Networking
Pazartesi, 23 Mart 2009 18:54

alt

Parlak ve gelecek vadeden bir yönetici veya profesyonel olarak tanımlandığı halde işten çıkartılan veya anlaşarak yollarını ayırmak zorunda kalan kişiler görmüş veya duymuşsunuzdur etrafınızda. Özellikle son dönemlerde yaşadığımız istihdam daralmasında birçok nitelikli iş gücü benzer durumla karşı karşıya kalmıştır. Birçok kurumsal firmada da yaşanmaya başlanan bu süreçte, işten çıkartılan bu verimli insanlar hazırlıksız ve beklenmedik biçimde yakalandıkları için sudan çıkmış balığa dönmektedirler.
Eğer bunlardan birisiyseniz ve kafanızı işinize gömüp etrafınıza bakma gereği duymamışsanız sizleri zor günlerin beklediğini üzülerek söylemek isterim. Aslında bu özelliğiniz birçok işverenin sizi istihdam etmesi için yeterli bir özellikken, koşullar değişip siz iş aramak zorunda kaldığınızda size faydalı olamayacak bir özelliğiniz haline gelebilir.
Aidiyet duygusu yukarıda da belirttiğim gibi her işletmenin aradığı ve istihdam sürecinde sorguladığı bir niteliktir. Uzun süreli çalışan bir profesyonel olmak, kendi işi ve işletmesi dışında çevresi ile ilgilenmemek ne kadar sadık bir çalışan olduğunuzu duymanıza ve dönem dönem bu özelliğinizle övünmenize sebep olabilir.
Ama zamane iş dünyasında bu özelliğiniz çok da matah algılanmamaktadır. Çünkü zaman, işinizi yaparken paralelinde ilerlemesi ve genişlemesi beklenen Networking yapma zamanıdır.
Networking kimilerine göre büyük adamlarla sohbet kimilerine göre de torpil anlamına gelebilir ama en Türkçeleştirilmişi ile ağ oluşturmaktır.
Katıldığınız konferanslarda, iş toplantılarında tanımadığınız bir insanın yanına yaklaşıp sohbet edebiliyor, onun hikayesini dinleyebiliyor ve kendi hikayenizi anlatabiliyorsanız bu Networking yapma özelliğinizin olduğunun göstergesidir.
Çünkü Network oluşturmak için meraklı olmak, dinlemeyi sevmek ve yeni insanları tanımaktan heyecan duymak gerekir. Bunlardan birinin eksik olması halinde sohbet esnasında samimiyetsiz ve bunu zorla yaptığınız diğer kişiler tarafından rahatlıkla anlaşılacaktır. Ve böylece verimsiz bir sohbet ve zaman kaybından başka bir şey olmayacaktır. Önemli olan Network oluşturmakla birlikte bu ağı koruyabilmektir.
Aslında Networking yapmak istemenin altında özel yaşamımızda da yapmaya çalıştığımız sosyalleşme isteği yer almaktadır.
Bu nedenle öğrenim hayatımızın başlarından itibaren arkadaş ilişkilerimizi sağlam temellere oturtup, mezuniyet sonrasında ilişkileri koparmadan hatta mezunlar derneklerinde aktif görevler alarak geniş bir ağı elimizde tutabilmeyi becerebilmek gerekir. Bunu neden söylüyorum, aynı sıralarda oturduğunuz, aynı mizah anlayışına sahip olduğunuz bir arkadaşınızın kariyerinin zirvesinde çok iyi konumda olduğu bir dönemde size fayda sağlayacağına inandığınızda insanların tüm şartları zorlayarak ulaşmaya çalıştığı bu kişiye siz bir telefon kadar yakın olabileceksiniz. Buna ister torpil deyin ister arkadaş kıyağı ama önemli olan sonucunda size fayda getirip getirmediğidir.
İş dünyasında ise Network kurabilmenin en iyi yolu ilgi duyduğunuz kurum, sivil toplum örgütleri hatta hobileriniz için ortamlar oluşturmak veya oluşmuş ortamların bir parçası olmaktan geçmektedir.
Çalışıyor iseniz şirketin tepe yöneticileri ile iletişimi sıcak tutmayı sağlamak, bulunduğunuz sektörde rakip işletmelerin üst düzeyini tanımak ve dönem dönem fikir paylaşımında bulunmak, sektörel derneklerde ve toplantılarda aktif bir kişilik sergileyerek dikkat çekmek ve ortak dili konuştuğunuza inandığınız sivil toplum örgütlerinde yer almak benim size aktarabileceğim tüyolarımdır.
Geniş bir Network’le kalın.

 

Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız