Yönetim kadının da hakkıdır
Pazartesi, 06 Nisan 2009 16:37

alt

1. Kadın erkek farklılığını, bir toplumsal çeşitlilik ve toplumların uluslararası rekabette öne çıkacak şekilde fark yaratmasında bir zenginlik unsuru olarak gördüğümüzü,
2. İnsan kaynakları (İK) politikalarımızı kadın-erkek eşitliğini yansıtacak şekilde gözden geçirerek, yönetimde kararların alınmasında kadınlara fırsat eşitliği sağlayacak kriterleri tanımlayacağımızı,
3. Kadın çalışanları yönetim kadrolarında yer alma konusunda cesaretlendirmek üzere iş-aile yaşamı uyumlaştırılmasına ilişkin atılacak adımları (çocuk bakım hizmeti vb.) belirleyeceğimizi ve gerekli yöntemleri geliştireceğimizi,
4. Tüm strateji, politika ve süreçlerle kurum kültürünün bu çerçevede gözden geçirilmesini ve gerekiyorsa yeniden tasarlanmasını kapsayan yaklaşımlar ve programlar ile uygulamaya alacağımızı,
5. Değer zincirimizi oluşturan işbirliklerimizde, kadın-erkek eşitliğini gözeten uygulamaları ve yayılımını destekleyeceğimizi,
6. Bu konudaki uygulamalarımızın etkililiklerini uygun göstergelerle ölçeceğimizi, özdeğerlendirmemizi sürekli yapacağımızı, sonuçları, ilgili tüm taraflar ve toplumla düzenli olarak paylaşacağımızı,
7. Yönetim kademelerinde kadın erkek eşitliğini teşvik edecek, ilgili yasal çerçevenin uygulanması ve iyileştirilmesine yönelik her tür faaliyette aktif olarak rol alacağımızı,
8. Uzun dönemde şirketler arasında toplumsal cinsiyet eşitliğinin sürekli kılınmasını değerlendiren ortak bir girişim kurulması için çalışmalarda bulunacağımızı beyan ederiz.
Bu bildirgenin altına kaçınız, hem gerçek kişi hem de tüzel kişi olarak imza atabilirsiniz?
Türkiye genelinde bu bildirgeye imza atmış birçok sivil toplum örgütü ve firma bulunmaktadır. Bursa’dan bu bildirgeye imza atan Bursa İş Kadınları ve Yöneticileri Derneği (BUİKAD) ve Yeşim Tekstil, benim bildiklerimdir. İsimlerini sayamadıklarımın affına sığınıyorum.
KalDer’in hazırlamış olduğu bu bildirge ile ülkemizin daha fazla demokratikleşmesi, sürdürülebilir bir kalkınma gerçekleştirebilmesi, insan haklarına saygılı ve farklılıkların katma değerini iyi kullanabilen bir iş gücü oluşturması için yönetimde kadın-erkek eşitliğinin önemli olduğunun altı çizilmektedir.
1845 yılından itibaren kadınlarımız kademe kademe statüsünü artırmaya başlamış, en anlamlı ve kalıcı değişiklikler Cumhuriyetimizin ilanı ve sonrasında gerçekleşmiş ve yıllar ilerledikçe yeni açılımlar oluşmaya devam etmiştir.
1985 yılında ülkemizin, Birleşmiş Milletler Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi’ni (CEDAW ) imzalaması ve 1986 yılında yürürlüğü girmesi ile dünyada kabul gören cinslerin eşitliği de benimsenmeye başlanmıştır. 1986’dan bu yana bu gelişme artarak devam etmiştir.
Yönetimde kadının söz sahibi olması ile ilgili ciddi bir sorun yaşanmazken, kadın erkek fırsat eşitliğinde aynı pozitif yaklaşımı gösteremeyeceğim. Ülkemizin de aralarında bulunduğu birçok dünya ülkesinde fırsat eşitsizliği yaşanmaktadır. Hala yapısal reformları devam eden bir ülke olarak KalDer’in hazırladığı ve geniş imza katılımının sağlandığı bu bildirgede, kadının yönetim kademelerinde rol üstlenmesi ile yaratıcılık ve yenilikçilik artışı ile karlılığı ve verimliliği, müşteri ve tüketiciyi temsil ederek memnuniyetin, çalışan memnuniyetini artırmanın, kurum – ülke imajını geliştirmenin ve bu konuya duyarlı yatırımcıların ilgisini çekmenin mümkün olacağı vurgulanmaktadır.
Evet, tekrar soruyorum. Bu bildirgenin altına kaçınız imza atabilir?

 

Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız