Tarafgillerin tarafgirliği
Pazartesi, 12 Temmuz 2010 13:38


Bana göre en can sıkıcı durum tarafsız olmayı başaramamak. Tabii herkes bir tarafta olmalı, doğal olarak bir görüşü de olmalı. Ama yanında olduğumuz, görüşünü paylaştığımız kişi, grup veya kurumlar; başkasına haksızlık ettiği, kendileriyle çelişen, gerçek veya gerçekçi olmayan söylemler ortaya koyduğunda bitaraf olabilmeliyiz.
Bu görüşüm yandaşlık yapan her taraf, her kişi ve kurum için geçerlidir. Örneğin, saptırılmış gerçek olmayan haberler bazı gazetelerde yayımlanıyor veya taraflı olduğu belli olan birileri bunun gerçek olmadığını yazmıyor. Egemen ve iktidar olan görüş, bunu daha rahat yapabildiği, taraflı gördüklerini de hiç atlamadığı için onların yaptıklarından örnekler vereceğim.
2009 yerel seçimlerinde bu tarafgir tutum benim de başıma geldi. Eşimden, TV, radyo takibi yapmasını rica etmiştim. Geç vakit eve geldiğimde eşim radyo açık uyuyordu. Samanyolu radyosunda, iktidar partisinin adayı kendi projelerini anlatıyordu. Konuşması bittiğinde spiker, CHP Başkan adayı Sena Kaleli’yi de davet ettik, “benim projem yok diyerek” (ki bu doğru değil), gelmedi gibi gerçeği olmayan sözler söyledi.
Bu, bir yandan kendi dinleyicisine, CHP adayı sizi önemsemiyor veya katı yaklaşımı olan bir CHP’li izlenimi verirken, projesiz başkan adayı propagandasını da aradan çıkarmak gibiydi.
Bizler, böyle konuların takipçisi olmadığımızdan, yapanın yanına kar kalıyor.
Hemen her görüşün gazetesini okumaya çalışırım. Kendi görüşümdeki gazetelerin tarafgir tutumları, gerçeği yansıtmamaları, işlerine geleni abartarak, işlerine gelmeyeni geçiştirerek haber haline getirmelerinden inanılmaz rahatsızlık duyarım. Kendilerini demokrat, liberal olarak adlandıranların ise aynı şeyi yaptıklarını görünce daha da garipsiyorum.
Bu anlayış aslında hem özgüven, hem de güven eksikliğinin bir göstergesi olduğu kadar tam bir fanatik tutum. Aynı şey, farklı görüşe ait yayınları okuyamamak için de geçerli…
Bazen hepimizin tahammülü azalabilir, haklı da olabiliriz. İzlenimlerime göre, kimse kendinden yetersiz insanın eleştiri ve suçlamalarını kabul edemiyor. Herkes sınırlarını çalışma temelinde zorlamalı ama kendimize karşı eleştiriyi sınırlarken, daha fazla çaba gösterenlere karşı biz de sınırlarımızı bilmeliyiz. Ne kadar rahat ve sabırlı isek, karşı tarafı anlama gayreti içine girersek, o kadar derdimizi anlatmada başarılı oluyoruz.
Bu eleştirilerim Türkiye’de var olan anlayışla sınırlı değil tabi ki. CNN'in Orta Doğu haberlerinden sorumlu Octavia Nasr'ın sosyal paylaşım sitesi Twitter'a bıraktığı bir notta Fadlallah'tan övgüyle söz etmesi üzerine CNN'deki görevine son verilmesi de aynı etkilerin demokrat geçinen ülkelerde de var olduğunu gösteriyor.
Kadın haklarıyla ilgili olumlu uygulama ve fetvaları olan fanatik bir dini liderin olumlu bir yanı nedeniyle takdir edilmesinin nesi yanlış olabilir? Ya da olumlu yanı nedeniyle ölümünden üzüntü duyduğunu belirten mesajı nasıl bir muhakeme hatası olabilir? Konular birbirinden bağımsız değerlendirilemiyor. Kim bilir, belki Nasr özür de dilese, yanlış anlaşıldığını da ifade etse, inandırıcı da olmuş olmayabilir. 
Olay, Fadlallah’ın 260 Amerikalının ölümüne sebep olması ve Amerikan karşıtı olmasıyla ilgili olmalı…    
Kıssadan Hisse
Her durumda herkes haddini bilecek…

Sena Kaleli'nin Tüm Yazıları İçin Tıklayınız