| İş, rekabet ve yönetim |
| Pazartesi, 24 Mayıs 2010 14:35 | |||
![]() Bursaspor’un, İstanbul takımları dâhil, tüm rakiplerini geride bırakarak, 47 yıllık bir sabır ve inatla, özgüvenini ve taraftarın güvenini kaybetmeden lig şampiyonu olmasından duyduğumuz sevinç ve gururu ifade etmek istiyorum. Başkanıyla, yöneticileriyle, teknik direktörü ile taraftarıyla, cefakâr futbolcularıyla tüm Bursalıları içtenlikle kutluyorum… İşte Bursa, işte Anadolu, işte başarı… Rekabet ve kıskançlık birbirinin bütünleyicisi gibidir. Rekabet kavramı okul çağlarında gelişir. Öğrenciler öğrenmek ve not almak için birbirleriyle yarışırlar. İş yaşamında da, okul yaşamında da, sosyal hayatta da rekabet, insanı canlı, heyecanlı tutar. Verimli, üretken, yaratıcı kılar. Aksi halde rehavet, durağanlık söz konusu olur. Herkes kendi çabasıyla en iyiyi yapmaya çalışır, sınavlarda en iyi notu almaya çabalar. Öğrenme güçlüğü gibi öğrenciyi geri bırakacak dışsal bir etken başka yöntemlerle giderilmeye çalışılır. Ama yine de asıl olan rekabettir. Sonuçta, öğrenciler arasındaki rekabet öğrenimin ve eğitimin kalitesini arttırmaya yarar. Kopya çeken bir öğrenci hiç çalışmadan derslerini çok iyi öğrenmiş bir öğrenciden daha iyi not alabilir. Kopya çekmek rekabeti sakatlayan dışsal bir etkendir. Sınıfın çalışkan öğrencisine sanki kötü bir şey yapıyormuş gibi bakılır. Sınıfın diğer öğrencileriyle kaynaşabilmesi ve kendisine “inek” denmemesi için diğer öğrencilere yardımcı olması, kopya vermesi gerekir. Rekabetin en yoğun olması gereken ortamda, sınıfın çalışkan öğrencisi öğrenmemekte direnen sınıf arkadaşlarına sınavda doğru cevapları vermeye çalışır. Kendisi çalışarak iyi not alır. Arkadaşları onun sayesinde geçer not alırlar. Yakalanırsa, kendi mahvolacak dahi olsa, arkadaşlarını kaybetmeyi göze alamaz. Diğer öğrenciler böyle bir hakkı kendilerinde görürler. Ancak iş yaşamı bunları pek kaldırmıyor. Bedeli aptal yerine konmakla kalmıyor, çok da ağır olabiliyor. Hem çalış, hem de başkaları için riske gir, tavrını koymayı bilebilen bir batılı için kabul edilemez bir davranış. Batı ülkelerinde de sınavlarda kopya olgusu vardır. Ama öğrenciler kendi çabalarıyla kopya çekmeye çalışırlar. Bir öğrenci diğer öğrencilere bildiği doğru cevabı vermez. Rekabeti tanımak, öğrenmek ve kabullenmek okul çağlarında başlar. Farklı kültürler, işin doğasında olan rekabet olgusuyla okul dönemlerinde farklı deneyimler kazanıyorlar. Kazanılan deneyimler sonucunda, rekabetin zararlı bir olgu olduğu dahi tartışma konusu yapılabiliyor. Hâlbuki “Zararlı olan rekabeti engelleyen dışsal ve içsel etkenlerle mücadeleden kaçınmaktır” diyor Ercan Kumcu. Bir konuyu, benim düşündüğüm gibi ifade eden birini bulduğum zaman ben de kopya çekiyorum. Ama kimin yazdığını da belirtiyorum. İyi yönetilebilen rekabet yapıcı olur, kalite ve verimliliği de arttırır. Rekabet, kendi işinizi iyi yaparak, geliştirerek yapılır. Rakibin önüne engeller koyarak, zarar vermeye çalışarak yapılan rekabet, özgüveni, ahlâki değerleri olmayan, kişi ve kurumlara özgü stratejilerdir. Ercan Kumcu’nun dediği gibi;”Farklı kültürler, konuya farklı bakmaktadırlar. Farklı deneyimler insanlar ve kurumlar arasındaki rekabeti ve rekabete bakış açısını da şekillendirmektedir.” Biz, kolaycı ve manevi baskıcı yöntemle kopya almaya çalışırken, batılı hak etmediğinin bilinci ile baskı yapmıyor. Aslında, rekabet anlayışı sadece kültürlere göre değil, cinsiyete göre de değişiyor. Kadınlar, tarihsel olarak da birbirleriyle rekabete ve birbirlerini hasım olarak görmeye yatkın oldukları için, içgüdüsel olarak rekabete yatkınlar. Devrimiz kadınları, süper kadın olma savaşı veriyorlar. Sınırlarını zorlayıp, en iyi eş, en iyi anne, en iyi iş kadını, en iyi gelin, en iyi insan olma zorunda hissediyorlar. Kadın, yaşamının her döneminde ve alanında tüm rakiplerine karşı kıyaslanıyor. Kadınla erkeğin iş görme biçimleri de farklı. Erkeklerin egemen olduğu şirketlerde müşterileri, işvereni yanıltıcı bilgiler verebiliyorlar. Kadınlar yüzlerine, erkekler raporlara makyaj yapıyor. Yapıcı rekabetli günler dilerim... Sena Kaleli'nin Tüm Yazıları İçin Tıklayınız
|

