Memleket meselesi
Pazartesi, 20 Nisan 2009 16:52

alt

KalDer’in gerçekleştir-miş olduğu 7. Kalite ve Başarı Sempoz-yumu’nun oturumlarından bazılarına katılma şansım oldu.
Beklenilenin üzerinde oldukça yoğun katılımın yaşandığı organizasyonda bir kadın olarak dikkatimi çeken oturum, Çalışan Kadın Gözüyle Yaşamak oldu.
Ülkemizin ilk kadın valisi olan (Muğla eski Valisi) Dr. Lale Aytaman ve Başbakanlık Kadının Statüsü Genel Müdür Yardımcısı Leyla Coşkun’un konuk konuşmacı olduğu oturumda, Kadının Statüsü Genel Müdür Yardımcısı Leyla Coşkun’un verdiği bilgiler oldukça çarpıcıydı.
Veriler sonucu ortaya çıkan tablo salondaki hiçbir dinleyiciyi memnun eder nitelikte değildi maalesef.
2007 yılı verilerine baktığımızda çalışabilir yaştaki kadın iş gücü oranımız yüzde 24,8 olarak görülmektedir. Bu oran Avrupa Birliği ülkelerinin neredeyse yarısı kadardır.
Tabi bu istihdam oranın dağılımı da oldukça şaşırtıcı. Ülkemizdeki kadın istihdamının yüzde 47,3’ü tarım sektöründe yer alırken, yüzde 38,5’i hizmet sektöründe ve yüzde 14,2’si de sanayi sektöründe yer almaktadır. Tarım sektöründeki dağılmadan ve kırsaldan kente göç nedeni ile kırsalda ücretsiz aile işçisi olsa da çalışma fırsatı bulan kadın kentte vasfa sahip olmadığı için istihdamdan uzaklaşmaktadır.
2007 yılı verilerine göre kadın işsizlik oranımız yüzde 10,3 olarak tespit edilmiştir. Fakat tarım sektörü dışarıda bırakıldığında bu oran dramatik bir şekilde yüzde 17,9 olarak artmaktadır.
Kadın eğitildiğinde istihdama daha fazla dahil olmakta. Yüksek okul mezunu olan kadınların yüzde 70 i, İlkokul mezunu kadınların da yüzde 15’i istihdama dahil olmaktadır. Yani genç kızlarımızın okullaşma oranı arttıkça kadın istihdam oranı da paralelinde artmaktadır.
Ülkemizdeki kadın istihdam tablosu uzun yıllar hiçbirimizi memnun etmeyecek gibi görünüyor. Avrupa Birliği müzakere sürecinde ayağımıza takılacak önemli sorunlardan birisinin de kadın istihdam oranımızın birlik standartlarına uyumsuzluğu olduğuna inanmaktayım. Kadının istihdamda yeteri kadar görünür olmadığını bilen ve dile getiren birisi olarak devletin resmi rakamları ile de hafızalarımıza kazımış olduk.
Peki, bu durum kadının yönetim mekanizmalarında yer almasına nasıl yansımaktadır?
O daha da vahim bir durumda. Bu konu hakkında ülkemizin 1991’de Muğla Valiliği’ne atanmış ilk ve tek kadın valisi olan Dr. Lale Aytaman’dan şaşırtıcı bir o kadar da gerçekçi, biraz da hayat tecrübelerine dayanan bilgiler edindik. Ülke yönetiminde var olamayan özellikle kendi deyimi ile görünür olamayan cinsler olarak tanımladı biz kadınları.
“Kadın ne istihdamda ne yönetimde ne de siyasette görünür olamamıştır” dedi.
Evet, aslında engin deneyimleri olan Sayın Ataman gerçeğe parmak basmıştı. Ülke nüfusumuzun yarısından daha fazlasını oluşturan biz kadınlar, ülke yönetiminde de söz sahibi olamadığımız gibi görünür olmayı bile başaramamış durumdayız. Fakat bu kadının yetersizliği midir yoksa eşit şartlarda mücadele edememekten midir? Kadın sorunu yalnızca kadınlar tarafından tartışılıp kadının kendi sorunu olarak kaldığında sonucun sonuçsuzluk olduğunu hepimiz bilmekte ve yaşamaktayız. Kadın sorunu ancak memleket sorunu olarak algılandığı takdirde çözümlenecektir. 

 

Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız