Siyaset politika ve stratejileri
Pazartesi, 23 Kasım 2009 14:23


Siyaset, seçmen gözünde iddiaların ve savunulan fikirlerin doğru algılanması işidir. Algının yönetilmesi ve siyasal iletişim, bu toplumun vazgeçilmezi olan siyasi partiler için fırsatlar ve tehditlerle doludur. Gerek iktidar gerekse muhalefet partilerinin çeşitli mecralarla ilettikleri mesajlar, toplumda hiç ilgisi yokken bazen negatif algıları pekiştirir. Bu da beni her zaman rahatsız etmiştir.
Geldiğimiz bu noktada, tartışmaların odağında kendi ikonlarımızı kullanıyoruz. Partiler daha çok karşı tarafın açığını bulmaya, veri ve belge toplamaya, bunları kullanmak üzere biriktirmeye, paralamaya, alay etmeye enerjisini harcıyor. İktidar, ana konudan insanları uzaklaştıran gündemi belirliyor ve oyalıyor. “Siyaset yapmanın fay hatları var, her zaman da bu hatlar değişebiliyor” diyor Nuray Mert.
Dini simgelerimizi, kişilikleri, milli değerleri, Atatürk’ü de tüketecek şekilde kullanıyoruz. Hayatımızda kutsallaştırdığımız tüm kavramlar koşulsuz kabulle savunulduğunda, hem ilâhi bir anlamlandırma, hem de bu koşulsuz kabulden biat anlayışı ortaya çıkıyor ki, bu bizim eleştirdiğimiz bir davranış biçimi, tutarlılığımızı da bozuyor.
Her dikkatle yapılmamış karşı çıkış, her mizansen ve kurgulamaca alınan önlem, bumerang etkisi yaratır. Ya da karşılıklı bombardıman yaratacak donanım gerektirir. Birileri kendi doğrularında, ‘Atatürk, itaat etmeyene, baş kaldırana şiddet uyguladı’ diyeceği gibi, kimileri de ‘Hz. Muhammed de İslâm dinini yaymak, karşı çıkanları, saldıranları bastırmak için savaştı’ diyebilir. İkisi de düz mantıkla açıklanamayacak kadar kendine has sebepleri olan süreçlerdir.
Ordu, andıç, lâhika, anketler, siteler, Şemdinli vs. pratikleri, başka gerçek uygulamaları yapanların bu gibi kurguları kullanmasına sebep oluyor. Bunlar ortaya çıkınca da faili meçhuller kafa karıştırıyor. O zaman halk vicdanını zorluyor. Vatandaş, buna inanmakta da zorlanıyor.
Buna karşın kurulan siteler vs.nin âlâsı, iktidarın yöntemleri arasında… Bugün sadece telefonlar mı dinleniyor? Ergenekon yargıya sızmış deniyor. AKP ıslak imzalı belgeleri nasıl elde ediyor?  Bugün, hakkında yolsuzluk davası yürütülen Deniz Feneri, TMSF’nin elindeki bir gazete eki olarak dağıtılıyor. Fettullahçı örgütlenme yöntemleri, taraftar toplama yöntemleri şu anda başarılı, ordu da en güçlü, en kurumsal kurumumuz.  Ama kurgusal olarak yapılanlar, plânları, önlemleri vs. şu anda tartışılıyor. Aynı yöntemin benzerini kendi idealleri için uygulayanlar da kendilerini doğru görüyorlar. Her tarafın güçlü, zayıf yönü, fırsat ve tehditleri vardır.
Hedef, Türkiye’de barış, halkın mutluluk ve refahı olmalıdır. Stratejiler herkesin kendine göre değişir. Bir taraf belli ki tüm kurumlara, orduya sızmış, karşı tarafın yaptıklarını ortaya çıkarıp elini sağlam, kendini tek güç haline getirmeye çalışıyor. Telefonlarımızda dinlenilmek, en masum şeyleri konuşuyor olsak, hiçbir çekincemiz olmasa da onaylanacak bir durum değildir. Asker devleti, polis devletine çevirmek, AKP’yi otoriter yaklaşımdan kurtarmıyor. Her şeyi ceza mantığına dayandıran zihniyet nasıl demokrasiden söz edebilir.
İnandırıcı olmak için bugün kurgusal yöntemlere itibar etmememiz gerekir.
Aslında, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal çok akıllıca ve doğru bir adımla, anayasa değişikliği konusunda olumlu bir tavır takınıp, R. Tayyip Erdoğan’a politika yolu açmıştır. Onu açmasa, daha fazla kahraman yapar, yine onların iktidarına engel olamazdı. Belki şimdi başbakan olarak aşınan R.T.E, o zaman, ikinci bir umut olarak AKP iktidarının uzama sebebi olacaktı. Birilerinin önünü kesmek, yok etmek, kapatmak ticari işletmelerde de modası geçen yöntemler oldu. Herkes, kendi işini en iyi yapmanın yollarına enerjisini harcamalı. ‘Bırakalım yapsınlar, bırakalım geçsinler’…
Düşmanımızı bile yok saymak doğru değildir. Daha çok sıçratır. Bir şey nasılsa unutulur diyerek konuşmak çok da doğru değildir. Bağlantılar kurulduğunda ana fikir ve niyeti ortaya çıkarmak da çok zor değildir.
Bir yanda irtica tehdidi ve hassasiyeti, diğer yanda darbe tehdidi ve hassasiyeti… Her iki taraf da buna göre yöntem belirleyip, önlem almaya, tehlikeyi ortadan kaldırmaya çalışıyor. Aynı zamanda AKP bunu kullanarak başka açılım ve özgürlükleri sağlamak yoluyla, emsal gösterebileceği başka açılım ve özgürlüklere kapı aralıyor. Belki bir gün, AB, “herkes 18 yaşından sonra din ve mezhebini seçsin açılımını”, yani bir nevi dinde reform açılımını(!) da getirir. Eyvah dağına çıkarız artık! Bunun aksini söyleyenler de, bu kapıyı açmayalım derken, iyice acımasız algı yaratarak, Atatürk’ün yaptığı büyük işleri zedeleyecek söylemlerle kendilerini zora sokuyorlar. Çoklu standartlar, bazı olaylardan siyasi getirim sağlama girişimleri artık çok da kabul görmüyor.
Herkes, her olayı başka türlü okuyor, ama tartışamıyoruz. Nedense hepimiz ‘Kızgın Türkleriz’…

Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız