|

Özgürlükler, siyasi görüşler, dil, din üzerinde baskı ve dayatmanın insanları köşeye sıkıştırmanın, kendi gücüne inanarak biperva tutumların insanları nasıl öfkelendirdiği, şiddete yönlendirdiği bir kez daha yaşandı. Şimdi, tüm ülkeler, ya her ülkeyle ilişkileri ve çıkarlarına göre ya da kendileri de aynı tutumu uygun gördüklerinden Urumçi’de yaşanan katliama ve zulme tam karşı çıkamıyorlar… Bir taraf özgürlüklerden, diğer taraf toprak bütünlüğü ve bölünmeden söz ediyor. İnsanlar her şeyi o kadar kendilerine göre değerlendiriyor ve caiz kılıyorlar ki akıllara zarar. Meksika’da büyük miktarda uyuşturucu ve birbirlerine ve çevreye karşı aşırı şiddet kullanan çetelere, uyuşturucu tüketmeden satan yeni bir çete katılmış. Bu gruba bağlılık sağlamak için dini disiplini olan bir ordu oluşturulmuş. La Familia adındaki bu çete, düşmanlarını öldürmeyi kutsal hak olarak görüyor, uyuşturucu, insan kaçakçılığı, adam kaçırma, silâhlı soygun ve kalpazanlık da yapıyormuş. İran’da ve Türkiye’de seçimlerde hile yapmak caiz olduğu gibi, ideallerimize uygun olarak yaptıklarımız hak ve hukuk dahilinde oluyor anladığım kadarıyla… Goldman Sachs gibi bir şirkette, ayda 33 bin dolardan fazla para kazanan programcının, bir şeylere kızarak, belki de daha fazlasını hak ettiğine inanarak kodları çalması, Wall Street’teki işlem güvenliği konusunda soru işaretlerine yol açmış. Bu nedenle olmasa da, işlem hataları olunca da panik artmış. Geçen haftalarda da demiştik, izlemenin ve gizlemenin sonu yok… Türkiye’de yapılan suiistimal araştırmasına göre, önümüzdeki iki yıl içinde suiistimal riski artacakmış, ama 146 üst düzey yöneticinin yüzde 92’si bu durumu kendi şirketleri için büyük bir problem olarak görmüyormuş. Tabii, herkes kendinin olaya hakim olduğunu sanmasa, bu kadar çok suiistimal olur mu? Herkesin suiistimal için bir nedeni var, hatta bunu suiistimal gibi görmeme sebebi var. Şirketlerde yaşanan suiistimaller iç denetimler, ihbar ve itiraflar, tesadüflerle ortaya çıkıyormuş. Biz Türk’üz bize bir şey olmaz… Bazen hancıyla yolcu karışsa da ne yöneticiler gelir, geçer… Kemal Derviş iyimserlik yaymanın yönetimler için şart olduğunu, ama inandırıcı ve gerçekçi hedeflerin daha önemli olduğuna dikkat çekiyor. Bizi kırılganlaştıran ve dış sermayeye bağımlı kılan cari açık ve iç tasarruf oranının milli gelirin yüzde 25-30 düzeyinde olması gerektiğini söylemiş. Bu gidişle dünya ekonomisine Çin ve Hindistan hakim olacak gibi görünüyor. Herkes, mevcut verilere göre bir tahminde bulunuyor. OECD ekonomik tahminlerini olumlu bildirirken, Dünya Ticaret Örgütü, krizin kötü sosyal ve politik etkilerinin henüz görülmediğini ifade ediyor. Sayısal veriler, her zaman gerçek durumu yansıtmıyor. Ben de aynı etkileri sektörümüzün gecikmeli yaşayacağını düşünenlerdenim. Mazot fiyatlarındaki düşüş, zaman zaman artışın milimetrik oluşu, tüm firmaların hat açma yarışları, sefer ve yolcu sayılarını, ciroları artırır görülmekle beraber, ana faaliyet gelirlerini ve ortalama yolcu sayısını, karlılığı artırmıyor. Özellikle yazıhane ve otobüs işletenlerinin Ramazanla birlikte sezonun bölünmesiyle sıkıntılarının artacağını düşünüyorum. Bu da gerçekçi hedeflere ulaşılmasında sapmalara neden olabilir. Ödeme sıkıntıları ciddi probleme yol açacağından, firmaların hazırlıklı olmasında fayda var. Artık geçmişin ve rakiplerin yaptıklarının tekrarı değil, fark yaratacak projeler ve onların geniş kitlelere lansmanı gerekli. Bunun içinde real time, penetrasyon oranını yükseltecek hedefli pazarlama teknolojilerine önem verilmesi kaçınılmaz yöntemler. Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız
|