Korsanlar geliyor
Pazartesi, 01 Aralık 2008 22:10

alt

BTSO Meclis toplantısı sonunda Yönetim Kurulu Başkanımız Celal Sönmez, Aden Körfezi’nde ticareti engelleyen korsanlardan söz etti. Bu konuyu farklı boyutlarıyla takipteydim. Her yapılanın nedenlerine inmek gerektiğine inanırım.
Korsan, şövalye, eşkıya, militan, çete, herkesin bir inandığı doğru var kendi yaptığını meşru kılan. Aynı şeyi başkası yaptığında affedilmeyen, ancak kendi yaptığında son derece haklı bulunan. Herkesin ve her grubun onaylanmayan davranışlarının kendilerine göre bir açıklaması, bir nedeni vardır. Tarihte çok kahraman eşkıya, korsan, şövalye, militan, çete var ki; bazen devletler de onları kullanmıştır. Haksızlığın olduğu yerlerde, birileri halkın adil kahramanı olurlar… Sömürü varsa, vahşet de vardır…
Gelelim Somali’de böyle bir çete ortamını yaratanın ne olduğuna… 1991 yılında hükümetin çökmesi, 1992’de ABD’nin insani müdahaleye liderlik etmesiyle, Mogadişu’da yaşanan rezaletin ardından; olana seyirci kalan, basiretsiz bir hükümetin varlığı, tutunamamış devlet statüsü nedeniyle, yıllardır bu ülkeye uygar beyazlar müdahale ediyor. Tabii yıllardır da refahı koruma amaçlı silâh dolu gemileri seyretmeye mahkûm kalan insanlar, kendi önlemlerini alıyor. Müdahalenin yüzde 90’ı askeri çözümlere, kalanı imara gitmiş durumda. ‘İthal silâhlarla Afrika’yı silâh ve zehirli atık çöplüğü haline getiren bu politikalar, korsanların protestosuyla bumeranga dönüştü. Kaldı ki haksızlığının farkında olan beyaz uygarlar, nedense askeri müdahalede bulunamıyorlar; yasal olarak devletin alamadığını, fidye olarak ödüyorlar.
Bugüne kadar 38 gemi korsanlar tarafından kaçırılmış, 21 adedi de fidye alınarak serbest bırakılmış. Özel güvenlik şirketleri özel hücumbotlar hazırlamış, refakatçilik yapıyormuş (onlara da iş çıktı). Blackwaters şirketi, ABD ordusunun kirli işlerini yapan, Irak’ta kaybolan silâhların bir kısmını PKK’ya aktaran şirket… Hesaplar büyük… Somali’de korsanlık; aciz hükümetin Somali sularında balıkçıların haklarını koruyamayıp, AB ülkelerinin kendi çıkarlarına dayattığı serbest avlanma ve ticaret anlaşmaları nedenleriyle başladı. Hatta balıkçıların haklarını koruyan korsanlar, kendilerine ‘Somali Kıyılarının Ulusal Gönüllü Bekçileri’ diyorlarmış.
Düşünün ki,  Somali açıklarında her yıl avlanan balıkların 300 milyon dolarlık kısmı, dünyanın dört bir yanından bölgeye dadanan balıkçı tekneleri tarafından avlanıyormuş. Gerçek iyi niyet; uygar beyazların uygarlığını kanıtlayacak doğru müdahalelerle, bu insanlara gelişmiş balıkçılık tekniklerini belli şartlarda öğreterek, kullandıkları suların geçiş haklarını teslim ederek ortaya konulmalıdır, sömürerek değil. Artık kendime göre doğruları kimseye doğru olarak empoze etmek istemiyorum ama, insani olmayan her şey benim için yanlıştır. Hakkını arayan insanların hak arama zeminlerini haksızlık yapanlar belirleyemez… 
The Boston Globe’dan James Carroll, ‘Somalili korsanlar, görünmez yoksulluğu görünür kılıyor, açık deniz draması sıradan hırsızlıktan ahlâki bir hikâyeye dönüşme yolunda’ diyor. El koydukları gemilerden elde ettikleri petrol ve silâhlar sayesinde; artık korsanlar da güçlü, zengin ve meşru olacaklar. Tüm zengin ülkeler ve zengin şirketler hep bu yollardan geçmedi mi? Kaldı ki yıllarca ümitsizlik içinde bir otorite beklemiş, sömürülmüş bu insanların, hep boyun bükmesini mi bekleyeceksiniz?
Ekonomist J.Stiglitz de, tropikal dünyanın bitki örtüsünü şifa olarak pazarlayan ilâç şirketleri için Bio-korsan tanımlaması yapıyor.
Kutsal Roma İmparatoru tarafından, Malta’ya yerleştirilen Rodos şövalyelerinin insancıl yardım kuruluşu olarak tanımlanan Malta Tarikatı’nın bile, bugün Birleşmiş Milletler’de egemen bir mikrodevlet olarak gözlemci statüsünde, Türkiye hariç, 96 ülkeyle diplomatik ilişkisi var.
Acaba içlerinde Karayip Korsanı filminin yakışıklı oyuncusu Johny Depp’i kahramanı gibi gören de var mı?

Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız