Hapı yutarsak hapı yutarız!..
Pazartesi, 19 Temmuz 2010 11:20


CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu; bize, draje halinde dışı şekerlenmiş, içi zehirli hapı yutmama uyarısı için geldiği Bursa’da inanılmaz bir performans gösterdi. Riske girilerek çok sıkı hazırlanmış program ve farklı bir konsept denemesi yapılan bu organizasyonla bir ezber daha bozulmaya çalışılıyor gibiydi.
Genel Sekreter, Genel Başkan Yardımcısı, Grup Başkan Vekili, birçok milletvekili, Parti Meclisi Üyesi, Merkez Yürütme Kurulu Üyesinin katılımı, coşkuyu artırıyordu. Üst düzeyde yaşanan bu katılımın etkilerini de her gittiğimiz yerde gördük.
Anladığım kadarıyla Kemal Kılıçdaroğlu, şehirde mitingin yanı sıra özellikle köy ve ilçelere ulaşmayı, az oy alınan yerlere gitmeyi hedeflemiş. Disiplinli ve prensipli bir şekilde yoğun program uygulanmasını istiyor. Katılımcı sayısına da çok takılmıyor. Daha çok vermek istediği mesajla ilgileniyor izlenimi aldım.
Tabii, böyle bir durumda saat, sıcak, köylerdeki iş yoğunlukları vs. katılım sayısını etkiliyor. Buna rağmen, miting deneyimim sınırlı da olsa, yerinde sıcak temasın daha etkili olduğunu düşünüyorum. Özellikle Çeltikçi ve Çakırca’da köylülerle çok uzun süre sohbet ettim. Hepsi bir parti genel başkanının köylerini ziyaretinden çok memnun olduklarını söylediler. Sorunları bana da anlattılar ve genel başkana iletmemi söylediler. Hatta sesimizi duyun, bizi dinleyin diye feryat ettiler…
Mümkün olduğunca birçok yerde, miting alanı çevresinde dolaştım. İlgiyi ölçümlemeye çalıştım. İnsanlar güneşin altında olduğu kadar, gölgede, dükkanlarda, kahvelerde, evlerde toplanmış, konuşmasını dinliyorlardı.
İlk gün Bilecik’ten çok geç vakit gelip, güzel katılımlı İnegöl mitingi; ikinci gün sivil toplum kuruluşları ile bir toplantı, bir açılış, 3 miting; 3. gün 9 miting yapıldı. Ayrıca, İznik-Orhangazi arasında 3 köyde yolu kesilip köylü vatandaşlarımızla sohbet etti. O köylerde çarşaflarını savura savura Kılıçdaroğlu’nu görmeye koşan kadınları gördük.
Aslında böyle mitinglere, ya civar köy ve ilçelerden araçlarla istekli insanlar taşınır, ya da parti üyeleri, onların yanında çalışanlar ya da o partinin egemen olduğu belediye çalışanları, hatta belediye olanaklarıyla tutulan otobüslerle taşınır. Belediye personel taşıma istihkakları biraz şişirilir. İktidar gücü olanlar bunu yapabiliyor.
Bu tür uygulamalar ile de kaynak sarfiyatı giderek artıyor. Onun içindir ki, bu kaynakları sağlayacak özelleştirme, TOKİ uygulamaları ve birçok operasyon çeşidiyle, gücün ve kaynağın arttırılmasını sağlayan uygulamalara tanık oluyoruz.
Kemal Kılıçdaroğlu’da bunların hesabını sormaya ve sorunları çözmeye talip olduğunu her vesileyle ifade etti. Hatta Öğretmenler Lokali’nde mitingi izleyen öğretmenlere, “Bizi öğretmenlerimiz ‘Siz doğru olun, eğri belasını bulur’ öğretisiyle yetiştirdi” diye seslendi.
Fidanları asan faşist anlayışın yaptığı anayasanın hak ve özgürlükler anlamında komple değişmesi gerekirken; alel tecel, danışmadan, işine gelmeyen kısmını değiştirmek istediği anayasayı dayatanların, mantık ve anlayışıyla hazırlayarak hap gibi yutturmaya çalışan anlayışa karşı uyardı.
Gerçekten, ele geçirdiği faşist anlayışın ürünü YÖK’ü kendi anlayışında olmayan insanlar yönetirken eleştiren anlayış, YÖK’ü anayasa paketine koymak şöyle dursun, şimdi, çok daha az oy alan adayı atayabiliyor. Hem de özgür irade, halk iradesini istediği zaman her şeyin önüne koyabildiği halde… Kılıçdaroğlu, YÖK’ü ve dokunulmazlıkları kaldıracaklarını net ifade etti.
Bu da bence çok doğru bir uygulama olur. Siz, eğer insanları iktidarınıza karşı bir tehdit görerek telefonlarını dinliyor, tutukluyor ve yargılıyorsanız, siz de bu usulle değilse de yargılanabiliyor olmalısınız. Kendinize yapılmasını istemediğinizi başkasına da yapmayın o zaman…
Evet, yine köşemden taşıyorum.
Yoğun bir programın ardından hele Orhangazi’de beklenmeyen katılım ve Gemlik’te yaşanan muhteşem final görülmeye değerdi doğrusu…
Miting dağılır dağılmaz, Gemlik Belediyesi’ne ait araçlarla hemen temizleme harekatının başladığını da görünce, Gemlik Belediye Başkanı’nın işini ne kadar planlı ve iyi yaptığına da tanık olduk.
Kıssadan hisse:
İnşallah özümüz de, sözümüz de şaşırmaz…

Sena Kaleli'nin Tüm Yazıları İçin Tıklayınız