| Arka bahçede planlar |
| Pazartesi, 15 Şubat 2010 18:00 | |||
![]() İstanbul’dan emir olunmuş, Bursa’ya çevre düzeni planı sunulmuş. Bugüne kadar sanayileşirken sesiniz çıkmadığına, genel politikalara karşı çıkamadığınıza göre, şimdi bizim planımıza karşı çıkmaya hakkınız yok, gibi bir psikolojik baskı yapmaya kendinde hak görülmüş. Trafik meselesini toplu taşımayla çözemeyenler, göçe engel olacak önlemleri planlayamayanlar, çevreyi, İstanbul’a nefes alacak ormanları yok edecek, yapılaşmayı, rantçılığı beraberinde getirecek; 3. köprüyü yapma, İstanbul’a giriş vizesi koyma gibi projeler getirebiliyor. Bunu da ileri görüş, iş bitiricilik gibi algılayıp, karşı çıkanları marjinal, iş yapamayan olarak algılıyor, kendi algısını da benimsetmeye çalışıyor. Dünya, başkalarının hayatını düşünerek, sınırsızca yaşamamamız gerektiği, yumruklarımızı kime zarar vereceğine bakmaksızın sallayamayacağımızın bilinciyle, uyum çağını idrak edemeyeceğimizle ilgili zirveler yaparken, biz komşu şehirlerimize karşı pervasızca yaklaşımlar ortaya koyabiliyoruz. Havza planlamasıyla tüm komşu şehirlerin birbirine saygılı tutum takınması gerekirken, hâlâ herkes bildiğini okumaya devam ediyor. Bu nasıl bir zihniyet? Sayın Kadir Topbaş, geçmişte sanayileşme kararı alınmış, şimdi de devam edin, biz de, İstanbul’u geçmişte sanayi şehri yapmışız diyemiyor, ama artık, İstanbul’u turizm, tarih, kültür, sanat şehri yapalım diyor kabaca… İyi de, geçmişte alınmış kararlar, yapılanlar nedeniyle, bugünün yönetimi aynı anlayışı sürdürmek zorunda değil ki… Daha çok kısa süre önce, Bursa sanayiye doydu, turizmi geliştirmeliyiz diyen Sayın Valimiz ve Belediye Başkanımızın önderliğinde Turizm Çalıştayı yapmadık mı? Peki, neden o zaman diğer iller bizimle ilgili bu kadar kolay karar alabiliyor. Çalıştayla ilgili yazımda da aslında bunu yazmaya hevesim olmadığını, Çanakkale Çalıştayı’nı okuyunca, “Bir turizm politikası mı belirlendi, acaba?” dedim. Meğer bu da bir stratejiymiş… Sağ gösterip, sol mu vuruluyor acaba diye düşünmeden edemiyor insan. Biz planlama önemli derken, bıyık altı gülenler, imar planı değiştirebiliyor. Ova Koruma Protokolü’nü yok sayıyorlar. Bursa’ya turisti getirecek ulaşımı sağlayamadan, daha halkını Uludağ’a çıkabilecek gelire kavuşturamadan, çevreye vereceği zararı, maliyetini, önceliğini hesaplayamadan dişli tren gibi şu anda öncelik olmayan projeler geliştirilebiliyor. Aynı zihniyetin İstanbul’daki yansıması, kendisi 3. Köprü, Galata-Port, Haydarpaşa gibi tarihi ve doğal mirası tehdit eden projelere karşı çıkamadığı halde, geçmişte sanayileşmeye karşı çıkmayan bir yetkili, çevre bilinci olmadığı bir dönem için, o günün genel politikalarına karşı çıkmadığı için, o günün şartlarını dikkate almadan Bursalıları suçlayabiliyor. Zaten, dikkat ederseniz, açık oturumlarda, kurumlarda, her yerde, insanlar arasında tüm kavgalar, hak teslimi yapılmamasından, geçmiş dönemle ilgili suçlamalardan çıkıyor. Kendi yetersizliğinizi, eksiğinizi, düşüncesizliğinizi, vizyonsuzluğunuzu, hatanızı, niyetinizi geçiştirmenin, ört bas etmenizin en kolay yolu geçmişi suçlamak ve edepsizlik ederek, karşı tarafın eleştirisinden ötürü yanlış yapmakla suçlamaktan geçer. O günün şartlarını, bir yandan o dönemin iyi yapılanlarına ortak olmak istediğinizi unutur, kötü bulduklarınızı başkalarına yaftalarsınız. Oysa asıl göreviniz, geçmişten iyisini yapmak, o günün hesabını vermektir. Ne hikmetse, böylelerine fazla hesap da soramazsınız, sorma hakkı da, had bildirme hakkı da onlarındır. Ben eski Nilüfer Belediye Başkanımız Sayın Ziya Güney’in yorumuna katılıyorum. Yenişehir ve Mustafakemalpaşa’ya yapılmaya çalışılan yatırımlar, eylül ayında Ro-Ro deneme seferlerinin bir şeylerin alt yapısı olduğunu bir gazeteye beyan etmiştim zaten. Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı Derneği ile Bura Büyükşehir Belediye Başkanlığı ortak gelişen kentler zırvası da yapmadı mı? Bu her türlü bina, tesis vs.’nin zil sesleri idi. Bunu, Sivilay üyelerine o zaman görüşüm olarak bildirmiştim. Aklın yolu bir… Sesleri, uyarıları aldık, ilgililer uyarılarını da yapıyor, mücadele ediliyor. Ama sonuçta mecliste çoğunluk karar verecek. Sonra Bursa, Bursalı suçlanacak… Yazık… Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız
|

