Kızlar şehrinde Bursalı kadınlar
Pazartesi, 15 Mart 2010 11:24


Yıllardır gitmek istediğim, bir türlü fırsat bulamadığım Diyarbakır’a, nihayet 25 Bursalı kadın girişimci arkadaşla birlikte, bir Bursaspor- Diyarbakırspor maçı öncesi gittim. Akşam gittiğimiz Mardin, Mezopotamya uygarlığını hissettiren çok güzel bir şehirdi, ancak çok iyi gezemedik.
Diyarbakır’da ise rehberimiz Lâtif Bey eşliğinde güzel bilgiler alarak, biraz da şaşırarak gezdik. Bursalı olduğumuzu söylememize rağmen hiç kimse bize yan gözle bakmadı, ters bir davranışta da bulunmadı. İnsanlara yakın olduğunuzda, birbirinize tanıma ve anlama fırsatı verdiğinizde problemleri çözmekte zorlanmıyorsunuz. Hatta Klas Otel Müdürü Edip Bey, sonradan rezerve etmemize rağmen yer konusunda bize çok yardımcı oldu.
Rehberimiz, Gâvur Mahallesini, Keldani Kilisesi’ni, Medreseyi, Hanları, burçları, Cahit Sıtkı Tarancı’nın evini, eski cezaevini, Atatürk Köşkü’nü, Mimar Sinan’ın acemilik döneminde yaptığı camileri gösterirken, Sahabe ve Evliyalar şehrinde Memlukluların ordusunda İran, Türk ve Kürtlerin birlikte Moğollara direnişlerini, Mısır, Suriye, Yemen, Filistin Sultanı Kürt kökenli Selâhaddin Eyyubi’nin Haçlılara karşı Kudüs’ü nasıl kurtardığını, Türk, Arap, Kürt birlikte, İslamiyet için omuz omuza savaştıklarını, şehitler verdiklerini anlatıyordu.
Selâhaddin Eyyubi’yi rehberimiz kahraman olarak anlatınca araştırma yaptım, gerçekten tam da takdir edilecek, askeri dehası bir yana, olgun, bilge, insanlığı güçlü, merhametli, alçakgönüllü, adil, insaflı, asil, eli açık, vicdanlı bir insan olduğunu öğrendim. Yafa’da Aslan Yürekli Richard’ın atı vurulunca, ustalık ve cesaretini sürdürebilmesi için, 2 Arap atı göndermiş. Yüceliğe ve özgüvene bakın…
Üstün siyasi öngörüye sahip bu büyük adam, Avrupa intelijansiyasının Hıristiyanlık dışında başka kültürel değerler ve sembollere ilgi duymasını sağlamış. Haçlılara karşı insaflı, merhametli davranmış, Avrupa’da kahraman algısı yaratmış…  
Diyarbakır ismi aslında Diyar-ı Bürk; “Kızlar Şehri”, yani ‘deyrel bakira’ demekmiş. İbranice, diyar; şehir, be; içinde, kir; duvar demekmiş.
Şehrin siluet görüntüsünde bir yanda Kilise çanları, bir yanda yöreye özgü mimarisi olan minareler görüyorsunuz.  
Bu çok kültürlü, çok dilli, çok dinli ve birçok özgün uygarlıkların yaratıldığı şehir, doğrusu beni umduğumdan çok etkiledi. Milattan önceki çağlarda uygarlıklar arasında kültür, dil, sanat etkileşimlerinin olduğunu, insanların sonuçta sadece teklik olarak çok tanrılılıktan tek tanrıya inanarak bir üniter çizgiye kavuştuğunu görüyoruz.    
Milattan önce 7000’li yıllardan başlayan bir tarihi geçmişe sahip olan Diyarbakır, MÖ. 3500 yıllarında Hitit, Hurri-Mitaniler, Asurlular, Urartular, Medler, Persler, B.Tigran, Romalılar, Sasaniler, Bizanslılar, Emeviler, Abbasiler, B. Selçuklular, bu arada kısa süreli beylikler, Hasankeyf Artukluları, Eyyubiler, Anadolu Selçukluları, İlhanlılar, Timur, Akkoyunlular, Safeviler en son Osmanlılar’ın egemenliğine girmiştir.
Bu kadar farklı kültürleri yaşamış bir şehrin, nasıl öneminin ve değerlerinin farkına varmamış, uzağında kalmışız? Uzunlukta 5,5 km ile Çin Seddi’nden sonra ikinci, yükseklikte 7-8 m ile birinci surlarına sahip şehri, Bursa’daki örneklerinden, daha doğru ve bilinçle, yeni malzeme kullanarak değil, hatta birçok yerde camlama yöntemiyle korumuşlar.
Hazreti İbrahim’den itibaren Allah, insanlara kendini tanıtmaya başlamış. Ne Hint-Avrupalı, ne de Sami ırktan olan Hurrilerin kurduğu Mittani kralı Saw-Satar’ın kızı Taduhipa, Mısır firavunu 4. Amenhotep (Amenofis) ile evleniyor.
Rehberimiz, Kraliçe Amidia isminden ve Yunus’tan (a.s.) bahsetti. Benim araştırmam ise Mittaniler’in ışık Meleği Mitra’nın olduğu, Hititlerin de bundan etkilendiği yönünde. Asurluların esareti altında yaşayan İsrailoğullarından Ninova’da yaşayan Hz. Yunus’un muhtemelen Dicle kenarına geldiğinde tek tanrıya (Güneş) inanma konusunda Mittanileri de etkilediğini anlıyoruz.
Bazı kaynaklarda, kendine sonra Güneşin Sevgilisi, Atona hizmet eden anlamında Akhen-aton ismi veren Amenhotep’in, sonra Nefertiti ismi alan, eşiyle aynı gücü paylaşan, güçlü kişiliğe ve olağanüstü güzelliğe sahip Taduhipa sayesinde tek tanrılı dini firavun sülalesine benimsettiği belirtiliyor. Filistin’den Mısır’a geçen Hz. İbrahim soyundan Yusuf kavminden sonra, Akhenaton tapınaklarında yazılı 10 emri okuyan Hz. Musa Allah’a inanmış… Semavi dinler böyle gelişmiş. Yani bir Kürt kadınının tek tanrılı dinlerin yayılmasında çok büyük etkisi var. Kürtlerde din gerçekten her şeyden önce geliyor.
Sonuçta, Türkiye’nin dört bir yanından kadınlar, Diyarbakır’da birbirimizle işbirliği, dayanışma sağlayacak fuarda hem kültürel, hem sosyal, hem de ekonomik anlamda bir geçişkenlik sağladık, birbirimizi daha iyi tanıdık, tanıdıkça sevdik, sevdikçe paylaştık, paylaştıkça çoğaldık…
Sportif yarışla, dostluğu birbirinden ayırabildik. Kadınlar da iş yaşamında giderek olgunlaşıyor, deneyim kazanıyorlar, sınırlamamız gereken kadınsı tepkilerimiz, kazanmamız gereken supleks dışında tabii…

Sena Kaleli'nin Tüm Yazıları İçin Tıklayınız