Aman Peter Oil!
Pazartesi, 24 Kasım 2008 18:15

altDünyada genel olarak ham petrolün varil fiyatlarının düşmesine rağmen, sektörümüzün can suyu petrol, kanımızı emmeye hala devam ediyor. Her nasılsa bunun nedeni de bulunamıyor.
Petrol fiyatlarındaki düşüşün nihai tüketiciye gerçek oranlı yansımamasının birkaç müsebbibi var. Kimisine göre özelleştirilen TÜPRAŞ, kimisine göre kanuni yetkisini kullanmayan, görevini iyi yapmayan Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK), kimisine göre serbest piyasada karını artıran dağıtım şirketleri ve bayiler, kimisine göre kriz nedeniyle doların yükselişi, kimisine ve bana göre de devletin vazgeçemediği vergiler…
Gerçekten temmuz ayında tavan yapan, neredeyse 150 doları zorlayan petrol, şimdi neredeyse 50 dolara kadar düştü. Küresel ekonomik kriz nedeniyle talebin düşmesi, doğrudan petrol fiyatlarını da düşürdü. Şu aralar OPEC üyeleri üretimi kısıyor, Uzakdoğu ülkeleriyse talebini artırıyor, fiyat yeniden yükseliyor. Çin dünyanın en büyük ikinci petrol tüketicisi konumuna gelmiş. (Bir de iç tüketimini artırsa…)
Uzmanlar, petrol fiyatlarının menkul kıymetler piyasasını takip ettiğini, bu piyasadaki artışın talepte artışa neden olacağını düşündüklerini ifade ediyor. Akaryakıt fiyatının yüzde 25’i ham petrol, yüzde 60’ı da vergilerden oluşuyor. Bu oran benzinde yaklaşık yüzde 64, mazotta yüzde 51’e ulaşıyor. Geriye yüzde 15’lik bölüm kalıyor. Bunun yüzde 10-12’si kar payı olarak yansıyor.
Dağıtım şirketleri, kar payını bayileriyle yarı yarıya paylaşıyor. Akaryakıttaki indirimli satışlar, ‘filo anlaşmaları’yla gerçekleşebiliyor. Toplu müşteriyi gören dağıtım şirketi, kendi yüzde 5-6’lık kar payından bile vazgeçebiliyor. ‘Filo’daki araçların yöneldiği bayiler de karından bir miktar fedakarlık yaparsa, alınan indirim yüzde 8-9’lara kadar çıkabiliyor. Ancak, bu indirimler Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) enflasyon hesaplarına yansıyamıyor.
Akaryakıt sektörü geçen yıl 62 milyar YTL ciroya ulaşmış. Bu cirodan, Türkiye’nin toplam dolaylı vergilerinin yüzde 22’si ortaya çıkmış. 62 milyar YTL’lik cironun yüzde 30’u da, yani 18,6 milyar YTL’si ‘toplu satışlar’dan oluşmuş. Yani, akaryakıt dağıtım şirketleri ve bayiler yılda ortalama 1 milyar YTL’lik ‘indirim’ yapıyor. Bunu ‘filo’ sahibi şirketler hissedebiliyor. Kendi aracıyla pompaya yanaşan, deklare fiyatı ödüyor. Yoksa, filo indirimleri, vatandaşa bindirim olarak mı geri dönüyor?
Ulaştırma Bakanımız Binali Yıldırım; petrol fiyatlarının yüzde 15 gibi düşük oranda düşmesini ‘etik bulmadığını’ ifade ediyor. Bu arada Rekabet Kurumu’nun petrol fiyatlarında haksız kazanç tespit ettiğini, petrol dağıtıcı firmalara çok ciddi cezalar gelirse şaşırmamamız gerektiğini söylüyor. Ama Rekabet Kurulu’nun raporunu inceleyen TOBB Petrol Meclis Başkanı Canan Ediboğlu, Rekabet Kurulu’nun ‘haksız rekabete ilişkin şikayetin, işlem yapılacak nitelikte olmadığı’ yönünde karar verdiğini söylüyor.
TÜPRAŞ’ın özelleşip Koç Grubu’na geçmesinden sonra rafineri çıkış fiyatının hesaplanmasında hiç değişiklik olmamış. Bu değişiklik özelleştirme şartlarında öngörülmemiş mi? Herkes birbirini suçluyor, TÜPRAŞ’tan ses yok. İşte geçen haftalarda yazdığımız özelleştirme konusuyla ilgili tekel konumunda bir İDT’nin özelleştirilme örneği… Aslında bunlar hep bilinmesi, beklenmesi gereken sonuçlar ama birileri söylerken çok sevimli gelmez.
Bu suçlamalar üzerine başta PETDER (Petrol Sanayi Derneği) olmak üzere, sektör temsilcileri savunmaya geçti: “Türkiye’deki akaryakıt ürünlerinin fiyatının içinde ham petrolün payı yüzde 25’tir. Fiyatın ortalama yüzde 60’ını vergiler oluşturur. Petrol fiyatı düşerken, doların yükseldiğini de unutmayalım.”
Petrol, kuyudan pompaya uzun bir yolculuk yapıyor. Pompadan ham petrol satılmadığı için rafinaj, lojistik, dağıtım, depolama, vergiyle giydirme, arz, talep, hep sözünü ettiğim elektronik piyasalarda el değiştirme, spekülatörler, döviz kurları pompa fiyatlarının oluşmasında etken. Petrolün varili 100 dolarken, dolar/YTL paritesi 1,2 idi, şimdi varil fiyatı 50 dolara düştü, ama parite 1,7 oldu.
Türkiye’de petrol fiyatları 1 Ocak 2005 tarihinden itibaren serbest bırakıldı. Akaryakıt fiyatlarının yüksek seyretmesine sebep olarak TÜPRAŞ’ın fiyatların yüksek olduğu dönemde büyük miktarda petrol anlaşması yapması gösteriliyor. Eğer böyleyse, TÜPRAŞ stoklu çalışıyor, dünyadaki gelişmelere karşın temkinli davranmıyor demektir. Tersi ise fırsatçı demektir. Bu da giriş-çıkış faturaları denetlenerek çok kolay ortaya konabilir. Koymak istemiyorsanız, top böyle ortada dolanır. Bildik taktikler…
Yani anlaşılır gibi değil, ham petrol ile Türkiye’de akaryakıt fiyatlarının karşılıklı iyi analiz edilmesi bu kadar mı zor? Anlık iniş-çıkışlar küçük zaman farklılıklarıyla ürün fiyatlarına yansıtılamaz mı? Yükselen fiyatları hemen yansıtanlar, düşeni yansıtmakta niye bu kadar gecikiyorlar? Bazen işimize gelmedi mi, o mu, bu mu oyalar, konuyu uzatır, çözümsüz gibi gösterip, gerçek hedeften uzaklaşırız…
Meclis Enerji ve Sanayi Komisyonu Başkanı Soner Aksoy da ham petrol fiyatlarındaki düşüşün, benzin ve motorine yansıtılması için EPDK’yı göreve çağırıyor. Gerekli kanuni düzenlemeleri Meclis’in yaptığını, tüketicinin mağdur olmaması, haksızlığın önlenmesi gerektiğini belirtiyor. Dikkat edin, idare kendine hiç pay çıkarmıyor.  Ortada haksızlık, etik olmayan davranışlar olarak tanımlanan bir durum ve alınabilecek bir sürü önlem varken; “Yapacağız, edeceğiz, onun görevi, bunun sorumluluğu…” Herkes birbirine pas ediyor. Golü vatandaş yiyor. Başka yiyecek bir şey yok nasılsa… Özelleşen şirketin özelleştirilme şartlarını kim koydu? Kim düzeltir? Petrol fiyatı düşerse, vergiler de otomatik düşer tabii… Hep bildik durumlar…
Dizginler ‘petrol’ün mü ‘TÜPRAŞ’ın mı, ‘EPDK’nın mı, ‘hükümet’in mi elinde? Filo bazında petrolü kullanan sektörlerden de hiç ses çıkmıyor nedense…
Eninde Petrol, sonunda Petrol… Her yönden muhtaç durumdayız. Ajda Pekkan’ın şarkısı bu yıl Eurovision’a gitse yüzde yüz birinci olur.
“Petrol fiyatlarının iniş çıkışları her zaman karmaşık duygular içinde bırakır, yüksek mi, düşük mü olsun tercihi konusunda ikilem yaşarız” diyor Royal Dutch Shell İcra Kurulu Başkanı Veer.
BOTAŞ geri kalmadı, doğal gaz fiyatlarını yüzde 22,5 oranında artırdı. LPG’li araç sayısı artıyormuş. Bunlar da ayrı irdelenmesi gereken konular. Üffff, vıdı vıdı herkesi kızdırıyoruz, sal bayıra, Allah kayıra… Kim uğraşır bunlarla… Enerji fiyatlarıyla niye enerjimizi tüketiyoruz.

Sena Kaleli
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız