklayınız
|

