|

Ülkemizde kadın istihdam oranı 2006 verilerine göre yüzde 26’dır. Oysa bu oran 1980’li yıllarda yüzde 46 civarındaydı. Ne oldu da dramatik bir düşüş yaşadık, yaklaşık 30 yıldır? Aslında modern dünyanın tüm nimetlerinden yararlanıyor ve modern dünya ile rekabet edebilir oranda gelişmeler yaşıyorken, bu terse gidiş neden! Gelin biraz kadının istihdamdaki dağılımını, yukarıda belirttiğim terse gidişi, istihdamdan uzaklaşma nedenlerine bakalım ve modern dünyada kadının neden iş hayatında uzaklaştığının altını çizelim. Ülkemizde yüzde 26’lık kadın istihdamının yüzde 46’sı tarım sektöründe, yüzde 37’si hizmet sektöründe ve yüzde 17’si sanayi sektöründe dağılım göstermektedir. Bu demek oluyor ki zaten ücretsiz aile işçisi olan kadın, tarım sektörünün dağılımı ile evde oturmaya mahkum oluyor. En çok kayıtlı kadın istihdamı barından sektör hizmet sektörüdür malumunuz. Kadınlarımızın kendisini daha rahat ifade edebildiği, mükemmeli yakalama arzusu nedeni ile yüksek kalitede hizmet verebildiği bu sektör, aynı zamanda en çok kadın girişimci barındıran sektör olarak da bilinir. Nedenleri arasında ise daha az sermaye ile girilebildiği için kadın, girişimcilik konusunda bu sektörde daha cesur davranabilmektedir. Kadını fazla göremediğimiz sektörümüz ise ülkemizin lokomotifi olan sanayi sektörüdür. Özellikle otomotiv ve makine sektörü, orta ve üst düzey kadın yönetici görmemize rağmen daha maskülen bir yapı barındırmasından dolayı kadının en az istihdam edildiği sektörlerdir. Üstelik birçok Avrupa ülkesinden daha fazla kadın çalışanımız olmasına rağmen… Her 100 kadından 73’ünün çalışmama nedenini ev kadınlığı olarak gösterdiği ülkemizde, kadının istihdamdan uzaklaşma nedenleri sosyokültürel yapımızla doğrudan ilintilidir. Eğitim eksikliği kadının istihdamdan uzaklaşmasının en büyük sebeplerinden birisidir. Kadın eğitildiğinde istihdamda kalabilmeyi becerirken, eğitim alamayan kadın ev kadını olmayı tercih etmekte veya kötü koşullarda ve düşük ücretlerde iş bulabilmektedir. Şartların kötü olması da kadını evde oturmaya itmektedir. İkinci neden ise aynı yetkinliklere sahip olmalarına rağmen daha düşük ücret, daha düşük kazanç elde etmeleridir. Dünyanın sorunu olan bu konu ülkemizde de yaşanmakta, hatta ücret farkının bazı durumlarda yüzde 42’ye kadar çıktığı örnekler görmekteyiz. Sonuncusu ama belki de en önemlisi ve yukarıda belirttiğim sosyokültürel yapımızla doğrudan bağlantılı olan konu ise çocuk ve yaşlı bakımının toplumumuzun biçtiği rol nedeni ile kadına ait bir görev olmasıdır. Doğurganlık özelliğimiz nedeni ile kadın anne olduğunda öncelikleri de değişmektedir. Yasalarla zorunlu hale getirilmiş olmasına rağmen kreş desteği vermeyen işletmelerde çalışan anneler bu hizmeti dışarıdan almaya kalktığında kazancı kadar para ödediğini gördüğünde çalışmaktan vazgeçip evde çocuğuna bakmayı tercih etmektedir. Aynı durum yaşlı bakımı için de geçerlidir. Unutmamak gerekir kadın bir birey, anne, eş, evlat, çalışan rollerinin hepsini aynı anda oynamak zorundadır. Kadının bu roller için ara verme lüksü yoktur. Bu nedenle Dünya Kadınlar Günü kutlanırken, bir kadın olarak kadın meselesine değinmek istedim. Kadının şartlarının kolaylaştırılması değil yaklaşımım, kadının eşit şartlarda mücadele ve rekabet edebilir zeminin oluşturulması için gerekli duyarlılığı gösterelim, diye yazdım dilim döndüğünce. Kadın meselesini veya kadının hatırlanmasını bir güne sığdırmak tabii ki yeterli değildir, fakat kamuoyu oluşturmak ve konuya dikkat çekmek adına her bir günün tarafınızdan önemsenmesi dileğimle...
Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız
|