Kat kat sayı
Pazartesi, 22 Şubat 2010 22:00


Bu yazının konusunu gazetelerde boy boy yer alan ilan belirledi. İlanın başlığı benim çok kullandığım bir slogandı:  “Eşit ama farklı.” Huder’den İlim Yayma Cemiyeti’ne, Hayrat Vakfı’na, MÜSİAD’a, Şuurlu Öğretmenler Derneği’ne, Osmanlı Eğitim ve Kültür Derneği’ne, Tasavvuf Musikisi Derneği’ne kadar bir çok dernek, cemiyet, vakıf gibi, belki 40’a yakın STK, İstanbul Barosu ile Danıştay’ın söylem ve kararlarını tasvip etmediklerini belirtip, YÖK’e de derhal doğru uygulamayı yapması talimatını vermiş.
Burada yazılanlar ilgi çekici olduğu kadar, aynı hedef ve amacı paylaşan, farklı konulara hizmet eden bu kadar çok STK’nın örgütlü varlığı ve dayanışması, hassas oldukları konu ve durumlarda gösterdikleri ortak refleks de çok önemli ve dikkat çekici…
“Eşit ama farklı” anlayışını bir çok konuda olduğu gibi çağdışı görüyorlar. Eşitlik, insan hakları, fırsat eşitliğine vurgu yaparak engellerin kalkmasını istiyorlar. Neredeyse bunu kast ve kölelik sistemi ile ilintilendirmişler.
Aslında güzel istekler bunlar, ama ne kadar gerçekçi, tutarlı, objektif? Bir kez insanlar eğitim, sağlık, sosyal refah vs. konularda tabii ki eşit olmalı. Ancak herkes; algısı, çalışma azmi, kendi isteği, yetenekleri, aklı, zekası gibi konularda Allah vergisi özelliklere eşit sahip olamıyor… Aşık Veysel ne demiş: “Kim okurdu, kim yazardı, bu düğümü kim çözerdi, koyun kurt ile gezerdi, fikir başka başka olmasa…”
Bu kadar eşitlikçiyiz, hiçbir farklılığa izin vermiyoruz da niye bu kadar ayrı düşüyoruz? Giderek de ayrışıyoruz? Başka farklılıklara tahammül göstermekte zorlanıyoruz. Kızlarımızı farklı insanlar gibi düşünüp, sadece İHL’lerde okuyabilir anlayışına saygılı olmak yetiyor mu? Burada kalacak mıyız? Kim kime benzeyecek? Kimin anlayışı daha doğru? Kime ve neye göre? Bu anlayış sanki benzetme, benimsetme isteğini belirtiyor. Felsefe müfredatında da aynı hamleyi gördük… 
Bu kadar hak ve eşitlikten söz edenler, ders başarısının düşüklüğü nedeniyle puanı düşen öğrenciye bir adalet düşünüyorlar mı? Bazen sınavda daha az puan alan, öğrenim hayatında daha yüksek ortalaması olan öğrenci, sınavda daha çok puan alan, öğrenim hayatında daha düşük ortalaması olan öğrencinin önüne geçiyor.
Aynı sorun, orta öğretimde öğrencilerin sözel, TM, Fen gibi bölüm seçimleri nedeniyle de onların seçimlerinin sınırlanması konusunda var. Farklı alana geçen her lise öğrencisi de puan kaybına uğruyor. Tercih değişikliği, liseler arası geçiş gibi pratik hiçbir çözüm yok.
Maddi nedenlerle dershaneye gidemeyen çocuklarla, gidebilenler arasındaki eşitsizliği nasıl gidereceksiniz? Okullarda öğretmen açığı, atama sorunu nedeniyle 70 kişilik sınıflarda ders alan çocukları da aynı şekilde düşünüyor musunuz? Okula ulaşabilmek için dere tepe geçen çocukları da bu kadar önemsiyor musunuz?
Çok yakın zamanda Sabancı Üniversitesi’nde öğrencilere tercih olanağı eşitliği sunan sistemi iptal ederek, diğer sisteme uydurmaya çalışabilen anlayış, burada niye bu kadar tercihe önem veriyor?
“Katsayı olursa çırak, kalfa yetiştiren meslek liseleri tercih edilmez, sonunda kapatılır, biz de çırak ithal edermişiz!” Bu çok da doğru değil. Herkes üniversite mezunu olursa zaten kimse çırak, kalfa olmaz. Üniversite mezunlarına zaten iş yok. Belki çıraklarımız çok kaliteli olur. Zaten meslek liseliler bunu İHL’liler kadar mesele de etmiyor.
Dünyada ara meslek grubuna verilen önem bizim ülkemizde verilmiyor. Keşke Endüstri Meslek Liseleri, Güzel Sanatlar Liseleri, Turizm Liseleri daha iyi eğitim verebilseler de iş hayatına adapte olabilmeleri daha kolay olsa, niteliklerinin yüksekliği nedeniyle de talepleri daha farklı olabilse gençlerimizin…
Aslında dünyada çocukların yetenekleri daha ilkokul düzeyinde belirlenip, yönlendirilmeleri yapılıyor. Sonradan ilgi alanı değişen de ona göre gayret eder zaten…
Aslında niyet ve amaçla ilgili tutarsız sonuçlar, başka konularda da adaleti istememenin noktasına getiriyor karşılık olarak… Bir gün ekleyeceğiz, bir gün toplayacağız, yarın çarparak artıracağız dersek, ciddi ve gerçek çözümü aradığımız konusunda inandırıcı olamayız.
Her konu, böyle kendi içinde amaca dönük, kapalı devre çözülmeye çalışıldıkça, konular tüm cepheleriyle değerlendirilmeden yama çözümler üretilirse tepki olmasını da normal karşılamak gerek… Bütünlüklü, planlı bakış gerek…
Birilerine kat kat da versek, çarpa çarpa da versek sadece kendine dönük konularda eşitlik ve demokrasi istemeyi sürdürecek gibi görünüyor. Keşke, bunu isterken başkalarının da haklarının farkına vararak doğru yola gelsek… Farklı ama ayrı olmasak?

Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız