| Aynı rant (Ayn Rand) |
| Pazartesi, 19 Nisan 2010 13:24 | |||
![]() Bir süre yazılarımda Ayn Rand’ın objektivizm felsefesiyle durum analizleri yapmaya çalışacağım. Kimimiz, hayatımızın akıl kullanma ve çabalarımıza bağlı olduğunu düşünür, bilir ve hayatı desteklemek, genişletmek için tam kapasitemizi kullanmayı yüce ahlaki kural haline getiririz. Kimimiz de böyle insanları yağmalamamıza yardım edecek kişilerden birlikler yaratarak, güç elde edenleri destekleyip tembel ve ikinci elcilerin varlıklarını sürdürmesine yardımcı oluruz. Bu tür insanlar suçlamaya, gereksiz sertleşmelere, şantaja, tehdit etmeye, çamur atmaya müsaittir. Suçlanma korkusu ve suçluluk duygusu, ancak katı, dürüst ve sarsılmayan adalet duygusu olan insanlara aittir. Katıksız kötüler de bu duyguları kullanır, yaralarına basarlar. Katı dürüstler, iş yaptıkları, iyi yaptıkları, işlerini ciddiye aldıkları, sorumluluk duyguları geliştiği, bir şeyler yarattıkları için de topluluklar tarafından çekilmez, sömürülür, baskı altına alınır, bastırılır ve suçlanır. Asıl niyetini kendinden ve ötekilerden saklayanlar, kuru çoğunluklar elde ederler. Kendine itiraf etmekten utanacakları şeyi olan katıksız kötülere destek veren ötekiler, katıksız kötünün sayesinde kendinden daha yetenekli ve çalışkan insanların kârından pay umarlar. Böylece çoğunluk desteği, herkesin yeteneğini, yapacağını, ihtiyacını saptayacak yetkiyi devir alır. Çanak tutula tutula belâ başa gelir, anlayınca da iş işten geçer… UNUTMAYIN DÜŞMANIN EN BÜYÜK SİLAHI DOST GÖRÜNTÜSÜDÜR. Doğru insanların açığını bulmak çok zordur. Ya pislik atarsınız, ya da uyulamayacak, onların ilkelerine, üretkenliklerine, beceri geliştirmelerine aykırı yasalar çıkarır, suçluyu yaratırsınız. Güç peşindeki bu yasa çıkarıcılar ve yandaşları, karın ağrısı, sorunlu bu masum insanları yönetemeyince bu oyunu sahneye koyarlar, onlar her şeyi suç ilan ederler, herkesi yasa ihlalcisi yapar, onları ortadan kaldırırlar. Ama bunları yapanlara hesap soramazsınız. Hesap sorulmasından, sorgulanmaktan haz etmeyen insanlara teslim olmak, giderek “in” oldu. Böyle insanları vizyoner kabul etmek kolaycılığına kaçılıyor. Aksi halde, demode, dinozor, tutucu, ortalık karıştıran huysuzlar olarak ilan ediliveriyorsunuz. Bu tür insanlar pratik çözümleri olduğuna ve çağı yakaladıklarına kendilerini de çevrelerini de kolayca inandırırlar. Siz hukuki konularda ve sonradan haklılığınızı kanıtladığınız konularda uyarıda bulunmaya çalışırken, karşı taraf sizi itham edici oluverir. Sizden, değerlerinizi, başkalarının değerleriyle değiştirmeniz beklenir. Yani, 3 maymunu oynamalısınız. Çünkü toplumun büyük bölümü teslimiyetçidir, savaş verebilecek, uğraşabilecek hiçbir birikim, istek ve güçleri yoktur. Onlar için en iyisi ve doğrusu, yorulmadan inanmaktır. Bir güç yaratmak ve yaslanmak yararlıdır. Yasalar herkes için geçerli olmadığından, adalet yeterli olmadığından, herkesin kendi hukuk anlayışı geçerli olduğundan, kararlaştırılan anayasa, yasa, yönetmelik ve kurallar, onlara uygulanmaz veya zarar vermez sanırlar. Bugüne kadar kime ne olmuştur ki? Herkes kendi kural ve yasalarına göre hareket etmemiş midir? Belki bunlardan ve uyumlu olmaktan, onların da çıkarları olabilir diye düşünürler. Eleştirmeyen, boyun eğen hep ödüllendirilmez mi? Ne bağımsız ve özgür ol, ne de bağımsız ve özgür olunmasını sağla. Sıradan, seriden, sürüden ol, sivri olma, popüler anlayış neyine yetmiyor? İnsanlar başlarına bir şey gelmeden, nedense anlamakta zorlanıyorlar. Ancak canları acıyınca bağırıyorlar. Ufakken uğraşmaya üşendikleri veya bir şeyler umdukları güç, kendi elleriyle büyüyüp onları yuttukça iş işten geçiyor. Bazıları da yine nedense sessiz kalarak destek veriyorlar, çokça hoşgörülü oluyorlar… Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın. Ama her sistemin bir kusuru, her oyunun da bir sonu vardır… Sena Kaleli'nin Tüm Yazıları İçin Tıklayınız
|

