|
Pazartesi, 29 Aralık 2008 15:58 |
|

Yağmur duasına kaçınız katıldı? Ankara’nın kurak bir köyünde doğmuş birisi olarak, kuraklıktan ürünün daha olgunlaşmadan tarlada güneşten kuruduğu bir dönemde, çocukluğumda bir yağmur duasına katıldığımı hayal meyal hatırlıyorum. Hatırladığım; bu gösterişli ve katılımı yüksek organizasyon sonrasında yağmurun yağmadığıydı. Bu olay, dediğim gibi kurak Anadolu coğrafyasında gerçekleşmişti. Gelelim dünyanın öteki ucuna. Yakın tarihte rüya şehir olarak kabul gören New York City’deydim. Yerel haberleri izlerken, bir an gözlerime inanamadığım ama arkasından, katıldığım yağmur duasını hatırlayarak gülümsediğim anlar yaşadım. Kurak Anadolu coğrafyası ve dünyaya hükmeden Amerika. Ne kadar tezattı. Amerika yağmur duasına çıkmamıştı tabii ki ama otomotiv sektörünün düştüğü darboğazdan kurtulabilmesi için otomotiv dünyasının merkezi olan Detroit’te yüzlerce insanın ve 3 büyük otomobil markasının da bulunduğu bir kilisede hep birlikte dua ediliyordu. GM ve Chrysler’in açık açık krizde olduklarını duyurmaları ve Ford’dan kötü sinyallerin gelmesi nedeni ile 2,5 milyon kişinin istihdam edildiği koskoca endüstriyi kurtarmak için senatodan olumlu sonuç çıkmasa da 14 milyar dolarlık kurtarma paketinin açıklanması durumun vahametini göstermişti. Gelelim ülkemize… Krizlere alışık ve kendine has bağışıklık sistemi geliştirmiş olan kırılgan ekonomimiz ve bizler, kendi çabaları ile hayatta kalabilme mücadelesine aylar önce başlamış durumdaydık. Her krizde darboğazdan kurtulmak için ihracata sarılan sanayicimiz, bu sefer hükümetlerinden kurtarma paketi bekleyen sektörlerle karşılaşmıştır. Yolunu gözleyecek bir paketi olmayan ve 74 bin kişinin istihdam edildiği Türkiye otomotiv sektörünün durumu, yurtdışına bağımlılık nedeni ile bildiğiniz ve duyduğunuz ve bizzat yaşadığınız gibi… Birçok ana ve yan sanayi işletmesi üretimlerine kısa süreli ara verdiğini açıkladı. Ocak ayının nerdeyse tamamında üretimine ara vereceğini duyuran işletmeleri de hatırlatmak isterim. İşletmelerin en büyük girdi maliyetlerinden birisi olan personel maliyetlerinin, küçülme kararı alan işletmelerin algıda seçiciliğinin başrol oyuncusu olduğunu hepimiz bilmekteyiz. Yarı ücretli veya ücretsiz izinlerle şu ana kadar durumu idare edebilen işverenin, idare edebilir durumu giderek azalmaktadır. Yazılı basında yer almaya başlayan toplu işten çıkartmaların ‘kaçınılmaz son’ olduğunu daha önceki yazılarımda dile getirmiştim. Fakat kaçınılmaz son kapımıza dayandıysa, bunun adil bir biçimde yapılması gerektiğini tekrar hatırlatmak istedim. İnsan kaynakları uygulamaları, sunulan sosyal haklar ve sayısız artıları ile işgücüne tavsiyede bulunduğum sektörün, yanlış uygulamalardan zarar görmemesini ümit ediyorum. Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız
|