Tersanelere kriz ters geldi
Perşembe, 20 Kasım 2008 10:37

altTersaneler bir anda patlayan yoğun taleplere yetişmek için kalifiye eleman tedariki sağlayamadan üretim yaparken, yaşadıkları sorunların akabinde şimdi de kriz vurgunu yedi.
Tuzla tersanelerinde siparişi alınmış mali portesi 12-13 milyar dolar olan 612 gemi varmış. Son 8 ayda sadece 12 gemi siparişi gelmiş. Yılda 2 milyar dolar ihracat yapan sektörün Türk bankacılık sistemi içindeki kriz riski 5 milyar dolar imiş.
Eskiden yüzde 20 özkaynak, yüzde 80 krediyle çalışılıyormuş. Şimdi kriz nedeniyle bankalar frene basınca özkaynak-kredi oranı yüzde 50-yüzde 50 olmuş. Yüksek montanlı (tutarlı) kredi olduğundan, çok uzun vadeli yani 10 yıl ve üstü kredilerle finanse edilen gemi inşa sektöründe dış kaynaklı kredi kullanılamıyor. Şimdi yerli bankalar kredi vermekte zorluk çıkardıkları gibi, verdikleri kredileri de geri çağırmaya başlamışlar. Bankalar uzun dönemli vadeleri geri çekiyorlarmış.
Bir yanda da, sipariş verilip yapımı tamamlanmış gemiler, krizden etkilenen sipariş sahiplerinin ödeme güçlüğü nedeniyle, teslim de alınamıyormuş.
Dünyada da gemi inşa sanayinin durumu hiç iyi değilmiş. Bir de Çalışma Bakanlığı’nın çıkardığı, sektörün öldürücü olarak ifade ettiği yönetmeliği düşünürsek, devletin kazanacağı vergi bir sektörün kaybedilmesine sebep olacak gibi görünüyor. Yönetmelik, işçi ölümlerine disiplinsiz işlediğine inanılan taşeron sisteminin sebep olduğunu düşünerek, taşeron sınırlamasına gitmiş. Aynı bizim sektörde sınırlanan sözleşmeli otobüs işleteni olgusu gibi. Sürdürülebilir rekabet gücü kaybolan bir sektör, dünyada görülen krizi fırsata çeviremez, iyice batar.
Taşımacılık sektörüne hizmet eden üreticiler ileri teknoloji kullandıkları için maliyetleri ve ürün fiyatları da yüksek oluyor. Bu ürünlerin alıcısı olan taşıma işiyle uğraşanlar da yüksek fiyatlı ürünlerle işlerini görmek zorunda kalıyorlar. Aynı zamanda taşıma işi her daim yüksek kapasiteyle çalışmaz. Dolayısıyla bu sektörlerin taşerona başvurması kadar doğal bir durum olamaz. Bu aynı zamanda hem girişimciyi, hem de istihdamı artıran bir unsur. Aynı fason üretim yaptıran sanayiciler gibi. Ana sorun, disiplin sorunudur. Bu da kararlı ve dirayetli, objektif ve adil idare ve denetimlerle çözülür.  
Ben çözüm becerisi yüksek olan Çalışma Bakanımızın kapatma ve sınırlama getirme gibi hep başvurulan kolay çözümlerin ötesinde bir şeyler yapabileceğine inanıyorum. Sektörlerin sorun ve gerçeklerini iyi bilmek gerek. Çalışma Bakanımızın yitirilen insanların değerini bilerek verdiği tepki, aslında olması gereken insanî bir tepki. Ama diğer yanda da sürekli işçi istihdamında zorlanma gerçeği var. Bu gerçek de, taşeron sistemini zorunlu kılmış. Bu işin çözümünün, sorumluluk ve prim ödemelerinin gemi inşa şirketleri tarafından yapılmasında olduğunu ifade eden DTO ve GİSBİR yetkilileri, yönetmeliğin sadece kayıtdışına çözüm bulmaya çalıştığını, işçi ve işverenin şartlarına iyileştirme getirmediğini söylüyorlar. Zaten sorumluluk her zaman işi verendedir.
Sadece kayıtlı olanlarda kusur arayarak ve ceza vererek adil olunamayan durumlarda, yaratılan haksızlık nasıl telâfi edilebilir? Bizler taşeronlarımızın hata, eksik ve kusurlarından sorumlu tutulabiliyoruz da, devlet eksik, hatalı, kusurlu ve adil olmayan uygulamalarından neden sorumlu olmuyor?
Devir, girişimcinin varlığının korunması devri, artması zaten çok beklenmiyor. Her devrin zenginleri olduğu gibi bu devrin de kazançlı çıkanları olacaktır.
İşçiler de, gemiler de, krediler de kızağa çekilecek gibi… Dünyadaki gemi talebini yansıtan Baltık endeksi, ‘battık endeksi’ olmasın da… Aman gemiler batmasın, seyir ve ekonomik pusulalarını şaşırmadan yüzmeye devam etsinler.

Sena Kaleli
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız