| Kriz ve biz |
| Pazartesi, 02 Kasım 2009 14:19 | |||
![]() Artık herkes krizlerle yaşama ve bu krizleri aşmanın yollarını arama konusunda deneyim kazanıyor. Krizlerin klâsik önlemleri, gelir artırma, gider kısma, risk minimizasyonu artık yeterli önlemler olmaktan çıktı. ‘Sorunlu kapitalizm’ artık ‘sorumlu kapitalizm’ haline geldi. Mevcut alt yapınızı en verimli, çeşitlendirilmiş hizmet ve ürünlere döndürmek, bu ürün ve hizmetlerden elde edilen ekonomik performansı, sosyal ve çevresel performansınızla güçlendirmek zorundasınız. Artık kurumsal sosyal sorumluluk, sosyal girişim anlayışı mutlaka faaliyetlerimizin bir parçası olmak zorunda. İnsan haklarına ve çevreye saygılı olmayan ürün ve hizmet, zaman içinde bilinci gelişen toplumlarda talep görmeyecektir. Şimdi, bırakın sıradan eğitim anlayışını, öğrenme becerisi, iletişim becerisi, bilinçli olabilme, meslekte ve hayatta problem çözme becerisini kazandıracak öğrenimler programlanmakta… Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD), krizden çıkış formülünü ‘meslek eğitimine ağırlık vermek’ olarak öngörüyor. OECD Genel Sekreteri, ‘Ekonomik krizden çıkış için daha iyi ve fazla iş çıkaran yeni büyüme modeline ayak uydurmanın en geçerli yolunun, iş gücünün doğru becerilerle donanması’ olduğunu söylemiş. İyi bir mesleki eğitim, güçlü bir ekonominin artık vazgeçilmezi oldu. Sedat Yalçın, geçen hafta Ekonomik PUSULA’da eğitim konusunu çok güzel vurgulamış. O da gerçekten bu gelişmelerin farkındalığı içinde, ‘bilgi teknolojilerinin önemine, yetenek ve uzmanlık ilişkisine göre programlanmaya, sorgulayan, demokrasi ve insan hakları konusunda bilinçli bir nesle yönlenmemiz gerektiğini’ anlatmış. Tabii rekabetçi ekonominin temeli, özgüvenli, inovatif, araştırmacı, işletmecilik nosyonu gelişmiş, hatta girişimcilik ruhu arttırılmış, risk yeteneği yüksek gençler yetiştirilmesi için eğitime bütçede daha çok pay ayrılması gerektiğini de ifade etmiş. OECD, bu konuda, hükümet, işveren, öğrenci paylaşım ve işbirliğini öngörüyor. Doğrusu, ben bu arada, 2005 yılında başlayıp 2009 yılında sona eren BTSO Meclis üyeliğim öncesinde ve sırasında mesleki eğitime verdiği önemi, işverenleri bilinçlendirme, bilgilendirme konusunda bizzat çabalarına, heyecanına, coşkusuna ve enerjisine tanıklık ettiğim Sayın Fahrettin Gülener’in bu uz görüşünü takdir etmek zorundayım. BEGEV’in kuruluşuna önderlik eden, BUSİAD, Celal Beysel ve diğer tüm emeği geçenleri kutluyorum. Umarım, BTSO tarafından devralınan, yeni adıyla BUTGEM, bu misyonu ahde vefa ile daha ilerilere taşır. Bu tür eğitime yönelik toplumsal sorumlulukların bilincinde olan, önderlik eden kişi ve kurumları hiçbir zaman unutmamamız lazım. Keza, Çağdaş Eğitim Kooperatifi kurucuları, başta fikir babası Korhan Durusoy ve Bursa sevdalısı uz görüşlü insanlara çok şey borçluyuz. Ulviye Özer ve Mümin Ceyhan ve tüm gönüllü çalışanları kutluyorum. Şimdi de Uludağ Üniversitesi, sanayici işbirliğini sağlamak üzere kurulan Üniversite Sanayi İşbirliği Geliştirme Uygulama ve Araştırma Merkezi (ÜSİGEM), umarız, bilgiye değer veren, değer katan program, projelerle ekonomiye kalite, verimlilik ve kârlılık sağlayarak krizin aşılmasına da destek olur. Bu konuda emeği geçen Uludağ Üniversitesi Rektörü Sayın Prof. Dr. Mete Cengiz ve diğer öğretim üyelerini de kutlarım. Kriz dönemlerinde önem verilmesi gereken, rakiplerin işiyle uğraşmak, kendimizi farklı noktalarda görüp rahatlamak yerine, eğitim başta olmak üzere, sosyal sorumluluğu olan ürün ve hizmetler yaratmak, ilk hareketleri yapan, farklılık yaratan stratejiler üzerine yoğunlaşmak ve güçlü iletişim, tanıtım stratejileri oluşturmaktır. Neyse ki “kriz teğet geçiyor” deniyor, umarız, domuz gribi de teğet geçer. İnşallah alınan önlemler bize yine pahalıya mal olmaz. Siz bağışıklık artırıcı önlemlerinizi alın, dengeli beslenin, temizliğinize dikkat edin, sonra Allah’a teslim olmaktan başka yapacak bir şey yok. Her şeyde ‘Allah’ın dediği olur’ diyenler bu defa işi Allah’a bırakmadı… Ben de 500 sözcükle rekor kırdım. Sağlıklı, verimli bir kış dilerim. Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız
|

