Sevgi insanları
Pazartesi, 26 Nisan 2010 13:47



Geçen hafta yazdığım Ayn Rand’ı sadece ekonomik anlamda irdelemek eksik kalıyor. Onun felsefesinden, nitelik, yetenek ve becerinin yeni yaşamlar yaratabilme gücüne sahip olabileceği, böylece sevginin enerjisini açığa çıkarıp korkuları yenebileceğini de algılamak mümkün…
Yetenek ve becerileriniz eksik olduğunda yaşamı yok edersiniz. Bu aynı zamanda bir çeşit fiziksel veya duygusal şiddete yönelmedir. Bir şeye fazla sevgi duyduğunuz, önem verdiğinizde de şiddete dönüşebilme ve zarar verme riski vardır. Milliyetçilik, ırkçılık, ideolojik bağımlılıklar, radikal dindarlık, fanatik taraftarlık vs. 
İnsanın iç dünyasının güzelliklerini, yetenek ve becerilerini, maharet, sanat ve hünerlerini iş hayatında ortaya çıkarıp paylaştığında, aile ve toplum hayatına faydalı üretim ve hizmetler yaptığında içindeki sevgiyi de sunar.  
Doğal olarak korkularını yok edebilen insanlar riske girebiliyor, sorumluluk alabiliyor, geçmişte yapılanlara saygı duyup, geleceği planlayıp, sorunların üstesinden gelebiliyor, kendini var ederek, yaratıcı üretimler gerçekleştiriyor. Üreten insanlar, başkalarının hatalarına değil, kendi yapacaklarına yoğunlaşırlar. Kendilerinin neyi iyi yapıp, neyi yapamayacaklarını iyi bilir ve tanırlar.
Kendini tanıyamayan insanlar, kendini sürekli başkalarının kontrolünde hisseder, mekanik davranışlar geliştirirse, aile ve toplum baskısıyla gelişimini de tıkar. Gelişemeyen insan sevgi enerjisini bünyesinde tutamaz.
İçinizdeki sevginin farkında olur, korkularınızdan, baskılardan arınırsanız çevrenizle uyumu da yakalarsınız. Aksi halde hissetmediğiniz şeyi hissettirmeniz de mümkün değildir. Sevgide geçişlilik ve bulaşıcılık vardır.    
İnsan bünyesinden sevgi enerjisinin geçişine engel oluşturan en büyük etken, olumsuz duygu ve düşüncelerdir. İnsanın içinde kin, nefret, kıskançlık, kibir, alınganlık, vesvese, sistematik şüphecilik, korku, hatta aşırı hayranlık ve özenme duygularından biri bile olsa, sevgi ortaya çıkamıyor.
Önce içsel temizlik, arınma şart… Tutuculuk, ihtiyat anlayışı da sevgi geçişine engeldir.
Gamsız, kendine ait dünyanın dışına çıkamayan, sıkıntı sevmeyen insanlar sevgiden söz etmemelidir.
Birbiri için var olmayı bilemeyen, birbirini çekemeyen, hak teslimi yapamayan, kendine ait olmayan gücün peşinde olan, yaptıklarına sahip çıkamayan, hep kusuru başkalarında arayan insan sevgiden nasıl nasibini alır?
Korkular güvensizliği, sevgi güveni yaratır.
İş ilişkisinde güvenmediğiniz, işbirliği yapmadığınız insana, aile veya arkadaşlık ilişkisinde birliktelik ve sevgiden söz ederseniz samimi olamazsınız. Ancak duygusal olabilirsiniz. Duygusal insanlar da sevgi konusunda duygu durumuna göre hal değişiklikleri yaşayabilir.
Konulara duygusal yaklaşan insanlar, farklı tepkiler gösterebilir. Yani duygusallık sevgiyi ifade etmez. Duygusal sevgi, kararsız ve değişkendir. Şartlara göre nefrete de dönüşebilir. Duygusal tatmin peşindeysek, gerçek sevgiyi zaten yakalayamayız.
Objektivist felsefeye göre iş hayatında sağlam gerçekçiler yani duygularını karıştırmayan insanlar üretici olurlar. İlkeli, üretken, yaratıcı, becerikli, çalışkan ve dürüst insanları hiçbir korku, baskı ve şantaj yollarından çeviremez. O insanlara saygılı olanlar onların ürettiklerinden yana tercihlerinin arkasında dururlar, hak edeni ödüllendirir, etmeyeni cezalandırırlar. 
Olumsuz duygu ve düşünceler objektifliği de tutarlılığı da önler. Yani gerçeği yorum katmadan göremeyiz ve anlayamayız. Objektiflikte yorumlara, kişisel ilavelere gerek yoktur.
Olumsuz yorumlara girdiğimiz, olmayan şeyler yarattığımız için de o obje veya olaylar hakkında gerçek bilgi sahibi olamıyoruz, tanıyamıyoruz. Kendimize göre bir benlik havasına giriyoruz. Kendini beğenen, kişi ve olaylara yabancı olanlar kendi ve başkası diye ayrımlar koyar.
Ve sevgi de bu ayrımları kolay kolay aşamaz. Sevgi, eş koşmayla değil, tam tersine terk ile olur. Terk; her şeye ve herkese karşı aklı ve vicdanı kullanarak davranmak, yerinde ve zamanında hareket etmektir. Sevmek, tekel altına almak değil, sevilenin özgürce gelişmesine imkân sağlamaktır.
Sevmek bu yalan dünyanın, yani insanın kendi kendine yarattığı dünyanın yıkılmasıyla mümkündür.
İnsanlar gerçek sevgiyi yakaladığında gerçek yalnızlığı da anlıyor. Anlayacağınız SEVGİ o kadar da ucuz değil… 

Sena Kaleli'nin Tüm Yazıları İçin Tıklayınız